Almanya Milli Takımı'nın Dünya Kupası'nda konakladığı Kuzey Carolina eyaleti, zengin hayvan çeşitliliği ile tanınır. Burada boz ayılar, kızıl vaşaklar ve çakallar da dahil olmak üzere birçok hayvan yaşıyor. Joshua Kimmich “Burada hayvanlara biraz saygı duyuyorum” diyor.
Geçtiğimiz günlerde Winston-Salem’de Kimmich'in yoluna bir yılan çıkmış ve kendisine bu yılanın zehirli olduğu söylenmiş. “İnsanı öldürebilir mi, sanmıyorum” diyor Kimmich: “Ama en azından tehlikeli.”
Hermanns, bu saygıyı son derece yerinde buluyor:
"Kuzey Amerika’daki Dünya Kupası’nda oynanacak ikinci grup maçı öncesinde, kendisi ve milli takımdaki takım arkadaşları için genel durum da buna benzer. Almanlar, Toronto’da Fildişi Sahili ile karşılaşacak. Bu, turnuvaya da bir galibiyetle başlayan, kaliteli ve zorlu bir rakip.
Milli takım, farzı misal, Fildişi Sahili’ne yenilirse, bu durum takım için hemen bir felaket anlamına gelmez. Ancak bu, turnuvanın ilerleyen aşamaları için kesinlikle tehlikeli olur."
Bu durum Almanya için tamamen yeni bir şey değil. Milenyumdan bu yana turnuva geçmişine bakıldığında ikinci maçların çoğu zaman onları zorladığı görülüyor. Hatta “Der Spiegel” dergisi, Almanların bu maçlarda sürekli olarak zayıf performans sergilemesinin ardından, birkaç yıl önce “İkinci Maçın Laneti” başlığını atmıştı.
2006 ile 2016 arasındaki başarılı dönemlerde de durum böyleydi. Jürgen Klinsmann ve Joachim Löw’ün teknik direktörlüğünde Almanlar, o dönemde katıldıkları tüm Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonalarında ilk dörde girmeyi başardılar. Her seferinde turnuvaya bir galibiyetle başladılar, ancak ikinci maçta sık sık sorunlar yaşandı.
Sadece 2006’da, kendi evlerinde düzenlenen Dünya Kupası’nda (Oliver Neuville’in Polonya’ya attığı son dakika golüyle) ve 2012 Avrupa Şampiyonası’nda (Hollanda’ya karşı 2-1), açılış maçındaki galibiyetin hemen ardından ikinci bir zafer elde ederek sonraki turu erkenden garantilemeyi başardılar. Ancak bu iki turnuva haricinde Panzerler, ikinci maçlardaki zayıf performansı nedeniyle işleri kendine gereksiz yere zorlaştırdı.
2008 Avrupa Şampiyonası’nda takım, ikinci grup maçında Hırvatistan’a 1-2 yenildi. O zamanlar henüz genç ve hırçın olan Bastian Schweinsteiger, maçın bitimine kısa bir süre kala bir faul nedeniyle kırmızı kart gördü.
İki yıl sonra Güney Afrika’daki Dünya Kupası’nda Miroslav Klose, Sırbistan karşısında ikinci sarıdan kırmızı kartla oyundan atıldı ve maç 1-0 kaybedildi.
2014 Dünya Kupası şampiyonluğunda bile işler, geriye dönüp bakıldığında göründüğü kadar sorunsuz gitmedi. Gana ile oynanan ikinci maçta, oyuna sonradan giren Klose’nin attığı gol sayesinde 2:2’lik skorla en azından bir puan alınabildi.
Sami Khedira, EURO 2016'da Ukrayna’ya karşı alınan 2-0’lık galibiyetin ardından Polonya ile golsüz berabere kalmalarını, “Belki de iyi geçen ilk maçın ardından fazla rahatladık” cümlesiyle açıklamıştı. Takım, grup aşamasının son maçında artık bu tür dikkatsizliklere yer veremezdi. Aksi takdirde turnuva onlar için erken sona ermiş olacaktı.
Hermanns bunun her zaman kötü bir şey olup olmadığından emin değil:
"Almanlar için her şeyin yolunda gitmemiş olması, turnuvanın erken aşamalarında zorluklarla mücadele etmek ve grup aşamasında 'ya hep ya hiç' moduna geçmek onları zamanında uyandırmış olabilir ve belki de o kadar da kötü bir şey değildir.
Geçen hafta sonu oynanan ilk grup maçında, Curaçao adlı cüce takıma karşı 7-1'lik galibiyette, Alman takımı çok az dirençle karşılaştı. Bu nedenle, milli takım teknik direktörü Julian Nagelsmann’ın takımının ikinci maçta işlerinin çok daha zorlaşacağı yönündeki tahmin, hiç de abartılı değil. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bir sonraki rakibin kalitesidir."
Joshua Kimmich, Fildişi Sahili hakkında “Hücumda muhteşem oyuncuları var” diyor. Ancak Fildişi Sahili’nin savunması da iyi.
Dünya Kupası elemelerinde oynadığı on maçta takım tek bir gol bile yemedi; son dört uluslararası maçta ise sadece bir gol yedi. O da Dünya Kupası favorisi Fransa’ya karşı. Fildişi Sahili buna rağmen o maçı da kazanmıştı.