New York Times'a göre, ABD ile İran arasında varılan tarihi mutabakatın perde arkasında dikkat çekici bir diplomasi mücadelesi yaşandı. İranlı yetkililerin imza sürecini Trump'ın doğum gününe denk gelmeyecek şekilde planladığı öne sürülürken, ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmanın ardından yaptığı açıklamalarda İran'a yeni uyarılar gönderdi ve Netanyahu'yu hedef aldı.
ABD ve İran arasında varılan tarihi mutabakatın perde arkasından ilginç bir diplomasi oyunu çıktı.
New York Times’ın (NYT) aktardığına göre İranlı yetkililer, tarihi anın Başkan Donald Trump’ın 80. doğum gününe (14 Haziran Pazar) denk gelmesini engellemek için imzayı yerel saatle gece yarısından sonraya erteledi.
Oluşan 7,5 saatlik zaman farkı, Trump’ın "Anlaşmayı doğum günümde yaptık" demesine, Tahran’ın ise "Anlaşma Pazartesi günü tamamlandı" iddiasına zemin hazırladı.
Beyaz Saray'daki doğum günü yemeğinden sonra NYT yazarı David E. Sanger’ı telefonla arayan Trump, 28 dakika süren röportajda önemli açıklamlarda bulundu.
"HÜRMÜZ BOĞAZI KALICI OLARAK ÜCRETSİZ OLACAK"
The New York Times’a verdiği telefon görüşmesinde Başkan Trump, şubat ayı sonlarında İran’a yönelik başlattığı askeri harekatın ve deniz ablukasının Orta Doğu’yu Amerika’nın lehine yeniden şekillendirdiğini ileri sürdü:
"İran ile vardığımız anlaşma, nihayetinde Hürmüz Boğazı’nın kalıcı olarak geçiş ücreti alınmayacak bir yer olmasını sağlayacak."
ABD basını da mutabakat metninin boğazdaki geçiş ücretlerini aslında sadece 60 gün süreyle askıya aldığını ve İran’ın zaten savaştan önce hiç geçiş ücreti almadığını hatırlatarak, başkanın aslında "savaş öncesi statükoya dönüşü" büyük bir zafer gibi sunduğunu yazdı.
"ANLAŞMA OLMAZSA SALDIRILAR YENİDEN BAŞLAR VEYA ÜCRETİMİZİ ALIRIZ"
Trump, İsviçre'de başlaması beklenen nihai müzakereler öncesinde Tahran yönetimine şu uyarıda bulundu:
"İran'ın ABD ile nihai bir nükleer anlaşmaya varamaması halinde Tahran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatacağız. Ya da bölgenin gelirlerinin yüzde 20'si karşılığında ABD'yi 'Orta Doğu'nun koruyucusu' yapacağız."
Konuşması sırasında arka planda aile üyelerinin doğum günü kutlama sesleri duyulurken Trump, abluka sürecinde Amerikan donanmasıyla karşı karşıya gelmekten kaçınan Rusya ve Çin liderlerine övgüler yağdırdı. Çin Devlet Başkanı hakkında şu ifadeleri kullandı:
"Xi Jinping tam bir beyefendiydi. Ablukayı kırmaya çalışmak için her iki yanında 20 destroyer eşliğinde bir tanker göndermedi."
Buna karşılık, süreç boyunca askeri saldırılarıyla anlaşmayı raydan çıkarmaya çalışmakla suçladığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ise adeta ateş püskürdü:
"O çok zor bir adam ve dürüst olmak gerekirse, bunu yaptığımız için bize çok minnettar olmalı. Çünkü İran’ın nükleer silahı olsaydı, İsrail iki saat içinde yok olurdu."
Kendi anlaşmasının İran'ın nükleer silah geliştirememesini "sonsuza kadar" garanti altına alacağını iddia eden Trump, 2015 yılındaki nükleer anlaşmayı (JCPOA) imzalayan eski Başkan Barack Obama’yı ve kendisini eleştiren Demokrat Senatör Jack Reed’i hedef aldı:
"Biz güç konumundan müzakere ettik. O (Obama) ise temelde onlara rüşvet veriyordu. İranlılar üçüncü bir askeri saldırı dalgası istemediler. Yaşamaya önem veriyorlar. Sonuç olarak, yaptığımız bu saldırılar anlaşmanın yapılmasında çok büyük bir etki yarattı, çok büyük bir etki."
Trump, anlaşma metni henüz kamuoyuna açıklanmamış olsa da damadı Jared Kushner ve özel elçisi Steve Witkoff’un yürüttüğü müzakerelerde İran'ın çok büyük tavizler verdiğini öne sürdü. İran’ın elindeki 12 ton zenginleştirilmiş nükleer yakıtı seyreltmek için ABD ile iş birliği yapacağını belirten Trump, denetimler konusunda ise şunları söyledi:
"İran, askeri amaçlarla asla kullanılamayacak düşük seviyelerde zenginleştirmeyle sonsuza kadar sınırlı kalacak. Sadece askeri olmayan amaçlar için zenginleştirme yapabilecekler. Sonsuza kadar. Ayrıca nükleer faaliyetlerde bulunmadıklarından emin olmak için çok güçlü denetim yetkilerine sahip olacağız. Önceki anlaşma denetimler için aylarca süre tanıyordu, bizim anlaşmamız ise tesislere neredeyse anında erişim sağlayacak."
Fransa'daki G7 zirvesine hareket etmeden hemen önce konuşan Trump, başlangıçta askeri operasyona karşı çıkan ancak mutabakatı memnuniyetle karşılayan Avrupalı müttefiklerinin (Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere) geç kalmış desteklerini de küçümseyerek de olsa kabul ettiğini belirtti.