Erivan – Kutuplaşma ve manipülasyon, Ermenistan’da bu pazar yapılacak parlamento seçimlerini en iyi özetleyen iki ifade. Üç milyonluk ülke Batı-Rusya rekabetinin bir başka kapışma sahasına dönüştürülmüş görünüyor. Azerbaycan’la kalıcı bir barış ve Türkiye ile normalleşme gibi konular da öne çıkan gündemler arasında. Araştırmacı Daniel Ioannisyan gibi kimileri Ermenistan halkının kara sınırının bir an önce açılmasını istediğini fikrindeler: “Türkiye ile sınır açılsa ertesi gün kuyruk olacaktır”
Ermenistan’ın başkenti Erivan’nın sokaklarında, bir gün sonra parlamento seçimleri olacağını ilk bakışta anlamak mümkün değil. Bayraklar yok, duvarlara asılmış afişler ya da binalara asılmış pankartlar da görünmüyor. Sokak sokak gezerek sesli propaganda yapan seçim minibüslerine de denk gelmiyoruz.
Sokaktaki seçim kampanyası, merkezdeki kaldırımlara sıralanmış hareketli reklam panolarıyla sınırlı. Bu panoların başında bir süre bekler ve çıkan diğer reklamların geçmesini sabırla beklerseniz, Başbakan Paşinyan’ın eliyle kalp işareti yaptığı afişine denk gelebilirsiniz. Seçim propagandası asıl olarak medyada ve sosyal medyada etkili.
Kutuplaşma ve manipülasyon
Seçim sürecinde tartışılan çok konu var. Ulusal seçimin, ağırlıklı olarak uluslararası meseleler etrafında şekillenmesi dikkat çekiyor. Dağlık Karabağ’ın kaybı, Azerbaycan’la barış anlaşması, Türkiye ile normalleşme ve kara sınırının açılması, ABD ile imzalanan TRIPP anlaşması bu meselelerden bazıları. Hrant Dink Vakfı’nın davetiyle geldiğimiz kentte, konuştuğumuz aşağı yukarı herkes iki temel konudan bahsediyor: “Batı yanlıları” ve “Rusya yanlıları” olarak derinleşen kutuplaşma ve bu kutuplaşmanın da bir yansıması olarak medya dezenformasyonu. Eğer özel olarak hükümet kanadını sormazsanız, çoğunlukla Rusya kaynaklı dezenformasyonu ve propagandası anlatılıyor. Rusya’nın ekonomik tehditleri, Ukrayna benzetmeleri, Rusya destekli oligarklar sorunu; genelde teker teker isimleri anılmayarak “Rusya yanlıları” olarak bloklaştırılan muhalefetin mitinglerde insan toplamak için yasa dışı olarak nasıl 2 milyon avro dağıttığı, kimi adayların Putin ile dostlukları, Karapetyan gibi muhalefette öne çıkan siyasi figürlerin Rusya’daki varlıkları ve yine muhalefetin medyanın çoğunluğunu elinde bulundurması gibi konular öne çıkıyor.
Dezenformasyon üzerine çalışan bir STK olan Bilgilendirilmiş Yurttaşlar Birliğinden (Union of Informed Citizen-UIC) Gazeteci Nane Manasyan’a hükümetin seçim propagandasındaki sorunları sorduğumuzda ise şu ilginç örneği veriyor: “Ermeni toplumunda çok sayıda Kremlin karşıtı grup olduğunu biliyorlar ve bunu kullanıyorlar. Rus muhalefet partilerinin kazanıp iktidara gelmesi halinde çok sayıda Ermeni erkeğin Ukrayna’daki savaşa gönderileceğini söylüyorlar. Evet, Ermenistan vatandaşlığı olan, Rusya'da yaşayan ve Ukrayna'ya karşı savaşan Ermeniler var, ancak Rusya’ya karşı savaşan çok sayıda Ukraynalı Ermeni de var; kendilerini bu iki ülkenin vatandaşı olarak görüyorlar ve görevlerini yerine getiriyorlar. Ermenistan'dan 300 bin Ermeni erkeğin Ukrayna'ya gönderileceği iddiası tamamen sahte bir iddia ve bu tür iddialar hükümet tarafından yayılıyor.”
