'ÇOCUĞUMUN CANININ BEDELİ 76 BİN LİRA DEĞİL'
Ankara'da 1 yıl önce, motosikletin hafif ticari araçla çarpışması sonucu hayatını kaybeden motokurye Emrullah Kılıç'ın babası Mustafa Kılıç, tutuksuz sanık Ahmet Yıldız'a verilen 76 bin lira adli para cezasına ilişkin açıklama yaptı. Kararı kabul etmediklerini belirten Mustafa Kılıç, "Bu mahkemeye ben ne desem bilmiyorum ama biz 76 bin TL'ye bir can verdik. Biz bunu kabul etmiyoruz, daha fazlasını istiyoruz. Benim evladım vefat etti. 76 bin liraya bir can giderse ne olacak bu halimiz? Çocuğum evlenme aşamasındaydı, milli kick bokscuydu. İstinafa taşıyacağız, sonuna kadar devam edeceğiz. Benim çocuğumun canı 76 bin liraymış. 20 taksite bölünmüş bir de aylığa bağlanmış benim çocuğumun canı. Çocuğumun canı 76 bin lira değil" dedi.
'İSYAN EDİYORUM'
Annesi Emine Kılıç ise "Kaza anında biz orada değildik ama anlatılanlara göre ilk önce savcının kararı yüzde 25 kusurlu bulundu oğlum, karşı taraf yüzde 75 kusurlu bulundu. Biz itiraz ettikten sonra tekrar savcılık araştırma yaptı. Yüzde 100 kusurlu bulundu karşı taraf. Oğlum kusursuzken, böyle bir karar alındığı için isyan ediyorum. Ülkemde böyle şeylerin olmasını istemiyorum. Kimsenin de başına böyle şeylerin gelmesini istemiyorum. Kabullenmiyorum, olamaz yani" ifadelerini kullandı.
'BİLİNÇLİ TAKSİR'DEN HÜKÜM KURULMASI GEREKİRDİ'
Avukat Muhammed Dilek, yargılama sürecine değinerek, "Yargılama esnasında öncelikli olarak trafik kazası ile alakalı kusurlamada 75'e 25 olacak şekilde müteveffaya da kusur verilmişti. Ancak daha sonra olay yerindeki incelemelerimiz, keşiflerimiz, tanıklarla alakalı topladığımız delillerle, Adli Tıp Kurumu üzerinden alınan sonraki kusurlama raporu ile beraber karşı tarafın yüzde 100 kusurlu olduğunu ortaya çıkardık. Oradaki kasisin durumu, konumu, meydana gelen kazada fren tedbirine başvurmamış olması, bunların hepsini yazılı deliller olarak mahkemeye sunduk. Burada ilk celseden böyle bir basit taksirle yaralama dosyası olarak görülerek karar çıkarılmasını beklemiyorduk. Nitekim karşı taraf bir şoför, şoförler yönünden yapılacak olan cezalandırmalarda kişilerin durumu, yaptıkları meslekler, kazanın meydana geliş şekli değerlendirildiğinde taksirin aşamalarının değerlendirilmesi gerekir. Burada basit taksirden değil, 'bilinçli taksir'den bir hüküm kurulması gerekirdi" diye konuştu.
Sanığın ifadesinin doğru olmadığını aktaran avukat Dilek, "Kavşağa girerken durduğunu, yavaşladığını söylüyor. Ancak herhangi bir şekilde olay yerindeki tanıklar dinlendiğinde yavaşlama durumu söz konusu değil. Bir diğer husus, müteveffa maalesef ki araç ile ağaç arasında sıkışarak can veriyor. Fren tedbirine başvurulmadığı, fren izlerinin olmadığı da dosya içerisinde çok bariz bir şekilde ortada. Bunların hiçbiri değerlendirilmeden yalnızca bir vefat dosyası, bir klasik trafik kazası gibi 'basit taksir'den hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı. Bununla alakalı olarak annemizin ifadesi alınmadı. Annemiz kendi mağduriyetini kendi şikayetini mahkeme huzurunda ifade edemedi. Bu zaten usul olarak bir bozma sebebidir. Burada bizim esas ailemizi derinden üzen ve yaralayan ve cezayı tatmin edici bulmamalarının sebebi de bu" dedi.
'AİLELERİN YÜREKLERİNE SU SERPİLMİYOR'
Dilek, 76 bin lira adli para cezasının, Emrullah Kılıç'ın yakınlarını yaraladığını söyleyerek, "Adli para cezasına çevrilmiş olması tabii ki mahkemenin takdirindedir. Bu takdir yetkisi mahkemelere verilmiş durumdadır. Ancak bu takdir yetkisi, birçok trafik kazasında vefat edenlerin yakınları yönünden sanki parayla ölçülebilen bir meta, müteveffaya atfedilen bir değer gibi görülmektedir. Bu da müteveffanın yakınlarının vicdanlarını daha çok yaralamaktadır. Biz avukatlar olarak, yargı camiasının içerisinde bulunan hakimler, savcılar, kanunları bilen insanlar olarak kanunun uygulandığının farkındayız. Ancak bunları müvekillerimize, acılı ailelere anlatmakta çok zorlanıyoruz. Yani bir canın gitmesi karşısında 76 bin liralık bir ceza belirlendiğini ve bunun 20 eşit taksitle ödeneceğini bir gerekçeleri kararda okuduklarında ailelerin vicdanları rahatlamıyor. Yani ailelerin yüreklerine bir su serpilmiyor. Bu kazaların tekrar yaşanması için, cezaların caydırıcı olması için ve mağdur ailelerin vicdanlarına bir nebze olsun su serpilmesi için, biz bu cezaların en azından adli para cezasına çevrilmemesini, hakimlerimizin bu noktada takdir kullanmamasını düşünüyoruz" açıklamasını yaptı.
Umutcan ÖREN-Ali Oğulcan ARSLAN/ANKARA,