Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) Genel Başkanı Sami Bektaş, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için hayati önem taşıyan yapısal adımlara dikkat çekti. Üretim odaklı büyüme modelinin stratejik değerini vurgulayan Bektaş, yerli üreticiyi korumak adına atılan adımların maliyet analizlerinin iyi yapılması gerektiğini ve uzun vadeli, öngörülebilir politikaların bir an önce devreye alınması gerektiğini belirtti.
"SIK DEĞİŞEN VERGİLER YATIRIMCIYI BELİRSİZLİĞE İTİYOR"
Son dönemde bazı ürün grupları için yürürlüğe koyulan ilave gümrük vergilerini değerlendiren UTEP Genel Başkanı Sami Bektaş, sanayi yatırımlarının kısa vadeli kararlarla değil, yılları kapsayan projeksiyonlarla yapıldığını hatırlattı. Sıkça değişen vergi düzenlemelerinin yatırım ortamında güvensizlik yarattığını ifade eden Bektaş, "Sanayici önünü görebilmek ister. Sermaye belirsizliği değil, öngörülebilirliği tercih eder. İstikrar, yatırım ortamının en temel dinamiğidir" dedi.

"YATIRIM TEŞVİKİ VAR AMA ARA MALI VERGİLERİ ÜRETİMİ VURUYOR"
Yatırım teşvik belgeleri sayesinde makinelerin gümrük vergisinden muaf şekilde ithal edilebildiğini aktaran Bektaş, madalyonun diğer yüzündeki çelişkiye dikkat çekti. Üretimde ve makinelerde kullanılan elektronik komponent, plastik parçalar, kablolar, bataryalar ve bağlantı ekipmanları gibi kritik ara mallarının ilave vergilerle ithal edilmek zorunda kalındığını, bunun da doğrudan üretim maliyetlerini tırmandırdığını belirtti.
"KUR, VERGİ VE SANAYİ POLİTİKASI BİR BÜTÜN OLMALI"
Son yıllarda enerji, işçilik, lojistik ve finansman gibi temel giderlerin döviz kurundaki hareketlerden çok daha hızlı yükseldiğini ifade eden Bektaş, bu durumun Türk ihracatçısının küresel pazarlardaki fiyat rekabetini zorlaştırdığını söyledi. Politika yapıcıların entegre bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, "Kur, vergi ve sanayi politikası birbirinden bağımsız düşünülemez. Üretimde kullanılan girdilerin maliyetini artırırken ihracatçının rekabet gücünü de zayıflatırsanız sanayicinin yükü daha da ağırlaşır" değerlendirmesinde bulundu.
"TEDARİK ROTALARI DEĞİŞEBİLİR"
Türkiye'nin Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmaları (STA) gereği birçok ülkeden gelen sanayi ürününe ilave vergi uygulayamadığını, bu nedenle mevcut kısıtlamaların genellikle üçüncü ülkeleri kapsadığını hatırlatan Bektaş, bu durumun yerli üretimi korumaktan ziyade sadece tedarik rotalarının yön değiştirmesine neden olabileceğini aktardı. Sanayi stratejilerinin temel felsefesinin, hammadde ve ara mallarına rekabetçi fiyatlarla erişim sağlamak olması gerektiğinin altını çizdi.
"GÜMRÜK DUVARLARI DEĞİL, GÜÇLÜ BİR EKOSİSTEM BEKLİYORUZ"
Sanayicilerin taleplerinin korumacı duvarların yükseltilmesi olmadığını dile getiren UTEP Genel Başkanı Sami Bektaş, şu kritik çağrıda bulundu:
"Sanayicimizin beklentisi daha yüksek koruma duvarları değil; öngörülebilir yatırım ortamı, rekabetçi üretim maliyetleri, finansmana kolay erişim ve dünya ile yarışabileceği güçlü bir üretim ekosistemidir. Güçlü sanayi, ithalatı zorlaştırarak değil, üreticinin rekabet gücünü artırarak inşa edilir. Bugün tartışmamız gereken konu yalnızca gümrük vergileri değil, Türkiye’nin önümüzdeki on yılını şekillendirecek sanayi stratejisidir."