Reuters, ABD ordusunun Körfez'den enerji ihracatının devamını sağlamak amacıyla onlarca gizli gemiden gemiye petrol transfer operasyonunu koordine ettiğini bildirdi. Operasyonda hava ve deniz dronları ile helikopterler kullanılarak petrol taşıyan konvoylar açık denizde bekleyen tankerlere yönlendirildi. Hürmüz Boğazı'nın çıkışına yakın bölgelerde yürütülen operasyonun, İran'ın yıllardır yaptırımları aşmak için kullandığı gemiden gemiye transfer yöntemine benzer bir sistem üzerine kurulduğu belirtildi.
Konu hakkında bilgi sahibi 11 kişinin Reuters'a verdiği bilgilere göre transferler iki noktada gerçekleştirildi. Bunlardan biri Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Füceyre açıklarında, diğeri ise Umman'ın Sohar Limanı yakınlarında bulunuyor. Uydu görüntüleri ve gemi takip verilerine göre operasyon mayıs ayının başında başladı ve bugüne kadar en az 116 gemi transfer faaliyetlerine katıldı. Salı sabahına ait uydu görüntülerinde Umman Körfezi'nde yan yana duran 12 gemi çifti görüldü. Bunların sekizi Sohar açıklarında, dördü ise Füceyre yakınlarında bulunuyordu. Faaliyetlerin zirve yaptığı değerlendirilen 11 Haziran'da ise iki bölgede eş zamanlı olarak 17 gemi çiftinin petrol transferi yaptığı tespit edildi.
Düşürülen Apache helikopteri operasyonun bir parçasıydı
Dört kaynak, 9 Haziran'da İran tarafından düşürülen ve sonrasında ABD'nin misilleme saldırılarına yol açan Apache helikopterinin de bu görev kapsamında kullanıldığını söyledi. Olay hakkında bilgi sahibi eski bir ABD'li yetkili de bu bilgiyi doğruladı. Reuters, Apache'nin vurulduğu gün Sohar açıklarında küçük bir alanda kümelenmiş altı tanker çifti tespit etti.
Ancak Apache helikopterinin operasyondaki görevini bağımsız olarak doğrulanamadı. Reuters'ın sorularını yanıtlayan bir ABD savunma yetkilisi, Merkez Kuvvetler Komutanlığı'na (CENTCOM) bağlı unsurların açık denizde yürütülen gemiden gemiye petrol transfer operasyonlarında yer almadığını söyledi. ABD'li yetkililer daha önce helikopterde bulunan iki personelin insansız bir deniz aracı tarafından kurtarıldığını açıklamıştı.
Transferlerin gerçekleştirildiği iki nokta, Hürmüz Boğazı çıkışında yer alıyor ve İran'ın boğazdaki trafiği yönetmek amacıyla kurduğu yeni kurum olan Basra Körfezi Boğaz İdaresi'nin belirlediği sınırların yakınında bulunuyor. Reuters'ın aktardığına göre İran'ın talimatlarına uymayan gemiler, İran Devrim Muhafızları tarafından düzenlenebilecek insansız hava aracı ve füze saldırıları riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Operasyonun sürdüğü dönemde Füceyre Limanı da İran kaynaklı saldırıların hedefi oldu. İngiliz denizcilik risk yönetimi şirketi Vanguard, hafta sonunda Umman açıklarında bir tankere kimliği belirsiz bir mühimmatın isabet ettiğini duyurdu. Şirket, mürettebatın güvende olduğunu, yükte kısmi sızıntı meydana geldiğini ancak çevresel zarar oluşmadığını açıkladı. Tankerin transfer operasyonuna dahil olup olmadığı ise belirtilmedi.
İran, ABD ve İsrail ile yaşanan savaşın ardından küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmıştı. Bu durum küresel enerji arzında büyük bir kesintiye yol açarken dünya genelinde enflasyon baskılarını artırmıştı.
Uzmanlara göre maliyetli ve riskli olmasına rağmen gemiden gemiye petrol transferleri, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Körfez'den normal petrol akışını yeniden sağlamaya yönelik çabalarının bir parçası olabilir. Trump, bu hafta açıklanan İran ile çerçeve barış anlaşması kapsamında Hürmüz Boğazı'nın cuma günü yeniden açılacağını söylemişti. Ancak anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmiş değil.
Reuters'ın 20 Mayıs'ta yayımladığı ayrı bir araştırma ise İran'ın Hürmüz Boğazı'nın karşı tarafında gemi geçişlerini yönetmek için ada kontrol noktaları, diplomatik anlaşmalar ve bazı durumlarda ücretlendirme uygulamalarını içeren kendi sistemini kurduğunu ortaya koymuştu.
