Avrupa Parlamentosu’nun 2026 Türkiye Raporu taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik yaptırım önerisi öne çıktı. Raporda Türkiye’de demokrasi standartları ve insan hakları uygulamalarına ilişkin sert eleştiriler yer alırken, siyasi ve hukuki süreçlere dair ciddi endişeler dile getirildi.
Slovenyalı Raportörle Kritik Görüşme
Gazeteci Cansu Çamlıbel, taslağın hazırlanmasında etkili olan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Slovenyalı parlamenter Vladimir Prebilič ile bir araya geldi. Prebilič, süreçte Türk yetkililerle de temas kurulduğunu ve bazı isimlerin rapordan çıkarılması yönünde talepler iletildiğini aktardı.
Yaptırım Önerisinin Kapsamı Netleşti
Prebilič, önerilen yaptırımların AB sınırları içindeki mal varlıklarının ve banka hesaplarının dondurulmasını içerdiğini, ancak giriş yasağı gibi ek bir kısıtlamanın gündemde olmadığını belirtti. Görüşmelerde Türk hükümeti temsilcilerinin bazı maddelere ilişkin itirazlarını doğrudan ilettiği ifade edildi.
Türkiye-AB İlişkilerinde Demokrasi Vurgusu
Avrupa tarafının mesajlarında, Türkiye ile ilişkilerin geleceğinin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları standartlarına bağlı olduğu vurgulandı. Türk hükümetinin mevcut politik çizgisini değiştirmediği sürece vize serbestisi ve Gümrük Birliği gibi alanlarda ilerleme olmayacağı ifade edildi.
Erdoğan Faktörü ve İlişkilerde Gerilim
Prebilič, Türkiye ile AB ilişkilerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve temsil ettiği siyasi yapının belirleyici olduğuna dikkat çekti. Avrupa içindeki yaklaşımın değiştiğini belirten parlamenter, özellikle küresel gelişmelerin ve ABD-AB ilişkilerindeki kırılmaların Türkiye algısını da etkilediğini ifade etti.
NATO, Trump ve Küresel Dengelerin Etkisi
Açıklamalarda, Donald Trump döneminde değişen ABD-AB ilişkilerinin Avrupa’nın güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirdiği, bu durumun Türkiye ile ilgili değerlendirmelere de yansıdığı aktarıldı. NATO yapısının geleceğine dair tartışmaların hız kazandığı belirtildi.

Türkiye’nin AB Sürecine Dair Değerlendirme
Parlamenter Prebilič, Türkiye’nin AB sürecinde ilerlemenin mevcut siyasi koşullarda mümkün olmadığını savundu. Erdoğan’ın görevde olduğu yapının devam etmesi halinde üyelik perspektifinin zayıfladığı ifade edilirken, bazı alanlarda iş birliği kapısının tamamen kapanmadığı da vurgulandı.
Raporda Sert Eleştiriler ve Yargı Vurgusu
Taslak raporda, Türkiye’de yargı bağımsızlığına ilişkin ciddi gerileme tespitine yer verildi. Özellikle yüksek profilli davalarda kullanılan delil yöntemleri, iddianamelerin kalitesi ve yargı süreçlerinin bağımsızlığına dair endişeler dikkat çekti.
Siyasi Yargılama ve Muhalefet Vurgusu
Raporda muhalif siyasetçilere yönelik soruşturmalar ve davalara ilişkin eleştiriler yer aldı. Yargı mekanizmasının siyasi baskı aracı olarak kullanılmasına dair iddialar ifade edilirken, bu durumun demokratik standartları zayıflattığı belirtildi.
Avrupa Parlamentosu’ndan Türkiye’ye Net Mesaj
Son bölümde, Türkiye’nin demokratik reformlar gerçekleştirmesi halinde AB ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılabileceği vurgulandı. Ancak mevcut koşulların devam etmesi durumunda ilerlemenin mümkün olmadığı yönündeki değerlendirme raporda güçlü şekilde yer aldı.