Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı canlı yayın programında gündeme dair soruları yanıtladı.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası'nın (CAATSA) kaldırılması yönünde güçlü iradesi olduğunu vurgulayarak, bu konuda gereken adımları attıklarını bildirdi.
ÇOK BÜYÜK BİR STRATEJİK DENKLEM
Fidan, ABD Başkanı Trump'ın NATO Ankara Zirvesi'ne katılımının teyit edildiğini hatırlatarak, "Bu aslında başlı başına NATO topluluğu için önemli ve olumlu bir haber. Arkasına da bir şey eklediler, 'Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer Sayın Erdoğan davet eden olmasaydı, buna katılmayacaktı.' Bu artık gerçekten çok büyük bir stratejik denklem oldu." ifadesini kullandı.
İKİ ÜLKE ARASINDAKİ EN BÜYÜK SORUN ORTADAN KALDIRILDI
Fidan, ABD ile ilişkilerde yıllar içerisinde inişli çıkışlı konular gözlemlendiğine işaret ederek, ticaret, ekonomi, insandan insana ilişki, eğitim ve teknoloji alanlarının çok iyi ilerlediğini söyledi.
Bakan Fidan, "Özellikle jeopolitik konular... (Eski ABD Başkanı Barrack) Obama döneminde başlayan Suriye'deki Amerikan politika değişikliği, Beşşar Esed'e ve rejime karşı olan mücadelenin birden DEAŞ'a karşı mücadeleye dönmesi, YPG'nin desteklenmesi sürecinde Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı. Trump'ın ikinci döneminde, bu politika terk edildi resmi olarak." ifadesini kullanarak, bunun iki ülke arasındaki en büyük sorun alanını ortadan kaldırdığının altını çizdi.

"CAATSA KALDIRILABİLİR"
Fidan, Türkiye'nin hedefleri doğrultusunda bilinçli tercih ve müzakerelerde bulunduğunun altını çizerek, ABD Kongresi üzerinden çözülememiş CAATSA gibi konular bulunduğunu ifade etti.
"Türkiye ile ilgili spesifik kararlar alınabiliyor zaman zaman ama kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus şu anda, rahatsız edici konu CAATSA yaptırımları." diyen Fidan, birçok ülkenin Türkiye'ye yönelik yaptırımlarının son 3-4 yılda kaldırıldığına dikkati çekti.
Fidan, bu yaptırımların çoğunun "legal değil, idari olduğunu" dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bir bu kalmıştı. Bu konuda da biz gereken adımları atıyoruz. Çünkü hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Trump da bunu kaldırma yönünde güçlü bir irade var. Geçen sene eylülde Washington'da bir araya geldiğinde iki lider, bu konuda irade beyanında bulundular ve biz bakanlara da bu sorunu çözmemiz için talimat verildi. Savunma Bakanımız ve ben, bu noktada yoğun bir çalışma içindeyiz. Ama genel hatlarıyla iyi giden bir ilişki var."
CAATSA yaptırımlarının kalkıp kalkmayacağıyla ilgili soru üzerine Fidan, "Bunun belli adımları var. Bu yönde yürüyen çalışmalar var. Bunlar hayata geçtikçe kamuoyumuz da bunu görecek zaten." dedi.
Fidan, bunun yakın bir tarihte olabileceğini dile getirerek, "Çünkü işlemlerin yerine getirilmesiyle, Kongre'de yasal sürecin tamamlanması her zaman aynı olmayabiliyor. Ama idari manada, irade olarak bir sıkıntı yok yönetimlerde. Ama Amerikan Kongresi'nde süreç nasıl gidecek, ona bakarız." ifadelerini kullandı.

ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN SEYRİ
Fidan, Trump'ın "sürpriz" olarak nitelendirdiği meselenin, Türkiye'nin Milli Muharip Uçak KAAN için ABD'den talep edilen jet motorlarının satışı konusu olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:
"Biz genel manada Türkiye'ye yönelik yaptırımların ortadan kaldırılması için ciddi çalışıyoruz. CAATSA konusunun yasaya bakan tarafı var. Ama diğer konulardaki yaptırımları kaldırmak için çok sistemli bir çalışmamız oldu. Bu konunun da etkilerini görüyoruz. Bir taraftan Halkbank davası, bir taraftan Türkiye'nin talep ettiği diğer konulardaki engellerin kaldırılması ve daha rasyonel bir ilişkiye dönülmesi."
TRUMP NE AÇIKLAYACAK?
Fidan, Trump'ın ne açıklayacağı konusunda ABD adına konuşmak istemediğini söyleyerek, "Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu yok, ikili ilişkiler açısından." dedi.
F-35 PROGRAMINA DÖNÜŞ OLUR MU?
Fidan, "Türkiye'nin F-35 programına dönüşü gerçekçi bir ihtimal mi?" sorusuna, "Orada bir ayrıma gitmek lazım. F-35 satış yasağının kaldırılmasıyla, almış olduklarımızın alınması ve daha sonraki alacaklarımızın, istersek tabi, alınmasıyla programa üretici ortaklardan biri olarak geri dönmek iki ayrı konu." yanıtını verdi.
Satış yasağının kaldırılması meselesinin daha kolay bir konu olduğunu belirten Fidan, "Bu idari bir karar. CAATSA'dan sonra bu olur diye düşünüyorum." diye konuştu.
Fidan, F-35 programına geri dönme meselesinin, konsorsiyumun tekrar oturup alacağı yeni bir kararla ilgili olduğuna işaret ederek, konsorsiyumun ortaklarının geçmiş yıllarda Türkiye'yi program dışı bırakan bir karar aldığını anımsattı.
Hakan Fidan, Kanada ile nükleer enerji konusunda çok ciddi bir işbirliği alanı potansiyeli bulunduğuna, savunma sanayisindeki engellerin kaldırıldığına ve Kanada'daki Türk topluluğunun giderek daha etkili hale geldiğine işaret ederek, ABD-Kanada ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının Türkiye'yi bu şekilde etkilediğini kaydetti.
Güney Kore ile ilişkilerin de amaca özel olmaktan daha yapısal ve devamlılığı olan hale gelmesiyle ilgili çalışmalar yürüttükleri bilgisini paylaşan Fidan, Türkiye'nin bu profesyonel yaklaşımına Güney Kore'nin de ciddi cevap verdiğini belirtti.

NATO ZİRVESİ KAPSAMINDA YAPILACAK GÖRÜŞMELER
ABD ile Türkiye liderlerinin heyetler arası ve baş başa görüşmenin yanı sıra ortak basın toplantısı düzenleme ihtimaline ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, çok fazla alternatifin masada olduğunu söyledi.
Bakan Fidan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde konuyla ilgili yetkililerle bir araya geldiklerini ve hazırlıklarla ilgili rapor sunulan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi talimatlarını verdiğini aktararak, "Yapacağı ikili görüşmeler var. Sadece Amerika'yla değil; İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve diğer ülkeler geliyor. Birçoğunun Cumhurbaşkanımızla görüşme talebi var. Türkiye'de masada olan konularımız var. Herkes bunu fırsat bulmuşken ilerletmek istiyor." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump'ın CAATSA'nın kalkmasını istediğini yineleyen Fidan, bunun ilerletilmesi sürecinde olduklarını vurguladı.
ABD VE İSRAİL'İN İRAN'A YÖNELİK SAVAŞI
Türkiye'nin ABD-İsrail ve İran savaşındaki arabuluculuk rolüne ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, bu süreci savaşın yaygınlaşma riski göstermesi nedeniyle "yoğun, kritik ve riske açık" olarak nitelendirdi.
Hakan Fidan, söz konusu dönemde savaşı durdurmak için zamanla yarıştıklarını belirterek bu durumlarda her iki taraf nezdinde de güvenilir aktörlerin sesinin duyulmasının vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu kaydetti.
