HAŞİM KILIÇ / NEFES
Her şey, mesai sonrasında boyadığı bir duvarla başladı. Sanat galerisi işletmeciliğinden kaligrafiye uzanan yolculuğu, Cumhur Çetin'i bugün Ankara Esat Hal'de faaliyet gösteren Kaligrafi & More markasının kurucusu haline getirdi. El emeğiyle hazırladığı klasik tabelalarla şehrin sokaklarına estetik bir kimlik kazandıran Çetin, bir tabelanın yalnızca bir işletmeyi tanıtan unsur olmadığını, bulunduğu mekânın ruhunu, ustasının emeğini ve sokağın karakterini yansıtan önemli bir kültürel değer olduğunu söylüyor. Aynı cadde ya da çarşıdaki tabelaların birbiriyle uyum içinde tasarlanmasının kent estetiğine katkı sağladığını vurgulayan Çetin, el işçiliğiyle üretilen özgün tabelaların seri üretim örnekler arasında kaybolan şehir kimliğini yeniden görünür kıldığını ifade ediyor.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte makinelerde seri olarak üretilen tabelalar, bir zamanlar sokaklara kimlik kazandıran el boyaması klasik tabelaların yerini büyük ölçüde aldı. Ancak Ankara'da faaliyet gösteren tabela ve fırça sanatçısı Cumhur Çetin, yaklaşık çeyrek asırdır unutulmaya yüz tutan bu mesleği yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Esat Hal'de kurduğu atölyesinde metal, ahşap, cam ve duvar yüzeylerine tamamen el işçiliğiyle tabela hazırlayan Çetin, her çalışmasını birbirinden farklı tasarlıyor. Ona göre bir tabela yalnızca bir işletmenin adını taşıyan bir unsur değil; bulunduğu sokağın karakterini, işletmenin kimliğini ve ustasının emeğini yansıtan özgün bir sanat eseri.
Klasik tabela sanatının geçmişte kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu anlatan Çetin, "Bugün binalarda ve işletmelerde gördüğümüz tabelaların neredeyse tamamı endüstriyel olarak, makinelerle üretiliyor. Oysa 20-25 yıl öncesine kadar tabela ve görsel işler tamamen fırça işçiliğiyle hazırlanıyordu. Bu işi yapanlara ‘tabela ustası’ ya da ‘fırça sanatçısı’ deniliyordu. Ancak 2000'li yıllardan sonra ustaların emekli olması ve yeni kuşağın bu mesleği tercih etmemesiyle birlikte klasik tabela sanatı unutulmaya yüz tuttu." dedi.

KALİGRAFİDEN TABELA SANATINA
Üniversite yıllarında kaligrafiyle ilgilenmeye başladığını söyleyen Çetin, uzun bir aranın ardından 2016 yılında yeniden kaligrafiye yöneldiğini anlattı. Modern kaligrafi üzerine çalışmalar yaptığını, eğitimler ve atölyeler düzenlediğini belirten Çetin, "2018 yılında ilk tabela işlerimi yapmaya başladım. Evimde ve atölyemde ahşap, cam ya da metal parçaları üzerinde sürekli denemeler yaptım. Yazıyı geliştirirken aynı zamanda uygulama tekniklerini de öğrendim." diye konuştu.
Kısa sürede butik işletmelerden talepler almaya başladığını ifade eden Çetin, yaptığı işlerin en büyük reklamının yine yaptığı tabelalar olduğunu söyleyerek, “Bir kafede ya da dükkânda tabela yaptığınızda yan dükkân sizi görüyor. 'Ben de yaptırabilir miyim?' diye soruyor. Böyle böyle işler büyüdü ve bugünlere geldik." dedi.

"USTA BULAMADIM, KENDİ KENDİME ÖĞRENDİM"
Mesleği öğrenmek istediğinde kendisine yol gösterecek bir usta bulamadığını anlatan Çetin, bunun mesleğin geldiği noktayı gösteren en acı örneklerden biri olduğunu dile getirdi. Bir tabela ustasının yanına giderek kendisini yetiştirmesini istediğini söyleyen Çetin, ustanın verdiği cevabı şöyle aktardı: "'Oğlum, istesem de öğretemem. Ne elim tutuyor ne gözüm görüyor. Bizimkiler de bu işi beğenmedi, folyo basıyorlar.' dedi. O an aslında kuşaklar arasındaki bağın koptuğunu fark ettim."
Bu durumun kendisini vazgeçirmek yerine daha da motive ettiğini belirten Çetin, uzun süre deneme-yanılma yöntemiyle çalışarak mesleği kendi imkânlarıyla öğrendiğini ifade etti.
"İŞLETMEYLE İLK TEMAS TABELAYLA KURULUYOR"
Klasik tabela sanatının yalnızca yazı yazmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Çetin, bu mesleği yapan kişinin tipografi, kaligrafi, renk bilgisi, kompozisyon ve temel sanat eğitimi konusunda da donanımlı olması gerektiğini söyledi. Hazır logolar üzerinde çalıştığı gibi işletmelere özel kimlik tasarımları da hazırladığını anlatan Çetin, "Her işletmenin bir ruhu var. Biz de tabelayı o ruha uygun tasarlıyoruz. Aynı işi ikinci kez yapmıyorum. Her tabela tamamen o işletmeye özel oluyor." dedi.
Bir tabelanın işletmenin müşteriyle kurduğu ilk iletişim olduğunu belirten Çetin, şöyle konuştu: "Nasıl ki bir insanla ilk temasınız görsel olarak oluyorsa, bir işletmeyle de ilk temasınız tabela aracılığıyla oluyor. Sizi içeri davet eden, güven veren ve işletmenin karakterini yansıtan ilk unsur tabeladır. Bu yüzden iyi bir tabela, işletmenin en önemli yatırım araçlarından biridir."

GÖRSEL KARMAŞA
El boyaması tabelaların kent kültürünün önemli bir parçası olduğunu belirten Çetin, aynı cadde üzerindeki işletmelerin birbirini tamamlayan bir görsel anlayış benimsemesinin şehir estetiğine önemli katkı sağlayacağını söyledi. Seri üretim tabelaların oluşturduğu görsel karmaşanın şehir kimliğini zayıflattığını ifade eden Çetin, el işçiliğiyle hazırlanan özgün çalışmaların ise sokaklara karakter kazandırdığını dile getirdi.
Her tabelayı bir sanat eseri olarak gördüğünü belirten Çetin, "Tabela benim hayatımın merkezinde. Her iş farklı olduğu için hiçbir zaman kendini tekrar etmiyor. İş bittiğinde karşısına geçip uzun uzun bakıyorum. Ortaya çıkan sonuç bana büyük mutluluk veriyor. Bu yüzden yaptığım her iş benim için manevi değeri olan eşsiz bir çalışma." ifadelerini kullandı. Unutulmaya yüz tutan bu mesleğin yeniden ilgi görmeye başladığını söyleyen Çetin, atölyesini ziyaret eden gençlerin el boyaması tabelaları ilk kez gördüklerinde şaşkınlık yaşadığını anlattı. Çetin, "Benim en büyük hedefim bu mesleği sadece sürdürmek değil, aynı zamanda yeni kuşaklara aktarabilmek. Günün birinde birilerine bu sanatı öğretip gönül rahatlığıyla devredebilirsem asıl amacımı gerçekleştirmiş olacağım." dedi.