Artı Gerçek- Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), KESK Haber-Sen, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), son zamanlarda basına yönelik artan baskılara dair açıklama yaptı.
'İNSANLARIN KİMLİKLERİ NEDENİYLE SUSTURULMAK İSTENDİĞİ BİR YERDE ÖZGÜRLÜKTEN SÖZ EDİLEMEZ'
Açıklamada, "Bir ülke yalnızca sınırlarıyla değil; insanlarının umutlarıyla, kahkahalarıyla, özgürce konuşabilmesiyle, farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesiyle ayakta kalır. Bugün ise bu ülkenin neşesi, umudu ve geleceğe dair inancı sistemli biçimde karartılıyor. LGBTİ+ lar hedef gösteriliyor, dernekleri baskı altına alınıyor, en temel hak talepleri bile suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. İnsanların kimlikleri nedeniyle susturulmak istendiği bir yerde özgürlükten söz edilemez" denildi.
'İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BASKI ALTINA ALINDIĞI BİR ÜLKEDE DEMOKRASİ YALNIZCA KAĞIT ÜSTÜNDE KALIR'
Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
"Gazeteciler haber yaptıkları için soruşturuluyor, televizyon kanallarına ve gazetelere cezalar yağdırılıyor, halkın haber alma hakkı engelleniyor. İnternet sitelerine erişim yasakları getirilirken gerçeklerin üzeri karanlıkla örtülmek isteniyor. Cezaevlerinde tutulan gazeteciler yalnız değildir; onların susturulması toplumun tamamının susturulması anlamına gelir. Basın özgürlüğünün yok edildiği, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı bir ülkede demokrasi yalnızca kâğıt üzerinde kalır. Eleştiren herkesin tehdit olarak görüldüğü, muhalif siyasetçilerin baskıyla sindirilmeye çalışıldığı, yargının siyasetin gölgesinde hareket ettiği bir düzen topluma yalnızca korku dayatır.
'ÜLKE DAHA OTORİTER, DAHA TAHAMMÜLSÜZ, DAHA KARANLIK BİR YERE SÜRÜKLENİYOR'
Sendikacılar tutuklanıyor, emekçilerin örgütlenme hakkı engelleniyor, hakkını arayan işçiler baskıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa örgütlenme özgürlüğü bir lütuf değil, en temel demokratik haklardan biridir. Emeğin sesini kısmaya çalışanlar, aslında toplumun geleceğini karartmaktadır.
Bugün geldiğimiz noktada insanlar düşüncelerini açıklamaktan çekiniyor, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor, sanatçılar, akademisyenler, gazeteciler ve aktivistler sürekli baskı altında yaşamaya zorlanıyor. Bu ülke giderek daha otoriter, daha tahammülsüz ve daha karanlık bir yere sürükleniyor.
'BU KARANLIĞI KABUL ETMİYORUZ'
Bizler bu karanlığı kabul etmiyoruz. Bu ülkenin neşesini çalanlara sesleniyoruz: Toplumu korkuyla yönetmeye çalışsanız da insanlar özgürlük talebinden vazgeçmeyecek.
Gerçekleri sansürleseniz de hakikat bir yolunu bulup ortaya çıkacak.
Baskıyla susturmaya çalıştığınız her ses, dayanışmayla daha da büyüyecek.
Çünkü bu ülke; farklılıklarıyla, özgür basınıyla, örgütlü emeğiyle, eşit yurttaşlık talebiyle ve demokrasi mücadelesiyle var olacak.
Biz susmayacağız. Korkmayacağız! Boyun eğmeyeceğiz!" (MEZOPOTAMYA AJANSI)