MERVE YİĞİTCAN
İstanbul Sanayi Odası (İSO) 35. Grup Plastik Hammaddeleri ve Plastik Enjeksiyon Mamulleri Sanayii tarafından “Modern Dünyayı Taşıyan Malzeme: Plastiğin Farkında Olmadığımız Gücü” başlıklı bir toplantı düzenlendi. Etkinlikte plastiğin sanayideki ve toplum yaşamındaki kritik önemi masaya yatırılırken, ayrıştırmadaki son teknolojiler tartışıldı. Toplantıda, EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde, Prof. Dr. Mehmet Atilla Taşdelen, Prof. Dr. Hüseyin Yıldırım, Dr. Mevlüt Çetinkaya ile Selçuk Gülsün’ün katılımıyla gerçekleşen bir panel de yer aldı.
Etkinlikte değerlendirmelerde bulunan 35. Grup Meslek Komitesi Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, plastik sektöründe yerel yönetim ile merkezi yönetimin iş birliğinin kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin plastik hammaddesinde ciddi bir dışa bağımlılık yaşadığına dikkat çeken Karadeniz, döngüsel ekonominin ve geri dönüşümün cari açığı azaltmadaki stratejik rolüne odaklanılması gerektiğini belirtti.
2000’lerde ürettiğimiz hammadde şimdi yok
Türkiye plastik sektörünün üretim hacmiyle Avrupa’da ikinci, dünyada ise yedinci sırada yer alarak büyük bir başarıya imza attığını hatırlatan Karadeniz, buna karşın hammadde üretiminde aynı güçlü pozisyonda olunmadığını vurguladı. Tarihsel sürece işaret eden Karadeniz, şunları söyledi: “Türkiye’nin plastik hammadde üretimi, 1980’lerin başında Aliağa’daki tesislerin faaliyete geçmesiyle yurt içi ihtiyacın yaklaşık yüzde 20-22’sini karşılıyordu. Ancak bugün geldiğimiz noktada yerli hammadde üretimi, Türkiye’nin toplam ihtiyacının ancak yüzde 8 ila yüzde 10’u bandına gerilemiş durumda. 2000’li yılların başında ülkemizde üretilebilen bazı mühendislik plastiklerinin üretimi ise bugün tamamen durmuş vaziyette.”
Sistemli geri dönüşüm şart
Türkiye’nin hammadde üretemediği bir konjonktürde geri dönüşüm hamlelerinin hayati bir katma değer yarattığını vurgulayan Karadeniz, kamuoyundaki bazı olumsuz algıların aksine, sistemli bir geri dönüşümün doğrudan döviz tasarrufu anlamına geldiğini ifade etti. Döngüsel ekonominin tam kapasiteyle işletilmesi durumunda ithalat faturasının ciddi oranda düşeceğini kaydeden Karadeniz, “Bizim ülkemiz için döngüsel ekonomi 10 defa değer, bunu yapmazsak olmaz. Döngüsel ekonominin şartlarını tam donanımlı bir şekilde döndürebilsek, plastik hammaddesi ithalatının en az üçte birinin önüne geçmiş oluruz. Münferit olumsuz örnekleri bir kenara bırakırsak, geri dönüşüm için yapılan her hamle bu ülkeye kazandırılan bir döviz, bir katma değer ve istihdamdır” ifadelerini kullandı.
Depozitodan önce kaynağından ayrıştırma
Sürdürülebilir bir döngüsel ekonomi modelinin kapılarını açacak en büyük anahtarın doğru ayrıştırma sistemleri olduğunu dile getiren Karadeniz, mevzuat ve uygulamalardaki öncelik sıralamasının değişmesi gerektiğini savundu. Türkiye’de Depozito Yönetim Sistemi (DYS) uygulamalarının henüz pilot bölgeler düzeyinde kaldığını ve yüzde 100 oranında uygulanamadığını belirten Karadeniz, asıl çözümün Kaynağında Ayrıştırma Sistemi (KAS) olduğunun altını çizdi. Karadeniz, “Depozito sisteminden önce esas uygulanması gereken, kaynağında ayrıştırma sistemidir. Çünkü geri dönüşümün kapılarını en büyük oranda açacak olan sistem budur. Bu konunun öneminin ve kültürel bir değer haline getirilmesinin bakanlıklar nezdinde spotlarla, farkındalık kampanyalarıyla işlenmesi gerekiyor. PLASFED olarak bu amaçla bakanlıkların kapısını sürekli aşındırıyoruz” diye konuştu.