ABD ordusu petrol tankerlerini gizli güzergâhlarla yönlendirdi
Reuters'ın görüştüğü sekiz kaynağa göre, Körfez'deki gemiden gemiye petrol transfer operasyonları tamamen ABD ordusunun kontrolünde yürütülüyor. Operasyona dahil olan bir özel güvenlik yüklenicisi de bu bilgiyi doğruladı.
Kaynakların aktardığına göre tankerler, Hürmüz Boğazı'na ulaşmadan önce belirlenen bir buluşma noktasına gidiyor ve ardından yaklaşık 3 ila 4 kilometrelik aralıklarla boğaza giriş yapıyor. Dört kaynağa göre bu süreçte gemilerin konum vericileri (transponder) kapatılıyor ve ışıkları minimum seviyeye indiriliyor.
Operasyonda belirlenen kontrol noktaları sayesinde ABD ordusu tankerlerin ilerleyişini takip ediyor. Kaynaklardan biri, "ABD'liler sizi sürekli izliyor" ifadelerini kullandı.
Tankerler, İran'ın kendi kontrol alanı olarak tanımladığı bölgenin hemen dışından geçtikten sonra, petrolü teslim alacak gemilere yanaşıyor. Bu gemilerin büyük bölümü "Very Large Crude Carrier" (VLCC) olarak bilinen çok büyük ham petrol tankerlerinden oluşuyor. Petrol transferleri 24 ila 40 saat arasında sürüyor. Boşalan tankerler daha sonra yeniden boğazdan geçerek geri dönerken, yüklenen VLCC'ler uluslararası pazarlara doğru yol alıyor.
Operasyonun sürdürülebilmesini sağlayan temel unsurun, İran'ın fiili ablukasına rağmen Hürmüz Boğazı'ndan geçerek petrolü açık denizde bekleyen tankerlere ulaştırmayı kabul eden bazı nakliye şirketleri olduğu belirtiliyor.
Ancak uzmanlar operasyonun ciddi riskler taşıdığı görüşünde. Washington Enstitüsü'nde denizcilik riskleri üzerine çalışan kıdemli araştırmacı Noam Raydan "İran'ın ne zaman insansız hava araçları ya da silahlı botlar kullanarak bu gemilerin geçişini engellemeye karar vereceğini bilemezsiniz" dedi.
Gemiden gemiye petrol transfer yöntemi, petrolün kaynağını gizlediği için İran tarafından yıllardır yaptırımları aşmak amacıyla kullanılıyor. Ancak İran genellikle aynı anda yalnızca bir gemi çiftiyle transfer gerçekleştirirken, ABD öncülüğündeki operasyon çok sayıda eş zamanlı transferi kapsıyor. Bu sayede Körfez ülkeleri, İran'ın olası misilleme saldırılarına karşı daha fazla koruma altında ham petrol, kondensat ve petrol ürünlerini uluslararası alıcılara ulaştırabiliyor.
2 Mayıs ile 11 Haziran arasında çekilmiş uydu görüntüleri üzerinde yapılan inceleme, Körfez ülkelerine ait devlet tankerleri ile uluslararası işletmecilere ait gemiler arasında çok sayıda transfer gerçekleştirildiğini ortaya koydu. LSEG ve Kpler denizcilik verileri de aynı dönemde bölgede faaliyet gösteren tankerlerin düzenli olarak buluştuğunu gösterdi.
Hesaplamalara göre, 11 Haziran'a kadar olan dönemde açık denizde kurulan bu ağ üzerinden en az 90 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşınmış olabilir. Bununla birlikte söz konusu miktar, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günlük ortalama geçen yaklaşık 20 milyon varillik petrol hacminin oldukça altında kalıyor.
ABD Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Michael Froman ise cuma günü yayımladığı değerlendirmede dikkat çekici bir benzetme yaptı. Froman, "Eski kuralların zayıfladığı bir dönemde ABD'nin, Çin, Rusya, Kuzey Kore ve hatta İran'ın yaptırımlardan kaçmak için geliştirdiği yöntemleri kullanıyor olması ironik" ifadelerini kullandı. Froman burada, gemilerin transponderlerini kapatarak seyretmesine atıfta bulundu. ABD Başkanı Donald Trump da 10 Haziran'da, İran tarafından düşürülen Apache helikopteriyle ilgili açıklamalarında bu uygulamadan söz etmişti.
