ABD-İsrail ile İran savaşının ardından yükselen fosil yakıt fiyatları, 2026 yılı sonuna kadar Türkiye'nin enerji faturasına 14 milyar dolar ekleyecek.
Ember'in bugün yayımladığı rapora göre bu rakam, yıllık enerji ithalat faturasında yaklaşık yüzde 30'luk bir artışa denk geliyor.
Bu bağımlılığı kalıcı şekilde sonlandırabilmenin yolu ise elektrifikasyondan geçiyor; mevcut veriler Türkiye'deki her 1 milyon elektrikli aracın yılda 900 milyon dolar fosil yakıt ithalatını engellediğini gösteriyor.
Enerjisinin üçte ikisini ithalat yoluyla karşılayan Türkiye'nin fosil yakıtlara yüksek bağımlılığı her küresel krizde enerji faturasına sert şekilde yansıyor.
Nitekim verilere göre, 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte Türkiye'nin yıllık net enerji faturası 80 milyar doların üzerine çıkarak tarihi zirvesine ulaştı ve ülkenin en yüksek üçüncü cari açığını vermesine neden oldu.
Ülke, Hürmüz krizi ile yeniden benzer bir tabloyla karşı karşıya kaldı. ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat 2026'da başlayan savaş sonrasında Hürmüz Boğazı'nın gemi geçişlerine kapanması, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırdı.
Küresel petrol arzı ile LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği boğazdaki kesinti, petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert yükselişlere yol açtı.
Ember'in çalışmasına göre savaşın başlamasından 1 Mayıs 2026'ya kadar Brent petrol fiyatları yüzde 50, Avrupa doğalgaz fiyatları yüzde 45 yükseldi.
Raporda, bu fiyat seviyelerinin yıl sonuna kadar korunacağı varsayımıyla yapılan hesaplamada Türkiye'nin enerji ithalat faturasının 2025'e kıyasla yaklaşık 14 milyar dolar artacağı öngörüldü. Bu tutarın 7,7 milyar doları petrol, 6,4 milyar doları ise doğalgaz ithalatından kaynaklanıyor.
Krizin etkilerinin ilk olarak hissedildiği mart, nisan ve mayıs aylarındaki net enerji ithalatı faturası da bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 3 milyar dolar yükselerek yüzde 26 artış gösterdi.
Ek maliyetin en büyük nedeni petrol fiyatları
Rapora göre petrol tarafındaki ek maliyetin temel nedeni, savaş sonrasında petrol fiyatlarında varil başına ortalama 35 dolarlık artış yaşanması.
Türkiye'nin yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle bu artışın 2026 yılı boyunca 7,7 milyar dolarlık ilave maliyet yaratacağı hesaplanıyor.
Söz konusu yükün yaklaşık üçte ikisi, akaryakıt tüketiminin yoğun olduğu karayolu ulaşımından kaynaklanıyor.
Doğalgaz tarafında ise Türkiye'nin Hürmüz bölgesine doğrudan bağımlılığı sınırlı olsa da küresel fiyat artışlarından etkileniyor.
Ayrıca Türkiye'nin doğalgaz alım sözleşmelerinin önemli bölümünün petrol fiyatlarına endeksli olması nedeniyle petrol fiyatlarındaki yükseliş yaklaşık dokuz aylık gecikmeyle doğalgaz maliyetlerine yansıyor. Bu nedenle doğalgaz kaynaklı maliyet baskısının yılın son aylarında daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.
Rapora göre mevcut fiyat seviyelerinin korunması halinde doğalgaz ithalat faturasında 6,4 milyar dolarlık ek yük oluşacak.
Ember Analisti ve raporun yazarı Bahadır Sercan Gümüş, "Türkiye'nin fosil yakıt bağımlılığı, her küresel krizde enerji faturasının yükselmesine zemin hazırlıyor. Enerji faturasının büyük bir kısmını oluşturan ulaşım ve binalar gibi nihai tüketim sektörlerinde elektrifikasyonun hızlandırılması ithalat yükünü kalıcı olarak hafifletecek" dedi.
1 milyon elektrikli araç 900 milyon dolar fosil yakıt ithalatını engelliyor
Çalışmada, enerji faturasındaki en büyük kalemin fosil yakıtların doğrudan tüketildiği sektörlerden kaynaklandığı belirtiliyor. Karayolu ulaşımı tek başına toplamın üçte birini oluştururken, sanayi, meskenler ve elektrik üretimi yüzde 16'şar payla onu takip ediyor.
Bu alanlarda elektrifikasyonun artırılmasının kalıcı bir çözüm sunacağı öngörülüyor. Türkiye yollarındaki her 1 milyon elektrikli otomobil yılda 900 milyon dolar fosil yakıt ithalatını engelliyor.
Binalarda da benzer bir fırsat mevcut; sadece 2025'te binalardaki doğalgaz tüketimi toplam enerji ithalatı faturasının 7,2 milyar dolarlık kısmını oluşturdu.
Hesaplamalara göre Türkiye'nin 25 milyon konutunun yalnızca yüzde 10'unda ısı pompasına geçiş, yıllık doğalgaz ithalat faturasını 1 milyar doların üzerinde azaltma potansiyeli taşıyor.
Türkiye'nin enerjideki yüksek bağımlılığını kırabilmesi için elektrifikasyon hedeflerinin önemini vurgulayan Gümüş, "Ulusal Enerji Planı'na konulacak somut bir elektrifikasyon hedefi, hem ithalat faturasını kalıcı olarak düşürecek hem de Türkiye'nin küresel iklim taahhütlerini karşılamasına katkı sunacak" diye konuştu.