Başakşehir’de meydana gelen feci kazada ağır yaralanan 23 yaşındaki Zahide Diyar Demirbaş, hastaneden taburcu edildi. Böbreklerindeki rahatsızlık nedeniyle ağrı kesici kullanamayan, en az 6 ay yatağa bağımlı kalacağı ve yürüyüp yürüyemeyeceğinin fizyoterapi sürecinin ardından netleşeceği bildirilen Demirbaş, sorumluların cezalandırılmasını istedi.
Başakşehir'de 30 Haziran gecesi yaşanan trafik kazasında ağır yaralanan 23 yaşındaki Zahide Diyar Demirbaş, haftalar süren hastane tedavisinin ardından taburcu edildi. Ancak genç kadın yaşadığı dehşetin ardından yatağa bağımlı hale geldi.
Demirbaş, böbreklerindeki risk nedeniyle ağrı kesici kullanamadığını ve yaşadığı ağrılar nedeniyle sürekli ağladığını ifade etti. 6 ay süresince yatakta tedavi göreceği öğrenilen genç kadının 6 ay sonra ise fizyoterapistler eşliğinde tedavi sürecinin başlayacağı ve bundan sonraki hayatında yürüyüp yürüyemeyeceğinin tedavi sürecinin ardından belli olacağı öğrenildi.
"HER GECE AĞRIDAN AĞLIYORUM"
Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Zahide Diyar Demirbaş, "Ağrım çok var. Hiçbir şey yapamıyorum. Her şeyimi birileri yapıyor. O kadar zor ki. Konuşmak istemiyorum artık. Kaza sırasında ne oldu hatırlamıyorum. Sadece ondan sonrasını hatırlıyorum. Yoğun bakımda bir sürü ilaç alıyordum. Oradan çıktıktan sonraki süreci biliyorum. O süreçte çok sancılı ve ağrılı geçti. Çok fazla ağrı kesici veremiyorlar böbreklerimden kaynaklı. Ben geceleri sürekli ağrıdan ağlıyorum. Bildiğim tek şey bu.
"ONLARIN KEYFİ YÜZÜNDEN YATAKTA YAŞIYORUM"
Bu süreç nasıl geçti, nasıl oldu ben de bilmiyorum. Videoları gördüm. Bana izletmiyorlar. Zorla izledim. Tabii ki beni çok etkiledi. Çünkü benim orada arabada yeğenim de vardı. Ona da çok kötü bir travma oldu. O da böyle bir görüntüyü görmek zorunda kaldı onların keyfi yüzünden. Biz kapımızın önündeydik, evimize girecektik.
Arabayı uçarak resmen kullanıyordu. Nasıl kullanabiliyor o derece anlamadım ben. Sanırsam alkol ve uyuşturucu kullanmış. Bir de bu çocuğun ailesinin gariban olduğunu söylüyorlar. Madem böyle şeyleri içecek park köşelerinde yaşasaydı o zaman, neden başka insanların canına mal oluyorlar. Onların keyfi yüzünden ben şu an hayatımı yaşayamıyorum. Yatakta yaşıyorum" dedi.
Demirbaş, "Ne zaman yürüyeceğimi bilmiyorum. Hakkımı da asla helal etmiyorum. İnşallah yanlarına da kalmaz. Bu durumda olmamı sağlayan, o gece yanında olanların hiçbirine hakkım helal değil. Bu durumda olup da bu davada olmayan çocuklara da hakkımı helal etmiyorum. Rabbim onlardan da çıkarsın. Bu yaşadığım şeyi görmezden gelen insanlar da, duyarsızlık yapıyorlar onların ailesi. Ceza çeksin istemiyorlar çocukları. Onlar yaşamadan bilemezler. İstiyorum ki empati kursunlar. Rabbim yaşatır mı bilmiyorum" diye konuştu.
Abla Yıldırım ise "Kızlar çığlık atıyordu. Erkekler, ‘Hiçbir şey yok. Sakin olun’ diyerek rahat tavırlar sergilediler. Biz de rahatlığından şüphelendik. Kızım da olayın şokunu atlattıktan sonra rahatlıkları ve değişik davranışlarından şüpheleniyor. Biz ambulansla gittikten sonra aracın içerisine yöneliyor. Aracın içinde iki poşet hap, bir poşet toz buluyor.
Görevli gelen arkadaşlar, ‘Bizim görevimiz artık. Onları teslim edin’ diyor. Kızım da onları teslim ediyor. Ama bugün savcılık kayıtlarında o poşetler yok. O araçta 5 kişi vardı. Sadece şoföre uyuşturucu testi yapıldı. Hepsine yapılmasını istiyoruz. 5 kişi beraber yaptılar. Öğle saatlerinde uyuşturucuya başlanıp, aracın içerisinde yapılan bir uyuşturucu partisi bu. Bu partiyi çözmek istiyoruz. Bunlara kim, nereden temin ediyor. Baktığınız zaman bu sokakta 100 kilometre hızla gidebilir mi? Kafaları o kadar gitmişti ki, 100 kilometre hızla geldiler ve kabusu yaşattılar. Ben şu an Diyar için adalet bekliyorum" diye konuştu.