Operasyon hakkında doğrudan bilgi sahibi altı kaynak ise ABD'nin gemilere savaş gemileriyle eskort sağlamak yerine hava gözetleme sistemleri, uygunluk kontrolleri ve sürekli izleme faaliyetleriyle destek verdiğini söyledi. Reuters, ABD askeri personelinin petrol transferlerinin kendisinde doğrudan görev aldığına dair herhangi bir bulguya ulaşamadı.
Uluslararası tanker şirketleri operasyonda kilit rol oynuyor
Reuters'ın incelediği denizcilik kayıtlarına göre, gemiden gemiye petrol transfer operasyonlarının petrolü teslim alan tarafında ağırlıklı olarak uluslararası tanker işletmecileri yer alıyor. Bunlardan biri olan Yunanistan merkezli Dynacom Tankers Management'ın, savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana Hürmüz Boğazı üzerinden petrol taşımak için alternatif yöntemler geliştirmeye çalıştığına dair açıklamalar yaptığı görülüyor.
Şirketin kurucusu George Procopiou, 1 Haziran'da Atina'da düzenlenen Capital Link denizcilik konferansında yaptığı konuşmada, "Seyrüsefer özgürlüğü esastır ve hiç kimse geçiş ücreti ya da başka bir yükümlülük dayatamaz" dedi. Procopiou, "Biz hizmet vermek için buradayız ve Yunanistan'ın ablukaları aşma geleneği antik çağlara kadar uzanıyor. Daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama ne demek istediğimi anlamak için bunun yeterli bir ipucu olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Dynacom, Reuters'ın operasyonla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.
Uzmanlar güvenlik risklerine dikkat çekiyor
Denizcilik sektöründen bir kaynak ise yeni sistemin kendi içinde ciddi riskler barındırdığını söyledi. Kaynak, gemilerin konumlarını bildiren transponderlerin kapatılması ve şirketlerin olağan raporlama merkezlerine bilgi vermemesi nedeniyle güvenilir verilerin sınırlı olduğunu belirtti.
Sektör temsilcilerine göre, gece saatlerinde ışıkları kapalı şekilde seyreden ve manevra kabiliyeti sınırlı hızlarda ilerleyen gemiler arasında çarpışma riski artıyor.
Reuters'a konuşan ve operasyon hakkında bilgi sahibi dört kaynak, sisteme dahil olmak isteyen işletmecilerin öncelikle bir uygunluk ve denetim sürecinden geçmek zorunda olduğunu söyledi. Bu kapsamda şirketlerin, ABD Donanması'nın Bahreyn'de bulunan Denizcilik İş Birliği ve Rehberlik Birimi'ne (Naval Cooperation and Guidance for Shipping) bilgi sunması gerekiyor.
Reuters'ın incelediği iki ön değerlendirme belgesine göre şirketlerden ayrıntılı coğrafi konum kayıtları, nihai faydalanıcı sahiplik bilgileri, yük belgeleri ve gerektiğinde kargo denetimine izin vereceklerine dair taahhüt talep ediliyor.
Onay alan gemilere daha sonra belirli geçiş zamanları tahsis ediliyor ve yolculuk boyunca Bahreyn'deki ABD askeri birimiyle iletişim halinde kalmaları isteniyor.
BAE ve Kuveyt tankerleri öne çıkıyor
Reuters'ın incelediği sevkiyat kayıtları, Birleşik Arap Emirlikleri'nin ihracatının operasyonun önemli bir bölümünü oluşturduğunu gösteriyor. Altı kaynak, BAE'nin devlet petrol şirketi ADNOC'un ABD öncülüğündeki transfer operasyonlarına en yoğun katılım sağlayan kuruluşlardan biri olduğunu söyledi.
Kuveyt Petrol Tanker Şirketi de transferlerde aktif rol oynayan kuruluşlar arasında yer alıyor. TankerTrackers.com verilerine göre, transfer faaliyetlerinin en yoğun olduğu günlerden biri olan 6 Haziran'da şirketin tankerlerinden birinden Sohar açıklarında yaklaşık 2,3 milyon varil ham petrol başka bir gemiye aktarıldı.
Petrolü teslim alan Sea Ruby adlı tanker ise beş gün sonra Hindistan'ın güneybatı kıyıları açıklarında Çin'e doğru seyir halinde tespit edildi. Yükün Çin'de boşaltılmasının planlandığı belirtildi.
Washington Enstitüsü'nden denizcilik uzmanı Noam Raydan ise uygulamanın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayarak, "Bunun uzun vadeli bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Bu, olağanüstü koşullar altında geliştirilen geçici bir yöntem" değerlendirmesinde bulundu.