Son yıllarda kilo kontrolü ve obezite tedavisinde küresel bir fenomene dönüşen enjekte edilebilir ilaçların (zayıflama iğneleri) ardından, tıp dünyasında yeni bir klinik aşamaya geçildi. Danimarka merkezli ilaç üreticisi Novo Nordisk tarafından yapılan açıklamada, Avrupa Birliği Komisyonu’nun obezite tedavisinde kullanılacak ağızdan alınan ilk hap formundaki ilaca onay verdiği duyuruldu.
AĞIZ YOLUYLA ALINAN İLK GLP-1 İLACI AVRUPA YOLUNDA
NTV'nin haberine göre, Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) Mayıs 2026'da sunduğu olumlu mütalaanın ardından gelen AB Komisyonu kararı, kilo yönetiminde yeni bir alternatifi hastalarla buluşturuyor. Günde bir kez ağızdan alınacak olan semaglutid içerikli hap; obezite teşhisi konulmuş ya da kiloya bağlı en az bir ek kronik rahatsızlığı (hipertansiyon, tip 2 diyabet vb.) bulunan fazla kilolu yetişkinlerin tedavisinde reçete edilebilecek.
Söz konusu ilaç daha önce ABD, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de de kullanım onayı almıştı. Novo Nordisk Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Mike Doustdar, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede obezitenin ciddi ve kronik bir hastalık olduğunu hatırlatarak, "Tedavi seçeneklerinin artması hastaların yaşamında gerçek bir fark yaratabilir" ifadelerini kullandı.
İĞNE VE HAP ARASINDAKİ FARKLAR NELER?
Yeni onay alan hap formundaki ilaç, iğne formunda olduğu gibi tokluk hissi uyandırarak iştahı baskılayan GLP-1 hormonunu taklit ediyor. Ancak iki uygulama arasında hem kullanım sıklığı hem de lojistik açıdan temel farklar bulunuyor:
Kullanım Sıklığı: Haftada bir kez uygulanan zayıflama enjeksiyonlarının aksine, yeni hapın her gün düzenli olarak ağızdan alınması gerekiyor.
Lojistik Kolaylık: Enjeksiyonlar soğuk zincir koruması gerektirirken, hap formundaki ilacın oda sıcaklığında saklanabilmesi lojistik maliyetleri düşürüyor.
Maliyet: Enjektör tedariki ve soğuk saklama zinciri masraflarının olmaması sebebiyle, hap formunun iğneye kıyasla daha erişilebilir fiyatlarla piyasaya sunulabileceği öngörülüyor.
UZMANINDAN UYARI: "KOZMETİK DEĞİL, TEDAVİ AMAÇLI KULLANILMALI"
Gelişmeyi değerlendiren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, iğne ile hap formunun biyolojik olarak aynı etken maddeyi taşıdığını fakat emilim mekanizmalarının farklı çalıştığını belirtti. Karşıdağ, şu uyarılarda bulundu:
"Enjeksiyon yoluyla uygulandığında ilaç doğrudan kana karışıyor, bu sayede daha düşük dozlarla daha yüksek emilim sağlanabiliyor. Ağızdan alınan haplarda ise benzer etkiyi yakalayabilmek için dozajın daha yüksek tutulması gerekiyor. Bu ilaç, özellikle ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) doğrudan kilo kontrolü için onay aldı. Hastaların enjeksiyon tedavisiyle hedef kilolarına ulaşmasının ardından, mevcut kilolarını korumak üzere idame tedavisinde hap formuna geçilmesi mantıklı ve konforlu bir seçenek olabilir."
Hap formunun da iğnelerle benzer yan etki profiline sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karşıdağ, "Bu tür ürünler kesinlikle leblebi gibi bilinçsizce tüketilmemeli. Adı üzerinde bunlar birer ilaçtır, kozmetik malzemesi değildir. Tedavinin mutlaka uzman bir hekim gözetiminde planlanması şarttır" dedi.