Dünya genelinde jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir dönemde, nükleer silah sahibi ülkelerin cephaneliklerine yatırdığı paralar dudak uçuklatan bir boyuta ulaştı.
Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN) tarafından yayımlanan rapora göre, dünyadaki dokuz nükleer silahlı devlet geçen yıl toplam 119 milyar dolar harcayarak bu alanda tüm zamanların rekorunu kırdı.
Bir önceki yıla göre nükleer cephaneliklere tam 16,8 milyar dolar daha fazla kaynak aktarılması, küresel çapta yeni ve kontrolsüz bir silahlanma yarışının başladığına dair endişeleri körüklüyor.
ABD tek başına tüm dünyayı geride bıraktı
Açıklanan veriler, nükleer harcamalardaki aslan payının açık ara farkla Amerika Birleşik Devletleri'ne ait olduğunu gösteriyor. ABD, nükleer cephaneliğini modernize etmek ve büyütmek için geçen yıl 69,2 milyar dolar harcadı.
Bu rakam, bütçesini bir önceki yıla göre 12,6 milyar dolar artıran Washington'ın, diğer sekiz nükleer gücün toplamından bile daha fazla harcama yaptığını ortaya koyuyor.
Listenin ikinci sırasında 13,5 milyar dolarla Çin yer alırken, onu 12,6 milyar dolarla Birleşik Krallık, 9,5 milyar dolarla Rusya ve 7,7 milyar dolarla Fransa takip ediyor.
Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore gibi diğer nükleer güçlerin harcamaları ise 656 milyon dolar ile 2,8 milyar dolar arasında değişiyor.
İnsanlığı kurtarmak yerine yok etmeye yatırım yapılıyor
ICAN, nükleer silah sahibi devletlerin son beş yılda bu teknolojilere toplamda 471 milyar dolar yatırdığını ve hepsinin bu ölümcül cephanelikleri onlarca yıl daha ellerinde tutmayı planladığını vurguluyor.
Rapora eşlik eden bildiride, hükümetlerin küresel ortak sorunlara yönelik bütçelerini kıstığı bir dönemde nükleer silahlara bu denli devasa kaynaklar ayırması sert bir dille eleştirildi.
Yetkililer, ülkelerin iklim değişikliğine uyum anlaşmalarından geri adım atmasını veya diploması yoluyla savaşları önlemek için üzerlerine düşen mali payı ödememesini hatırlatarak, liderlerin insanlığı kurtarmak yerine onu yok edecek araçları finanse etmeyi tercih ettiklerini belirtti.
Anlaşmaların sonu ve büyüyen tehlike
Nükleer tehlikenin boyutuna dikkat çeken tek kurum ICAN değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) de nükleer devletlerin silahsızlanma taahhütlerini bir kenara iterek cephaneliklerini modernize etmeye odaklandığı konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Dokuz nükleer devletin elinde şu an toplamda 12 binden fazla nükleer başlık olduğu tahmin ediliyor ve bu stokların çok büyük bir kısmı ABD ile Rusya'nın elinde bulunuyor.
İşleri daha da kritik hale getiren gelişme ise iki nükleer süper güç arasında cephanelik sınırlarını belirleyen son yasal bağlayıcı anlaşma olan "New START" (Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması) süresinin şubat ayında dolması oldu.
Yerine yeni bir anlaşmanın konulamamış olması, dünyayı Soğuk Savaş yıllarından bu yana en öngörülemez ve tehlikeli nükleer döneme sürüklüyor.