Adana'da görülen bir boşanma davasında verilen kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından bozulması, boşanma davalarında dava ehliyeti ve vesayet incelemesine ilişkin değerlendirmeleri yeniden gündeme taşıdı. Yüksek Mahkeme, davalı erkeğin anksiyete bozukluğu teşhisi aldığı ve yeşil reçeteli ilaç kullandığı iddiası doğrultusunda, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak dava ehliyetinin değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Yargıtay dava ehliyetinin araştırılmasını istedi
Yargıtay kararında, davalı hakkında ileri sürülen sağlık iddiaları doğrultusunda kişinin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılmasının zorunlu olduğu belirtildi.
Kararda, bu hususun ön sorun olarak değerlendirilmesi, gerekmesi halinde vesayet işlemlerinin yürütülmesi ve sonucunun beklenmesinden sonra davaya devam edilmesi gerektiği ifade edilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderildi.
Anksiyete en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre 2021 yılında dünya genelinde yaklaşık 359 milyon kişi anksiyete bozukluğu ile yaşamını sürdürdü. Türkiye'de yapılan araştırmalar da anksiyete bozukluklarının en sık görülen ruh sağlığı sorunları arasında yer aldığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, anksiyetenin belirli düzeye kadar doğal bir duygu olduğunu, ancak günlük yaşamı olumsuz etkileyecek seviyeye ulaştığında tedavi gerektiren bir rahatsızlık haline gelebildiğini belirtiyor.
Uzmanlar: Tanı ve ilaç kullanımı tek başına yeterli değil
Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, anksiyete bozukluğunun kişinin yaşam kalitesini etkileyebilen bir rahatsızlık olduğunu ancak her hastada karar verme yetisini ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Avukat Fatih Karamercan, Yargıtay kararının benzer davalarda vesayet araştırmasının gündeme gelmesine neden olabileceğini belirtirken, yalnızca anksiyete teşhisi veya yeşil reçeteli ilaç kullanımının değil, kişinin hukuki ehliyetini etkileyen başka somut bulguların da bulunması gerektiğini söyledi.
Avukat Özlem Şen ise günümüzde çok sayıda kişinin anksiyete tedavisi gördüğünü ve normal yaşamını sürdürebildiğini belirterek, esas değerlendirilmesi gereken unsurun kişinin yargılama sürecini anlayabilmesi ve iradesini sağlıklı biçimde açıklayabilmesi olduğunu dile getirdi.
Kararın emsal niteliği tartışılıyor
Hukukçular, Yargıtay'ın bozma kararının doğrudan vesayet kararı anlamına gelmediğini, yalnızca somut olayda dava ehliyetinin araştırılmasına yönelik usuli bir değerlendirme içerdiğini ifade ediyor.