İSRAİL'İN BÖLGEDE YÜRÜTTÜĞÜ POLİTİKALAR
İran-ABD arasındaki görüşmelerde İsrail'in etkisine ilişkin soruya Fidan, "İsrail, uluslararası toplumun istisnasız tanımlamasıyla bir düzen bozucu, 'irritant' dediğimiz, her yere istikrarsızlık, zulüm, kan, katliam getiren, gözü dönmüş çetenin yönettiği bir ülke maalesef." yanıtını verdi.
DANIŞIKLI DÖVÜŞ MÜ?
ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin danışıklı dövüş olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şöyle devam etti:
"Hiç kimse kendi aleyhine olacak bir şeyin devamlılığını istemez. Dolayısıyla ben burada yani danışıklı dövüş vesaire falan demiyorum. Yani olaya o açıdan bakmıyorum. Lehine işliyorsa bir noktaya kadar gidiyor. Aleyhine işlemeye başladığı noktadan sonra mecburen denklem dışına çıkması lazım. Bakın Hürmüz Boğazı olayında da yani İran Hürmüz Boğazı'nı kestikten sonra bizim burada aslında ateşkese ulaşmamızdaki en önemli pratik neden, hem İran üzerinde hem Amerika üzerinde uluslararası aktörlerin, biz de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı'ndan dolayı oluşturduğu muazzam bir baskı olmasıydı. Çünkü o, enerjiyi, ekonomileri, gıda güvenliğini birçok şeyi etkiler hale gelmişti. Şimdi bu kadar etki katsayısı yüksek bir olayı hisseden bir yönetim ara seçimlere giderken Amerika da diyor ki benim bunu durdurmam lazım. Çünkü hem müttefiklerim benden bunu istiyor hem bendeki enerji fiyatları arttığı için halkımın aleyhine. Dolayısıyla İsrail'e burada söz geçirme dışında bir şey yok. Bu, artık İsrail'in denklemi değil, Amerika'nın kendi çıkarlarıyla alakalı bir konu."

"İSRAİL SADECE BENİM DEĞİL, DÜNYANIN SORUNU"
Bakan Fidan, dünya genelinde üniversite kampüslerinden gazetelere kadar her noktada İsrail düşmanlığının arttığını aktararak "Adamlar göz göre göre katliam yapıyorlar. Göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Bu kadar istikrarsızlaştırıcı rolü oynamayı, eskiden bir iki basit medya hamlesiyle gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar da." diye konuştu.
"KAVGA BİZİM İŞİMİZ, PROBLEM DEĞİL"
Tel Aviv yönetiminin yıpranan imajını değiştirmek amacıyla yeni bir düşman arayışı içinde olduğunu kaydeden Fidan, "İsrail veya herhangi bir aktör, milli, bölgesel çıkarlarımızla çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım açacak halimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu." ifadelerini kullandı.
"İNSANLIĞIN TAŞIYAMADIĞI BİR YÜK HALİNE GELDİLER"
Hakan Fidan, İsrail'in yalnızca Türkiye'nin değil, tüm uluslararası toplumun ortak sorunu haline geldiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor, siyasal sistemler, ekonomik sistemler taşıyamıyor. Hangi sistemden yaklaşırsanız yaklaşın bu adamları taşıyacak bir parametre yok. Dolayısıyla biz, uluslararası topluma bana sordukları zaman hep diyoruz ki, 'niye sadece benim problemim yapıyorsunuz?' Ben buna karşı çıkan yüksek sesle konuşabilen tek ülke olabilirim ama bu sorun, hepinizin problemi. İstiyorsanız ki; hepinizin problemini sizin aranızda tek başına ben çözeyim, o zaman herkes gelecek, elini taşın altına koyacak, diplomatik tavrını alacak ve o adamlara gerekli yaptırımları koyacak."