İzmir — Gazetemiz Evrensel’in İzmir bürosuna 13 Ağustos 2025’te düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin davanın 4. duruşması, İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada katılan taraf avukatları, sanık İsa Can Biler’in duruşmalara katılmadığını belirterek zorla getirilmesini talep ederken, saldırıya ilişkin kamera görüntülerinin yeniden istenmesini ve soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin dinlenmesini istedi. Mahkeme, İsa Can Biler’in bir sonraki celse zorla getirilmesine karar verdi.
Duruşmada İbrahim Halil Yapıcı ile avukatı, gazetemiz avukatları hazır bulundu. Davayı Evrensel çalışanlarının yanı sıra Emek Partisi İl Başkanı Elif Çuhadar, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve TGS İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu talip etti.
Mahkemeye, önceki celsede talep edilen Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtlarına ilişkin emniyetin cevabı ulaştı. Dosyaya yalnızca iki adet, ikişer saniyelik PTS görüntüsü sunulurken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini mahkemeye bildirdi.
HTS kayıtları soruldu
Avukat Barış İpek, sanık İbrahim Halil Yapıcı’ya HTS kayıtlarına ilişkin soru yöneltti. İpek, “HTS kayıtlarında diğer sanık İsa Can’ı bıraktığınız görülüyor. Ancak aynı bölgeye yaklaşık bir saat sonra yeniden gittiğiniz de kayıtlarda yer alıyor. Bunun nedeni nedir?” diye sordu. Yapıcı ise, “Bir saat sonra polis memurlarıyla birlikte yer gösterme yapmak için gittim. Bulunma nedenim budur” yanıtını verdi.
Avukat Serhat Özkan, sanık İsa Can Biler’in hiçbir duruşmaya katılmadığını belirterek zorla getirilmesini talep etti. Emniyetin kamera görüntülerine ilişkin cevabını da eleştiren Özkan, “Sanık İsa Can’ın zorla getirilmesini talep ediyoruz. Emniyet kamera görüntülerinin temin edilemediğini bildirdi ancak bu cevabı zayıf buluyoruz. Kamera görüntülerinin yeniden istenmesini talep ediyoruz. Görüntülerin bulunamaması garip” dedi.
Soruşturmada verilen takipsizlik kararına yaptıkları itirazın reddedildiğini hatırlatan Özkan, saldırının HABAŞ şirketiyle bağlantılı olabileceğine ilişkin şüphelerini yineledi. Özkan, “13 Ağustos’ta büromuz kurşunlandı. Bundan birkaç gün önce Habaş’la ilgili haber yapılmıştı. Takipsizlik itirazımızda da belirttiğimiz gibi sanıkların 200’ün üzerinde Kırkpınar soyadlı kişilerle görüşmesi bulunuyor. Bu kişilerin dinlenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine söz alan sanık İbrahim Halil Yapıcı ise Kırkpınar soyadlı kişileri mahalleden tanıdığını öne sürerek, “Horoz besliyorlar. Ben de yemek artıklarını onlara veriyorum. Bu nedenle arıyorum. İsa Can’ın ne amaçla görüştüğünü ise bilemem” dedi.
Katılan vekilleri Barış İpek, Ahmet Cemil Akar ve Hasan Hüseyin Evin de sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamını, İsa Can Biler’in zorla getirilmesini ve Biler’in güncel adli sicil kaydının dosyaya alınmasını talep etti.
Sanık avukatı ise müvekkili İbrahim Halil Yapıcı’nın tüm duruşmalara katıldığını ve sorulara yanıt verdiğini belirterek duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.
Sanık İsa Can Biler zorla getirilecek
Ara kararını açıklayan mahkeme, katılan tarafın soru yöneltme talepleri nedeniyle sanık İsa Can Biler’in bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verdi. Sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmeden mahkeme, İbrahim Halil Yapıcı’nın duruşmalardan vareste tutulması talebini kabul etti.
Mahkeme ayrıca, saldırıya ilişkin soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşip kesinleşmediğinin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasına karar verdi. Dava, 14 Eylül 2026 saat 13.30’a ertelendi.
