Petrol fiyatları, cuma gününün erken işlemlerinde sınırlı gerilerken haftalık yükselişini korudu. Brent vadeli kontratları 6 sent veya yüzde 0,08 düşerek 76,24 dolara indi. WTI (Batı Teksas türü ham petrol) vadeli kontratları 4 sent veya yüzde 0,06 kayıpla 72,04 dolardan işlem görüyor. Haftalık görünümde Brent yaklaşık yüzde 6, WTI ise yüzde 5 kazanca yöneldi.
Orta Doğu’daki arz riski, günlük gerilemeye rağmen petrol fiyatları üzerindeki risk primini canlı tutuyor. ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasını geciktirdi. Hızlanan üretici enflasyonu ve zayıf talep kaygıları ise fiyatların yukarı hareketini sınırladı.
Brent ve WTI haftalık kazancı koruyor

Cuma günündeki düşük oranlı kayıplar, haftanın genel eğilimini değiştirmedi. Brent petrol, küresel arzın ana fiyat göstergesi olarak yüzde 6’ya yakın haftalık artışa ilerledi. ABD piyasasının temel göstergesi WTI da haftalık yüzde 5 yükselişe yöneldi.
Petrol fiyatları hafta ortasında daha yüksek seviyeleri test etti. Yatırımcılar daha sonra diplomasi ihtimalini ve enerji altyapısının saldırılardan uzak kalmasını fiyatladı. Buna rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sorunu, satışların derinleşmesini engelledi.
Fiyat yapısı iki karşıt unsurdan destek alıyor. Arz kesintisi ihtimali petrol fiyatları için yukarı yönlü baskı yaratıyor. Enflasyonun ekonomik faaliyeti yavaşlatma olasılığı ise talep görünümünü zayıflatıyor. Piyasa, kısa vadede hangi kanalın ağır basacağını belirlemeye çalışıyor.
Hürmüz Boğazı arz riskini artırıyor

Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde günlük küresel petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’sini taşıyordu. ABD ile İran arasındaki çatışmalar, su yolunun tam kapasiteyle açılmasını geciktirdi. Taşımacılıktaki belirsizlik, üretim devam etse bile ihracat akışını sınırlayabilir. ([Reuters][1])
Petrol fiyatları yalnızca üretim miktarına tepki vermiyor. Tankerlerin güvenli geçişi, sigorta maliyetleri ve teslimat takvimleri de fiyatlamayı etkiliyor. Gemi sahiplerinin daha yüksek risk görmesi, navlun maliyetlerini ve sevkiyat sürelerini artırabilir.
Hürmüz Boğazı’ndaki kalıcı aksama, özellikle Körfez üreticilerinin Asya pazarlarına sevkiyatını zorlaştırabilir. Alternatif rotaların sınırlı kalması, kısa süreli kesintilerin bile küresel fiyatlara yansımasını hızlandırıyor. Dolayısıyla petrol fiyatları, boğazdaki her askeri ve diplomatik habere duyarlı kalıyor.
ABD ve İran saldırıları ateşkesi zorluyor

İran silahlı kuvvetleri perşembe günü Körfez ülkelerindeki ABD askeri altyapısına saldırdı. İran, ABD’nin güney kıyıları ile doğu eyaletlerindeki hedeflere düzenlediği saldırıların ardından karşılık verdi. Karşılıklı operasyonlar üç haftalık ateşkes üzerindeki baskıyı artırdı.
İran medyası ülkenin güneyinde birden fazla patlama bildirdi. Haberler, İran’ın nükleer santrallerinden birine ev sahipliği yapan Buşehr’i de kapsadı. Yatırımcılar askeri hedeflerin enerji üretim ve ihracat tesislerine yaklaşıp yaklaşmadığını izliyor. ([Reuters][1])
Çatışmalar, İran’ın hayatını kaybeden dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i toprağa verdiği gün yeniden yoğunlaştı. Cenaze töreni, bir hafta süren kitlesel törenlerin ve gösterilerin ardından gerçekleşti. Hamaney, 28 Şubat’ta savaşın ilk gününde hayatını kaybetmişti.
Jeopolitik gerilim, petrol fiyatları için doğrudan arz kesintisi kadar beklenti kanalıyla da önem taşıyor. Piyasa katılımcıları olası bir genişlemeyi stoklama, taşıma ve sigorta kararlarına yansıtıyor. Dolayısıyla fiziki akıştaki sınırlı bozulma bile vadeli piyasalarda daha büyük fiyat hareketi yaratabilir.
Enerji altyapısının korunması yükselişi sınırlıyor

ANZ Kıdemli Emtia Stratejisti Daniel Hynes, ABD’nin İran’daki enerji altyapısını hedef almamasının piyasaya kısmi güven verdiğini değerlendirdi. Washington’ın askeri tesislere odaklanması, doğrudan üretim kaybı ihtimalini şimdilik sınırlıyor.
Trump çarşamba günü çatışmaların savaşı yeniden başlatmasını beklemediğini söyledi. Trump, ortaya çıkabilecek gelişmelerin kısa sürede sona ereceğini savundu. Piyasa, açıklamayı tam ölçekli çatışma ihtimalini azaltan bir işaret olarak okudu.
Diplomatik temas ihtimali de petrol fiyatları üzerinde dengeleyici rol oynuyor. Tarafların müzakereye dönmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin hızla normalleşmesini sağlayabilir. Aksi takdirde yatırımcılar enerji tesislerine yönelik saldırı olasılığına daha yüksek risk primi ekleyecek.
Enerji altyapısının zarar görmemesi, ham petrol üretimini destekliyor. Ancak güvenli deniz taşımacılığı olmadan üreticiler aynı hacmi dış pazarlara ulaştıramaz. Petrol fiyatları açısından üretim kapasitesi ile ihracat kapasitesi arasındaki fark önemini koruyor.
Enflasyon endişesi talep görünümünü baskılıyor

ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları geriledi. Veri, iş gücü piyasasının düşük işe alım ve düşük işten çıkarma düzenini sürdürdüğünü gösterdi. Dayanıklı istihdam görünümü, ABD ekonomisinde ani bir talep kaybı endişesini azaltıyor.
Öte yandan Çin’de üretici fiyat enflasyonu haziranda dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. Zayıf iç talep, üreticilerin artan maliyetleri satış fiyatlarına aktarmasını zorlaştırdı. Marjlardaki baskı, sanayi üretimi ve enerji tüketimi açısından aşağı yönlü risk oluşturuyor.
Çin, küresel petrol talebinin ana belirleyicileri arasında bulunuyor. Üretim maliyetlerindeki artış büyümeyi ve fabrika faaliyetlerini yavaşlatırsa petrol fiyatları talep kaynaklı baskıyla karşılaşabilir. Güçlü arz riski ile zayıflayan talep beklentisi arasındaki ayrışma, oynaklığı artırabilir.
Enflasyonun hızlanması merkez bankalarının faiz patikasını da etkileyebilir. Daha yüksek faizler ekonomik aktiviteyi, kredi talebini ve taşımacılık hacmini sınırlayabilir. Sonuç olarak petrol fiyatları yalnızca savaş haberlerine değil, makroekonomik verilere de tepki veriyor.