Ukrayna-Rusya savaşıyla ilgili 15 Ağustos 2025’te ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katılımıyla gerçekleştirilen Alaska zirvesi, savaşın bitişinin habercisi olarak duyuruldu. Aradan geçen bir yılda ise savaş sona ermediği gibi, daha karmaşık ve daha geniş bir jeopolitik çatışmaya dönüştü. Ve 436 bin 402 kilometrekarelik Karadeniz, Alaska sonrası bu yeni dönemin merkezi haline geldi.
Limanlar, enerji altyapıları, ticaret yolları ve lojistik ağlar doğrudan hedef olmaya başladı. Cephe hattının yüzlerce kilometre gerisindeki şehirler de artık düzenli olarak uzun menzilli füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor. Çünkü Karadeniz, Avrupa'nın enerji güvenliğinin, Ukrayna'nın ihracat kapasitesinin, Rusya'nın deniz ticaretinin ve küresel gıda piyasalarının kesiştiği stratejik bir havza. Özellikle Kırım çevresindeki saldırılar ve Rus limanlarına yönelik operasyonlar, Moskova'nın Karadeniz'deki hareket alanını daralttı.
Rusya’nın Novorossiysk, Tuapse, Taman, Rostov ve Kerç limanları savaşın ekonomik damarlarını oluşturuyor. Özellikle Novorossiysk, Rusya’nın en büyük Karadeniz limanı konumunda bulunuyor ve petrol, tahıl ve sıvılaştırılmış ürün ihracatının önemli kısmını gerçekleştiriyor. Rusya dünyanın en büyük buğday ihracatçısı konumunu korurken, bu ihracatın yaklaşık dörtte biri Azak Denizi ve Don-Azak koridorundan geçiyor. Son dönemde Ukrayna saldırıları nedeniyle bu koridordaki sevkiyatların durdurulması dünya tahıl fiyatlarını doğrudan etkiledi. Bu limanlarda çok sayıda devletle yakın ilişkide bulunan şirket var. Karadeniz’de faaliyet gösteren başlıca devlet bağlantılı şirketler arasında Rus petrol devi Rosneft, doğal gaz şirketi Gazprom, petrol taşımacılığında faaliyet gösteren Sovcomflot, Ukrayna tarafında ise limanların işletilmesinden sorumlu Ukrainian Sea Ports Authority (USPA), tahıl ihracatında etkin şirketler arasında Kernel, Nibulon bulunuyor.
Yıpratma savaşından ‘payını alan’lar
Buna karşılık Rusya da Ukrayna'nın liman altyapısını hedef almaya başladı. Odessa, Çornomorsk ve Tuna Nehri üzerindeki liman tesisleri düzenli saldırılara maruz kaldı. Savaşın ilk günlerinden itibaren Ukrayna açısından Odessa, Çornomorsk, Pivdennyi (Yujni), Novorossiysk, Sivastopol, Kerç ve Mariupol limanları çatışmanın en stratejik hedefleri haline geldi. Çünkü Karadeniz’deki bu limanlar yalnızca bölge ülkelerinin değil, dünya gıda ve enerji piyasalarının da ana arterlerini oluşturuyor. Ukrayna’nın savaş öncesi ihracatının yaklaşık yüzde 62’si deniz yolu üzerinden gerçekleştiriliyordu. 2024 itibarıyla bu oran yeniden yükselerek yaklaşık yüzde 50 seviyesine ulaştı. Ukrayna’nın tahıl, ayçiçek yağı, demir cevheri ve metal ürünlerinin büyük bölümü Odessa merkezli limanlardan dünya pazarına ulaşıyor. Özellikle Odessa bölgesindeki limanların, Ukrayna ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını taşıdığı belirtiliyor. Limanların vurulması yalnızca Ukrayna ekonomisini değil, Afrika ve Ortadoğu’daki gıda piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Çünkü BM verilerine göre Ukrayna savaş öncesinde dünya buğday ihracatında yüzde 10, mısır ihracatında yüzde 15 ve ayçiçek yağı ihracatında ise yüzde 45’in üzerinde paya sahipti. Böylece Karadeniz'deki çatışma yalnızca donanmalar arasında değil; limanlar, lojistik merkezler ve ekonomik altyapılar üzerinden yürütülen bir yıpratma savaşına dönüştü. Bu yıpratma savaşından “payını alan” ülkelerden sadece Rusya ve Ukrayna olmadı.