“Bu saldırının arkasındaki güçlerin ortaya çıkmasını istiyoruz”
Duruşma sonrası adliye önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada söz alan gazetemizin avukatı Barış İpek duruşmayla ilgili bilgi verdi. İpek, “Bugünkü duruşmada da geçtiğimiz duruşmada dile getirdiğimiz talepleri tekrar ettik ve yeniledik. En başından beri gazeteye yapılan bu saldırının arkasındaki asıl güçlerin ortaya çıkarılmasını istediğimizi söylüyoruz. Bugün mahkemede yargılanan iki sanığın üzerine hukukun yıkılıp dosyanın kapatılmasını istemiyoruz” dedi.
Evrensel Gazetesi’ne yönelik, böylesine hedef gösterilerek gerçekleştirilen bir saldırının sıradan bir gencin anlık bir taşkınlığıyla yaptığı bir saldırıdan ibaret olmadığını belirten İpek, “Bunu bugün herkes biliyor. Ancak geldiğimiz aşamada, mahkemenin ilk duruşmada yaptığı suç duyurusuna ilişkin savcılık takipsizlik kararı vermişti. Bu karara yaptığımız itirazlarla ilgili henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Bu nedenle mahkeme, söz konusu soruşturma dosyasının kesinleşmesini bekleyeceğini ifade etti” diye konuştu.
Bugün dile getirilen hususlardan birinin de aracı kullanan sanığın, tetikçiyi bıraktığı yere saatler sonra yeniden gitmesi ve hem tetikçinin hem de aracı kullanan kişinin irtibatlı olduğu kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmesi olduğunu belirten İpek, “Ancak savcılık dosyası henüz kesinleşmediği için bu taleplerimiz hakkında mahkeme tarafından bir karar verilmedi. Bütün bu talepleri, bu saldırının arkasında hangi güçler ve kimler varsa bunların açığa çıkarılması için dile getirmeye ve bunun mücadelesini vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Evrensel yalnızca bir binadan, tabeladan ibaret değildir”
Ardından gazetemiz adına konuşma yapan İzmir Muhabirimiz Emirhan Durmaz, yaklaşık 1 senedir bir hukuk vodvili izletildiğini söyledi. Bekledikleri şeyin 20 yaşında yüzünde tüy bitmemiş bir gencin sarhoşken gazetemize kurşun yağdırmış olmasına inanmak olduğunu vurgulayan Durmaz, “Buna mukabil maddi gerçeğe, arkasındaki güçlere ulaşmak için mahkemeden talep ettiğimiz hiçbir şey ise kabul görmedi. Süreç başından itibaren bir hukuk garabeti. Emniyet güçlerinin gelip kovanları toplayıp, bize haber vermeden çekip gitmesinden tutun; bugün geldiğimiz noktada hiçbir talebimizin kabul görmemesine kadar hukuk vodvili gözler önüne serildi” diye konuştu.
Evrensel’in yalnızca bir tabeladan, kapıdan, binadan ibaret olmadığını vurgulayan Durmaz, “Bizler biliyoruz ki, gazetemize sıkılan her bir kurşun aslında sesini duyurmaya çalıştığımız işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, doğa savunucularına sıkılmıştır. Dolayısıyla kimse bizden gazetemize yönelik saldırının basit bir sarhoşun, bir serseri mayının gelip gazetemize sıkıp gittiği masalına inanmamızı beklemesin” diye konuştu.
“Evrensel gençlerin geleceksiz bırakılmasına karşı mücadeleye devam edecek”
Yaşanan saldırıların politik olarak da üzerinde düşünülmesi gereken olaylar olduğunu belirten Durmaz, “Tetikçi İsa Can Bilir’in sözlerinde tek bir doğru vardı. Bilir, Evrensel’i tanımadığını ve bilmediğini söyledi. ‘tanımam, etmem, bilmem’ demişti. Oysa Evrensel’i okusaydı, bu ülkede yaklaşık 6,5 milyon gencin ne eğitimde ne de istihdamda yer aldığını bilirdi. Dolayısıyla bugün gençlerin uyuşturucuya, sokak çetelerine, bahis bağımlılığına ve intihara sürüklendiğini gazetelerimizden okur, bu gençlerin hangi koşullara itildiğini daha iyi görebilirdi” diye konuştu.
