İzmir — HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz dosyasında sadece tetikçi Onur Gencer'e ceza verilmesini yönündeki karara itiraz ederek, olayın arkasındaki güçlerin de açığa çıkarılması talebiyle yapılan itiraz Yargıtay tarafından reddedilirken, avukatlar davayı AYM'ye taşıdı.
İzmir'de 17 Haziran 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına dönük gerçekleştirilen saldırıda Deniz Poyraz yaşamını yitirdi. Tetikçi Onur Gencer, yapılan yargılama sürecinin sonunda Aralık 2022 tarihinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarpıtıldı. Ancak dava avukatları yargılama süreci boyunca İzmir 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nin saldırıyı bireysel bir eylem olarak değerlendirmesine tepki göstererek, Gencer'in arkasındaki güçlerin de açığa çıkarılmasını istedi.
Avukatların yaptığı itiraz sonucunda İzmir Bölge İdare Mahkemesi ilk derece mahkemenin verdiği kararı onadı. Buna da yapılan itiraz ise Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi tarafından onandı. Bunun üzerine Deniz Poyraz davasının avukatları, dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.
Devletin o dönemde üzerine düşen görevleri yerine getirmediğini ifade eden Deniz Poyraz davasının avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün saldırıyı önleme imkanlarına sahip olmasına rağmen saldırgana herhangi bir müdahalede bulunmadan bir saat boyunca beklediklerini söyledi. Saldırganın 18 saat içerisinde hemen tutuklandığını belirten Türkan Aslan Ağaç, "Biz siyasi bir partiye yönelik bu saldırının, tüm detaylarıyla ortaya çıkarılabilmesi için 100'ün üzerinde talepte bulunduk, sayısız dilekçe verdik ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini noktasındaki taleplerimizi ilettik. Ancak savcılık bu taleplerimizin hiçbirisini kabul etmedi. Sadece yüzeysel olarak katilin, internet ortamında FETÖ ile ilişkilerinin olup olmadığına, herhangi bir siyasi dernek ve partiye üyeliğinin olup olmadığına dair bir araştırma yapmakla yetindi" dedi.
Hakikat vurgusu
Saldırganın İzmir Kemalpaşa'da bir poligonda silahlı eğitim aldığını ve Suriye'de 6 ay görev yaptığına dair belgelerin de dosya içerisinde bulunduğunu dile getiren Türkan Aslan Ağaç, İzmir 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nin yargılama aşamasında hakikatin ortaya çıkarılmasına dair bir yargılama faaliyetini gerçekleştirmediğini belirtti. Türkan Aslan Ağaç, "İzmir 6'ncı Adli Ceza Mahkemesi, tasarlayarak öldürme, kasıtlı öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, siyasi partilerin maliki olduğu veya kullanımında bulunan bina ve tesisi veya eşya hakkında mala zarar verme suçundan bir hüküm kurdu. Yine işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan bir hüküm kurdu ve 6136 sayılı yasaya muhalefetten bir hüküm kurdu sadece. Ancak failin cezalandırılmış olması hakikati ortaya çıkarmadı. Biz bu noktadan soruşturma aşamasının adil yargılanma ilkesine ve hakikatin ortaya çıkarılmasına hizmet etmemesi nedeniyle mevcut olan kararı istinaf ettik" diye belirtti.
“Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk”
İzmir 1'inci Bölge Dairesi tarafından bir hafta içerisinde ilk mahkeme kararının onandığını kaydeden Türkan Aslan Ağaç, "Karar bize tebliğ edildi. Biz bu kararı Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi'ne taşıdık ve Bölge İstinaf Mahkeme'sinin kararının kaldırılmasını istedik. Yakın zamanda Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yaklaşım tarzıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı. Taleplerimizi esastan reddetti ve bu kararı de onadı. Dosya ilk derece mahkemesine geldi. Yargıtay'ın onama kararı sebebiyle yargılamada artık kanun yolunun kalmaması sebebiyle Anayasa Mahkemesi'ne bu dosyayı taşıdık. Dosya şu an Anayasa Mahkemesi'nde bulunmakta. Anayasa Mahkemesi'nde bu dosyaya ilişkin daha önce de götürdüğümüz bir başvuru var. O başvuruda da özellikle katilin örgütsel ilişkilerinin ortaya çıkarılmaması ve soruşturma aşamasının adil yargılanma ilkesine uygun olarak yürütülmemesi sebebiyle götürdüğümüz bir başvuruydu. Şu an iki başvurumuzda Anayasa Mahkemesi'nde bekliyor” diye konuştu.
Olayın tüm yönleriyle açığa çıkarılması gerektiğinin altını çizen Türkan Aslan Ağaç, ancak hakikatin ortaya çıkarılmasıyla böylesi saldırıların önüne geçilebileceğine dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi'nin de taleplerini ret etmesi durumunda maddi hakikatin ortaya çıkarılmasına yönelik taleplerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıyacaklarını ve gerçek adaletin sağlanmasının takipçisi olacaklarını vurguladı.