Yönetimsel istikrarsızlıklarla gündemden düşmeyen İngiltere'de yeni başbakan, "Kuzeyin Kralı" lakabıyla tanınan eski Manchester Büyükşehir Belediye Başkanı Andy Burnham oldu. Burnham Brexit sonrası ülkenin yedinci başbakanı olarak tarihe geçti. İşçi Partili Burnham, yıllardır düşük büyüme performansı gösteren ekonomi, hayat pahalılığı, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve konut krizi gibi ağır sorunları da görevle beraber devraldı.
Yeni başbakanın önündeki en önemli sınavlardan biri ise İşçi Partisi'nin gerileyen kamuoyu desteğini yeniden toparlamak olacak. Parti yaklaşık 18 aydır yapılan kamuoyu yoklamalarında sağcı Nigel Farage liderliğindeki Reform UK'nin gerisinde seyrediyor. Keir Starmer liderliğinde 14 yıllık Muhafazakâr Parti iktidarını sona erdiren İşçi Partisi, seçmenin ekonomik beklentilerini karşılamakta zorlanınca desteğini önemli ölçüde kaybetti. Parti içinde Burnham'ın, Reform UK'nin yükselişini durdurabilecek az sayıdaki isimden biri olduğu değerlendiriliyor. Özellikle kuzey İngiltere'deki seçmen nezdindeki güçlü desteğinin, İşçi Partisi'nin kaybettiği tabanı yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Burnham'ın ilk icraatları arasında konut krizine yönelik kapsamlı bir programın yer alması bekleniyor. Yeni başbakanın, kamuya ait atıl arazileri konut üretimine açarak belediye konutlarının inşasını hızlandırmayı ve uzun süredir derinleşen barınma sorununu hafifletmeyi hedeflediği ifade ediliyor.
Ancak Burnham'ın yalnızca ekonomik sorunlarla değil, parti içindeki beklentileri yönetmek ve seçmenin güvenini yeniden kazanmak gibi zorlu siyasi sınavlarla da karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Kendisinden beklentiler yüksek olsa da, hükümetinin izleyeceği yol haritası ve kabinesinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.
Jeopolitik en zorlu sınavı olacak
Burnham'ın karşı karşıya olduğu zorluklar yalnızca iç politikayla sınırlı değil. Al Jaazera'ya konuşan uzmanlar, İngiltere'nin dış politika gündemini belirleyen birçok unsurun başbakanın kontrolü dışında olduğuna dikkat çekiyor. Rusya - Ukrayna savaşı, Brexit'in ekonomik etkileri ve küresel belirsizliklerin, Londra'nın hareket alanını daraltmaya devam edeceği değerlendiriliyor.
Dış politikada ise Burnham'ın ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkileri dikkatle yürütmesi bekleniyor. İngiltere'nin savunma ve teknoloji alanlarında ABD'ye olan bağımlılığı nedeniyle Washington ile köklü bir politika değişikliğine gitmesinin zor olacağı belirtiliyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerde ise Starmer dönemine kıyasla daha düşük profilli bir yaklaşım benimseyerek ağırlığı iç politikaya vermesi bekleniyor.
Gazze ve Orta Doğu politikası da Burnham'ın önündeki önemli başlıklardan biri olacak. Uzmanlar, İsrail'e yönelik yaklaşımının ve İngiltere'deki ABD üslerinin bölgedeki olası askeri operasyonlarda kullanılması gibi konularda nasıl bir tutum alacağının yakından izleneceğini belirtiyor.
Ekonomi ve kamu hizmetlerinin yanı sıra savunma harcamaları da yeni hükümetin öncelikleri arasında yer alabilir. İngiliz basınında Burnham'ın savunma bütçesini artırmayı, Kuzey Denizi'nde yeni petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine izin vermeyi ve net sıfır emisyon hedeflerine ilişkin bazı uygulamaları gözden geçirmeyi değerlendirebileceği öne sürülüyor. Ancak bu adımların İşçi Partisi'nin sol kanadı ile çevreci seçmenler arasında yeni tartışmalara yol açabileceği ifade ediliyor.