Maddi gerçeklerin ortaya çıkması için mücadelenin süreceğini vurgulayan Durmaz, “Evrensel, bu gençlerin sermaye ve onun temsilcileri tarafından geleceksiz bırakılmasına karşı mücadelesini de her zaman sürdürecektir” dedi.
“Gazeteciler hakikati ortaya çıkarttığı için tutuklanıyor”
Gazetecilerin bir bir yaptıkları haberler nedeniyle, gerçeği ve hakikati ortaya çıkardıkları için tutuklandıklarını söyleyen Durmaz, “Daha geçtiğimiz aylarda tarikat ve cemaat-sermaye işbirliğini ortaya çıkardığı için gazeteci arkadaşımız İsmail tutuklanmıştı. Ondan daha önce Alican Uludağ tutuklanmıştı. Bugün ise Evrensel Gazetesi’ne kurşun sıkanlar serbestçe dolaşırken, Ankara muhabirimiz Doğa Baskan tutuklandı” dedi.
Gazetecilik mesleğininin yok edilmeye çalışıldığını söyleyen Durmaz, gazetecilerin baskılar karşısında teslim olmayacağını, hakikatin peşinden koşmaya devam edeceklerini ekledi.
Ardından söz alan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, “Bugün siyasi bir davaya dönüşmüş olan bu duruşmayı izledik. Gerçekten basit bir adli vaka gibi gösterilmeye çalışılan bu davanın ucunun nerelere kadar gittiğini görmek için çok da özel ayrıntılara bakmaya gerek yok” dedi.
“Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz”
Bu olayın, Türkiye’de siyasi ve ekonomik aktörlerin karşılarına çıkan engelleri aşmak için nasıl bir cesaretle hareket edebildiklerinin küçük bir örneği olduğunu belirten Gappi, “Ortada sadece maşalar vardır ve bizi bu maşalarla baş başa bırakmaya çalışmaktadırlar. Ne bu koşullar ne de yapılanlar bizi korkutabilir. Ancak iktidar ve siyasi çevrelere bir kez daha sesleniyoruz: Biz korkmadık, siz korktunuz” ifadelerini kullandı.
Sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Gappi, “Çünkü bugün gazetenin kapısına sıkılan kurşunlara sessiz kalırsak, yarın o kurşunlar insanların bedenlerine yöneltilecektir. Buna asla izin vermeyeceğiz. Hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Korkacak olan biz değiliz, sizsiniz” diye konuştu.
“Rahatsız olsalar da haberlerimizi yazmaya devam edeceğiz”
Son olarak söz alan Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu ise 1 yıldır faillerin, azmettiricilerin kim olduğu sorusunun sorulduğunu belirtti.
Kahramanoğlu, “Bu kurşunlanma vakası ilk olduğunda, ‘neden Evrensel?’ sorusu belki birçok kişinin aklına gelmiştir. ‘Neden Evrensel?’ sorusuna Evrensel, 30 yıldır çok net bir cevap veriyor. Çünkü öteki olanın, sesi kısılmak istenenin sesi olmuştur Evrensel. Bu yüzden de birçok kesimi defalarca rahatsız etmiştir” dedi.
Gazetecilerin her zaman halkın ve haklı olanın yanında olmak için mücadele ettiğini vurgulayan Kahramanoğlu, “Bazı çevreleri rahatsız etmeye devam edeceğimizi de biliyoruz. Ancak bunun münferit bir olay olmadığını, basın özgürlüğüne, gazeteciliğe ve mesleğimize karşı ciddi bir gözdağı olduğunu defalarca yüksek sesle ifade ettik. Evrensel hiçbir zaman yalnız değildir” ifadelerini kullandı.