Antalya Barosu ve Antalya’da yaşayan bir yurttaş, Antalya Valiliğinin 1-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında il genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri yasaklayan kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açtı.
Antalya Nöbetçi İdare Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde, Antalya Valiliğinin 30 Haziran 2026 tarihli kararıyla yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant ve çadır kurulması, imza kampanyaları, afiş ve pankart asılması ile broşür dağıtımı gibi etkinliklerin il genelinde yasaklandığı hatırlatıldı.
Valiliğin, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni gerekçe gösterdiği belirtilen dilekçede, Antalya’da gerçekleşmeyen bir uluslararası toplantı nedeniyle kent genelindeki demokratik hak kullanımının engellendiği belirtildi.
“İfade özgürlüğü ve toplanma hakkı ihlal ediliyor”
Dava dilekçesinde, söz konusu kararın yurttaşların ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile demokratik katılım imkanlarını fiilen ortadan kaldırdığı belirtildi. Kamu düzeninin korunmasının idarenin görevi olduğu vurgulanırken, bunun temel hakların tamamen yasaklanmasına gerekçe yapılamayacağı ifade edildi.
Dilekçede, “Kamu düzeni kavramı yurttaşların eleştirel sesini bastırmanın veya uluslararası bir zirveyi toplumsal itirazdan yalıtmanın hukuki dayanağı olarak kullanılamaz” denildi.
Antalya Barosu: Dava açmak görevimiz
Antalya Barosu, Avukatlık Kanunu uyarınca hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumakla yükümlü bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğunu belirterek, bu tür temel hak ihlallerine karşı dava açmanın yalnızca bir hak değil, aynı zamanda yasal bir görev olduğunu kaydetti.
“Savunma beklenmeden yürütme durdurulmalı”
Davacılar, yasağın 1 Temmuz’da yürürlüğe girdiğine ve 9 Temmuz’da sona ereceğine dikkat çekerek, idarenin savunmasının beklenmesi halinde yargı kararının etkisiz kalacağını ifade etti.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının zamana bağlı bir hak olduğu belirtilen dilekçede, belirli bir siyasi veya toplumsal gelişmeye ilişkin görüş açıklama imkanının sonradan telafi edilemeyeceği vurgulandı.
Bu nedenle Antalya Barosu ve davacı yurttaş, idarenin savunması alınmaksızın yürütmenin durdurulması kararı verilmesini ve ardından işlemin iptal edilmesini talep etti.
AYM kararlarına atıf yapıldı
Dava dilekçesinde, Anayasa Mahkemesinin il genelinde tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanmasına ilişkin bazı kararlarına da atıf yapıldı. Bu kararlarda, genel ve soyut güvenlik gerekçeleriyle getirilen kapsamlı yasakların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal ettiğinin tespit edildiği hatırlatıldı.
Davacılar, Antalya Valiliğinin kararında somut ve yakın bir tehlikenin ortaya konulmadığını, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi gerekçesiyle Antalya’daki tüm demokratik faaliyetlerin yasaklanmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu ifade etti.