KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 9-11 Haziran 2026 tarihli toplantısında aldığı kararlara ilişkin konuştu. Yusuf, bu kararların ardından Taşınmaz Mal Komisyonu’nun geleceği ve KKTC’deki mülkiyet rejimine ilişkin yapılan değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yusuf, “Ortada ne TMK’yı geçersiz ilan eden bir karar vardır ne de KKTC’deki mülkiyet düzenini ortadan kaldıran bir hüküm bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı. Yusuf, kararın özünün, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2014 tarihli Kıbrıs/Türkiye adil tazmin kararındaki 63’üncü paragrafın nasıl yorumlanacağına ilişkin hukuki bir tartışmadan ibaret olduğunu kaydetti.
‘YENİ BİR MAHKÛMİYET YA DA YAPTIRIM YOK’
Bakanlar Komitesi’nin, Mahkeme’nin ilgili paragraf konusunda açıklama yapmasının yararlı olacağı kanaatine vardığını ve Sekretarya’dan Haziran 2027’de değerlendirilmek üzere bir taslak hazırlamasını istediğini belirten Yusuf, şunları söyledi:
“Bugün itibarıyla verilmiş yeni bir mahkûmiyet kararı yoktur. Türkiye’ye yönelik yeni bir yaptırım söz konusu değildir. TMK’yı hedef alan yeni bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna rağmen bazı çevrelerin dünkü kararı ‘TMK bitti!’, ‘KKTC köşeye sıkıştı!’ veya ‘Mülkiyet rejimi çöktü!’ şeklinde yorumlaması hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.”

‘BASKI ARTIYOR’
Komite’nin kullandığı dilin her geçen yıl sertleştiğini de ifade eden Yusuf, “Türkiye üzerinde siyasi ve hukuki baskının arttığı bir gerçektir. Ancak ciddi bir gelişmeyi değerlendirmek ile felaket tellallığı yapmak arasında büyük fark vardır.” dedi. Haziran 2026 kararlarında TMK’nın hukuken geçersiz sayıldığına ilişkin herhangi bir ifade bulunmadığını vurgulayan Yusuf, KKTC’deki mülkiyet sisteminin uluslararası hukuk açısından reddedildiğine dair bir karar da alınmadığını söyledi. Kararlarda Maraş veya diğer mülkiyet dosyalarına ilişkin yeni bir yaptırım yer almadığını belirten Yusuf, “KKTC’nin statüsünü etkileyen herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
‘ASIL TAKİP EDİLMESİ GEREKEN SÜREÇ’
Yusuf, önümüzdeki dönemde dikkatle takip edilmesi gereken konunun, AİHM’nin 2014 tarihli kararın 63’üncü paragrafına ilişkin yapabileceği olası yorum ile bunun Bakanlar Komitesi tarafından nasıl değerlendirileceği olduğunu belirtti. Yusuf, mevcut kararların KKTC açısından doğrudan sonuç doğuran değil, Türkiye açısından hukuki ve diplomatik baskının artabileceğine işaret eden usule ilişkin gelişmeler olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
‘KIBRIS TÜRK HALKININ İHTİYACI SOĞUKKANLILIK’
Kıbrıs Türk halkının geçmişte benzer süreçleri birçok kez yaşadığını hatırlatan Yusuf, gelişmelerin ne küçümsenmesi ne de bir felaket senaryosuna dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Yusuf, “Kıbrıs Türk halkının ihtiyacı paniğe kapılmak değil, gelişmeleri doğru okumaktır. Uluslararası hukukta da diplomaside de en büyük hata, gerçek tehdidi küçümsemek kadar olmayan bir tehdidi varmış gibi göstermektir.” diye konuştu.