Psikiyatrist ve araştırmacı Colin Ross ile yapılan bir görüşmede, bazı kişilerin son derece canlı ve kontrol edilebilen hayal dünyaları kurabildiği, bu deneyimin zaman zaman yoğun duygusal tepkiler bile yaratabildiği aktarıldı. Ross, bu tür zihinsel canlılığın bazı durumlarda “yaratıcı bir yetenek” gibi görülebileceğini ifade ediyor.
Ancak uzmanlara göre sorun, hayal kurmanın kontrol edilemediği ve kişinin günün büyük bölümünü kapsadığı durumlarda ortaya çıkıyor. “Uyumsuz hayal kurma” olarak tanımlanan bu durumda bireyler, karmaşık hikâyeler ve karakterlerle içsel bir dünyada saatler geçirebiliyor.
GÜNLÜK YAŞAMDAN KOPUŞ RİSKİ
Araştırmalara göre bazı kişiler uyanık oldukları sürenin önemli bir kısmını zihinsel senaryolar içinde geçiriyor ve bu durum iş, eğitim ve sosyal yaşamda aksamalara yol açabiliyor. Aşırı örneklerde bu sürenin günde 10–12 saate kadar çıkabildiği belirtiliyor.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre uzmanlar, bu durumun bir bağımlılık döngüsüne dönüşebileceğini ve kişinin hayal dünyasını gerçek yaşamın önüne koymaya başlayabileceğini vurguluyor.
RUHSAL SÜREÇLERLE BAĞLANTI
Çalışmalar, uyumsuz hayal kurmanın yalnızlık, çocukluk travmaları, depresyon ve bazı nöroçeşitlilik durumlarıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bazı kişiler için bu süreç, duygusal zorlanmalardan kaçış mekanizması olarak gelişiyor.
FARK EDİLMESİ ZOR BİR DÖNGÜ
Uzmanlara göre bu durum dışarıdan “dalgınlık” veya “motivasyon eksikliği” gibi görünebilirken, içeride daha karmaşık bir zihinsel süreç işliyor. Bireyler çoğu zaman hayal kurmayı bırakamadıklarını ve bunun kontrol edilemez hale geldiğini ifade ediyor.
TEDAVİ VE BAŞ ETME YAKLAŞIMLARI
Henüz resmi tanı sınıflandırmalarında yer almayan bu durum için standart bir tedavi bulunmuyor. Ancak uzmanlar, bilişsel davranışçı yöntemler, tetikleyici farkındalığı ve dikkat kontrolü gibi yaklaşımların faydalı olabileceğini belirtiyor.
Ayrıca hayal kurma süresinin takip edilmesi, tetikleyicilerin azaltılması ve günlük yaşamı destekleyen yeni alışkanlıklar geliştirilmesi öneriliyor.