Matbaa işçisi
Her gün tekrar eden bir işi yapmak, rutine düşmek, işe yabancılaşmak gibi birçok tehlike içerir.
Akıp giden zaman içerisinde bunun ayırdına varmak zordur. Tabii ki bunun istisnaları var, emek verip ortaya çıkmasında payın olan şey Evrensel gibi bir gazete olunca işler değişiyor. Rutine teslim olmamak gibi bir görev biçiyor insan kendine. İşin gerektirdiği akışlar dışında, bazen tashih yaparken, bazen bir hatayı yazı işleri ile paylaşırken, bazen de sayfa gecikmelerinde hat kaçırmamak için editörlerle ‘kavga’ ederken buluyor insan kendini.
Her sabah yeniden başlayan bir inada şahit olmak, elbette bambaşka bir motivasyon yaratıyor ve o rutin kapanından çekip alıyor insanı.
Memleket gündemi adeta bir yangın yeri, bütün ezberlerin bozulduğu, değer, norm ne varsa altüst olduğu, kuralı koyanların bile kendi kurallarını tanımadıkları dönemler.
Bütün bu kaos içinde Evrensel; tıpkı çocukluk yıllarını bildiğin birinin gözünün önünde genç bir delikanlıya, bir yetişkine dönüşmesine şahit olmak gibi, bir yaş daha alıyor, kendisi büyürken bizleri de büyütüyor ve bizlere öğretiyor elbette.
Şairin dediği gibi, “Derine hep derine kazıyoruz, çağımızın altın kalbini bulmak için.”
Hep beraber.
Koskoca bir emek, koskoca bir bütün, en kıymetlisi de o bütünün bir parçası olduğunu bilmek belki de.
Nice yaşlara Evrensel.