Karadeniz’deki gerilimden Türkiye’ye kalan
Türkiye ve diğer Karadeniz ülkeleri de hedef tahtasına oturtuldu. Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik limanları Samsun Limanı, Zonguldak Limanı, Karasu Limanı, Filyos Limanı, Trabzon Limanı'dır. Özellikle Filyos Limanı, Karadeniz doğal gazının işlenmesi ve enerji sevkiyatı açısından stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor. Samsun ve Trabzon limanları ise tahıl, demir-çelik, gübre, kömür ve konteyner taşımacılığında önemli rol oynuyor. Türkiye'nin Karadeniz üzerinden taşıdığı başlıca ürünler buğday ve mısır, ayçiçek yağı, petrol ve petrol ürünleri, doğal gaz ekipmanları, kömür ve demir-çelik ürünleri, gübre ve kimyasal ürünlerdir. Türkiye'nin Rusya ile deniz ticareti 2021'de 57,5 milyon ton iken, 2023 yılında 98 milyon tona yükseldi. Buna karşılık Ukrayna ile deniz ticareti savaş nedeniyle 16 milyon tondan 7,5 milyon tona geriledi.
Rusya, bugün Türkiye'nin en büyük ithalat ortaklarından biri konumunda bulunuyor. 2026 yılının ilk üç ayında Türkiye'nin Rusya'dan ithalatı 9 milyar doların üzerine çıktı. Savaş öncesinde Rusya'nın Türkiye dış ticaretindeki payı yaklaşık yüzde 10 seviyesindeyken, enerji bağımlılığı nedeniyle bazı sektörlerde bu oran çok daha yükseğe çıkıyor. Türkiye'nin doğal gaz ithalatının önemli bir bölümü halen Rusya kaynaklı.
Bu süreçte etkilenen elbet tek Türkiye değil. Örneğin Romanya’nın Köstence Limanı Karadeniz'in en büyük AB limanı. Ukrayna tahılının önemli kısmı savaş sonrası buraya yönlendirildi. Trafiği savaşla birlikte yaklaşık iki katına çıktı. Romanya'nın deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 60'ı Köstence üzerinden gerçekleşmektedir. Bulgaristan’nın Karadeniz’de bulunan Varna Limanı ve Burgaz Limanı petrol ve konteyner taşımacılığında önemlidir. Bulgaristan dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35-40'ı bu iki liman üzerinden yapılmaktadır. Gürcistan’nın bu denizdeki en önemli limanları ise Poti Limanı ve Batum Limanıdır.
Yıllar boyu sürecek rekabet alanı
Son haftalarda Ukrayna'nın Azak Denizi ve Kerç çevresindeki saldırılarında bir haftada yaklaşık 47 Rus tanker ve yakıt gemisinin vurulduğu açıklandı. Ancak bunların tamamının batmadığı, çoğunun hasar aldığı belirtiliyor. Temmuz 2026'da yalnızca birkaç gün içinde 13 Rus gemisi, bunların içinde 10 tanker, saldırıya uğradı. Son haftalarda ise çatışmalar yeni bir boyuta ulaştı. Sadece askeri ve ticari gemilere değil, Rusya donanmasının “gölge filosu” adını verdiği gemilere de saldırılar oldu. Rusya'nın “gölge filosu”, özellikle Batı'nın Ukrayna savaşı sonrası uyguladığı petrol yaptırımlarını ve fiyat tavanını aşmak için kullanılan, mülkiyet yapısı belirsiz ve çoğu zaman eski tankerlerden oluşan bir deniz taşımacılığı ağıdır. 6-13 Temmuz tarihleri arasında Rus gölge filosuna ait toplam 90 gemiye saldırı düzenlendi. Bunlardan 14’ü bir gecede vuruldu.
Savaşın başından bu yana Karadeniz'de limanlara yönelik saldırılar ve ticaretin yeniden yönlenmesi, bölgedeki deniz taşımacılığının jeopolitiğini değiştirdi. Ukrayna'nın kaybettiği ticaret hacminin önemli kısmı Romanya'nın Köstence Limanı'na, kısmen de Türkiye ve Gürcistan limanlarına kaydı; Rusya ise Karadeniz Filosu'nun bir bölümünü Sivastopol'den Novorossiysk'e taşımak zorunda kaldı. Bu değişim Karadeniz'i yalnızca bir savaş alanı değil, aynı zamanda enerji, tahıl ve lojistik rekabetinin merkezi haline getirdi.
NATO açısından Karadeniz; enerji yollarının güvenliği, Avrupa'nın doğu kanadının savunulması, Rusya'nın Akdeniz'e erişiminin sınırlandırılması, Ukrayna'ya lojistik destek sağlanması açılarından stratejik önem taşıyor. Moskova açısından ise Karadeniz, Rusya'nın güney güvenlik mimarisinin merkezinde yer alıyor. Kırım'ın ilhakından bu yana Kremlin, Karadeniz'i yalnızca askeri değil aynı zamanda tarihsel ve jeopolitik bir güvenlik alanı olarak görüyor. Bu nedenle Karadeniz üzerindeki mücadele, savaş sona erse bile uzun yıllar boyunca devam edecek bir rekabet alanı görünümü taşıyor.