Arnavutluk'ta polis "Flamingo devrimi" protestolarına biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Suçlamaları reddeden Başbakan Rama ise protestoların "yaşayan demokrasiye" örnek teşkil ettiğini savundu.Arnavutluk'ta, ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner'in Sazan Adası için planladığı lüks turizm projesine tepkilerin tetiklediği protesto gösterileri giderek büyüyor.
"Flamingo devrimi" olarak adlandırılan ve bir ayı aşkın bir süredir devam eden gösterilerde Perşembe günü protestocular ile polis arasında gerilim tırmandı. Başkent Tiran'da, Arnavutluk parlamentosu önünde toplanan göstericiler "Rama hapse girmeli" sloganları attı. Protestocuların polise taş, yumurta ve plastik şişeler fırlatması üzerine polis göstericilere biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti.
Yetkililer, yaşanan şiddet olaylarında 12 polis memurunun yaralandığını, 18 protestocunun da gözaltına alındığını açıkladı.
Protestoculardan "artık yeter" tepkisi
Göstericiler hükümeti yolsuzluk ve Trump'ın kızı ile damadına imtiyaz sağlamakla suçluyor. Göstericilerin arasında yer alan Agustela Thoma, "Protestocular seslerinin içeride (parlamentoda) duyulmasını istiyor çünkü başbakan onca gündür onları duymadı ve görmezden geldi. Ama artık yeter" dedi.
İçişleri Bakanı Besfort Lamallari ise "polisi hedef alan vandalizm ve suç niteliğindeki şiddet eylemlerini kınadığını" açıkladı.
Bakan Lamallari sözlerini şöyle sürdürdü: "Polis memurları kamu görevlileridir. Cumhuriyetin vatandaşlarıdır ve herkes gibi aile fertleridir. Ayrım gözetmeksizin hukuka, kamu düzenine ve her vatandaşın güvenliğine hizmet ederler. Onlara saldırı, devlete saldırıdır."
Rama protestolar için "yaşayan demokrasi" dedi
13 yıldır Başbakan olan Edi Rama ise, özelleştirme yoluyla kendi yurttaşlarının çıkarları yerine yabancı yatırımcıların çıkarlarını önceliklendirme suçlamalarını reddediyor.
Almanya'nın Bochum kentinde bir etkinliğe katılan Başbakan Rama, DW'ye verdiği röportajda "kamusal alanların özelleştirilmesi söz konusu değil. Bu bir yalan" dedi.
Tepkilere yol açan projenin henüz planlama aşamasında olduğunu, tartışmaların planlamalar tamamlandıktan sonra yürütülmesi gerektiğini savunan Rama, kendisinin ülkenin turizminin geliştirilmesi için çok yoğun çaba harcadığını söyleyerek "Sadece Arnavutluk için değil, aynı zamanda Avrupa için de bir armağan olacak muhteşem inşaat projelerini hayata geçirmek adına mücadele yürüttüğünü" öne sürdü.
Rama, hükümetine ve kendisine güven kaybı olduğu iddialarını da reddederek süren protestoların Arnavutluk'ta "özgürlüğü ve yaşayan demokrasiyi" gözler önüne serdiğini belirtti.
Farklı görüşteki insanları seslerini duyurmak istediklerini ifade eden Başbakan Rama, "Dolaysıyla bu Arnavutluk'un başarısıdır ve Arnavutluk için bir sorun teşkil etmemektedir. Bu, ne kadar yol katettiğimizi gösteren harika bir örnektir; zira aynı bulvarda, henüz bir asır önce bile değil, bizim siyasi yaşamımız döneminde protesto ettikleri için insanlar öldürülmüştü. Bu nedenle, bunun hem Arnavutluk'un dünyaya sunduğu, hem de bölgemiz için son derece benzersiz bir örnek olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu.
Protestolar neden başladı?
Halkın sokağa çıkmasını, Trump'ın kızı ve damadı ile bağlantılı bir yatırım şirketinin Sazan Adası'nda inşa edilmesini hedeflediği tatil merkezi projesi tetiklemişti.
Gösteriler başlangıçta çevresel kaygılar ve bölgenin özellikle flamingolar başta olmak üzere göçmen kuşlar için önemli bir geçiş güzergahı olması nedeniyle başlamıştı.
Doğa koruma alanının bitişiğindeki bölgeyi lüks tatil köyüne dönüştürme planları ve Sosyalist Başbakan Edi Rama'nın bu projeyi savunması, halkın öfkesinin büyümesine yol açtı. Binlerce kişinin sokaklara çıkarak düzenlenen gösteriler, Başbakan Rama ve hükümet karşıtı protestolara evrildi. Göstericiler Rama'ya istifa çağrısı yapıyor.
Rama hükümeti ise, Adriyatik kıyısında terk edilmiş bir ada ile ona yakın bir sahil şeridini kapsayan projenin, Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefleyen eski komünist ülkenin turizm pazarına girmesinde dönüştürücü olacağını, istihdam yaratacağını savunuyor.
Ekolojistler ve çevre örgütleri ise tatil köyünün, flamingo, deniz kaplumbağaları ve foklar gibi hayvanların üreme alanları yakınlarında inşa edileceğine dikkat çekerek, doğaya telafisi olmayacak boyutta zarar vereceğini vurguluyor.