Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında düzenlenen 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü'nde gerçekleştiriliyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, burada "Sermaye Akışlarının Yeniden Yapılandırılması: Kapsamlı Makro-Mikro Ekonomik Entegrasyon İçin İslami Bir Çerçeve" panelinde konuşma gerçekleştirdi.
Fatih Karahan,katılım finansın Türkiye'de istikrarlı şekilde büyüdüğünü belirterek, "Katılım finansın varlık payı 2010'ların başında yaklaşık yüzde 4,5 seviyesindeyken bugün yaklaşık yüzde 9'a yükseldi." açıklamasında bulundu.
DÜŞÜK ENFLASYON DAHA ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR YATIRIM ORTAMI SAĞLIYOR
Karahan, yaptığı konuşmada, düşük enflasyonun daha öngörülebilir bir yatırım ortamı sağladığını, finansal aktörlerin de bu ortamda daha düşük oranlarla uzun vadeli finansal ürünler sunabildiğini dile getirdi.

HEDEF: TÜRKİYE'NİN DAHA ÜRETKEN VE REFAH BİR EKONOMİYE SAHİP OLMASI
Yatırımları aynı zamanda verimlilik için de önemsediklerini ifade eden Karahan, Türkiye'nin daha üretken ve refah bir ekonomiye sahip olmasını hedeflediklerini söyledi.
Karahan, çalışan başına üretime bakıldığında verimliliğin arttığını, AR-GE harcamalarının da yükseldiğini belirterek, "Tüm bunlar, makroekonomik istikrar arttıkça ekonominin üretken kapasitesinin genişlediğini gösteriyor." diye konuştu.

"TÜRKİYE'DE KATILIM FİNANS İSTİKRARLI ŞEKİLDE BÜYÜYOR"
Fatih Karahan, İslami finans ve ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde, finansal kapsayıcılık açısından bu alanın çok önemli bir değer sunduğunu dile getirdi.
İslami finansın bankacılık sisteminde bir alternatif sunduğunu ifade eden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun açık bir örneği, katılım finansın KOBİ kredilerinde temsil edilmesi. Geleneksel bankacılık araçlarıyla kredi alamayan birçok KOBİ, katılım finans araçlarıyla faaliyetlerini sürdürebiliyor. Bu tür uygulamalar, finansal kapsayıcılığı genişletiyor ve kullanılmayan tasarrufları finansal aracılık yoluyla üretken kullanıma yönlendiriyor. Türkiye'de katılım finansın istikrarlı şekilde büyüdüğünü görüyoruz. Katılım finansın varlık payı 2010'ların başında yaklaşık yüzde 4,5 seviyesindeyken bugün yaklaşık yüzde 9'a yükseldi. Bu süreçte katılım finans kurumlarının sayısı da arttı ve lisans alan iki yeni kurumun da faaliyete başlaması bekleniyor. Bu sektör hızlı patlama yaşayan bir sektör değil ancak istikrarlı ve güçlü bir şekilde büyüyor."

"KATILIM FİNANSLA UYUMLU LİKİDİTE YÖNETİM ARAÇLARI GELİŞTİRDİK"
Merkez Bankası Başkanı Karahan, katılım bankalarının mevduat bankalarına kıyasla daha güçlü kredi büyümesi gösterdiğini ve bunun da finansal sistemdeki pazar payının artmasına katkıda bulunduğunu söyledi.
TCMB olarak katılım finans kurumlarına da hizmet edecek şekilde finans araçları üzerinde çalıştıklarını belirten Karahan, katılım finansla uyumlu likidite yönetim araçları geliştirdiklerini ifade etti.
"MAKRO İHTİYATİ TEDBİRLERLE DE PARA POLİTİKASINI DESTEKLİYOR"
Karahan, TCMB'nin politika çerçevesinin sadece politika faizinden ibaret olmadığını, makro ihtiyati tedbirlerle de para politikasını desteklediklerini kaydederek şu değerlendirmede bulundu:
"Bu tedbirlerin katılım finans kurumlarına da uygun şekilde tasarlanması gerekir, çünkü onların iş modeli ve müşteri tabanı farklı. Bu açıdan kalibrasyon süreci üzerinde 2 yıldır çalışıyoruz. Son olarak, TCMB'nin ihracatçılar ve uzun vadeli yatırım finansmanı için kredi programları var. Bu programlardan bazılarını katılım finans kurumlarının da müşterilerine sunabileceği şekilde yapılandırdık ve bu da onların piyasada daha fazla pay elde etmelerine yardımcı oldu."