Ayrıca seçim propagandasının siyasi kaynaklarını konuştuğumuzda, hükümet partisi olan Sivil Sözleşme’nin de iş insanlarından fon desteği aldığı ve bu kişilerin verdikleri destek karşısında çeşitli ayrıcalıklar kazandıklarından da bahsediyor. UIC’de Programlar Koordinatörü olan Daniel Ioannisyan da şu yorumu ekliyor: “Ama bazı işletmeler bu ortamdan memnun oldukları için onlara para desteği veriyorlar. Mesela, şu anda top mermisi fabrikası kuran birini tanıyorum. Ve bu üretimi NATO kalibresinde yani 155 milimetre kalibresinde yapmayı planlıyor. Ve Rusların burada iktidara gelmesinden çok endişeli, çünkü Ruslar iktidara gelirse, elbette NATO kalibresinin kullanılmasına izin verilmeyecek. Yani bir çıkarı var. Ama bunun ‘yolsuz’ bir çıkar olmadığını belirtmek gerekir.”
Kalıcı barış beklentisi: 27 aydır kimse ölmedi
Seçimlerden birkaç gün önce hem AB’den hem de ABD Başkanı Donald Trump’tan, Başbakan Paşinyan’a açık destek geldi. Ioannisyan, Trump’ın desteğinin Paşinyan’a olumlu bir etkisi olmadığı görüşünde. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun birkaç gün önceki ziyaretiyle imzalanan kısaca “Trump koridoru” ya da TRIPP anlaşmasının da henüz gerçek bir konu olmadığını, “şu an sadece kağıt üstünde” olduğunu söylüyor. Ermeni toplumu açısından “oyun kurucu” meselenin yol değil Azerbaycan’la kalıcı bir “barış” beklentisi olduğu fikrinde: “27 aydır Azerbaycan-Ermenistan sınırında kimse öldürülmedi. En son ölüm Şubat 2024’teydi. Bu bir başarı.”
Ona göre Trump, aslında Ermeni toplumu içinde hiç de popüler değil. Asıl popüler olan Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve hatta “Burda seçime girse kazanır”. “Macron kendi ülkesinde popüler değil” diye hatırlatınca ise gülümsüyor: “Macron Fransa’da, Paşinyan da Ermenistan’da çok popüler değil. Ama Macron Ermenistan’da ve Paşinyan’da Fransa’da popüler!”
‘Türkiye sınırı açılınca ertesi gün kuyruk olacak’
Başbakan Paşinyan’a olumlu yansıyan konular arasında Türkiye ile sınırın açılması ihtimali ve normalleşme yani diplomatik ilişkilerin başlaması süreci var. Gazeteci Manasyan’a göre Ermenistan’da herkes Türkiye ile sınırın açılmasını istiyor ve sınırın açılması “Bütün bölgeyi değiştirecek ve bölgeyi yeniden şekillendirecek.” Ioannisyon da benzer fikirde: “Sınır açılınca, ertesi gün kontrol noktasında kuyruk olacaktır”.
Ayrı bir görüşmede, iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi’nden Milletvekili Sargis Khandanyan da bu yıl bitmeden sınırın açılacağını düşündüğünü söylüyor. Khandanyan’a göre Türkiye yönetiminin sınırı açmasının önündeki en büyük engel uzun yıllar süren Dağlık Karabağ sorunu ve Türkiye-Azerbaycan arasındaki ilişkilerdi. “Ancak şimdi çatışma çözüldü” diyor Khandanyan: “Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir barış süreci var ve bu barış süreci sadece kağıt üzerinde değil. Şu anda Azerbaycan ile ikili ticaretimiz de var. Ermenistan halkı için Türkiye’nin sınırı neden kapalı tuttuğu anlaşılır değil.”
Bu arada sınırın açılmasını herkesin heyecanla beklemediği, “Türkiye’nin ekonomik olarak Ermenistan’ı yutacağı” gibi argümanların da dile getirildiği ya da tamamen tarihsel düşmanlıklar nedeniyle buna karşı olanların bulunduğunu belirtmek gerekiyor.
Tek başına iktidar meselesi
Seçim sonuçları konusuna gelince. Milletvekili Khandanyan, anketlerin aksine partisinin parlamento çoğunluğunu alacağı ve tek başına iktidar olacağına inanıyor. Akşam saatlerinde, iktidar partisi Sivil Sözleşme’nin Cumhuriyet Meydanı’ndaki seçim mitinginin de oldukça kalabalık ve enerjik olduğunu söylemek gerekiyor. Gün sonunda ülkede seçim olduğunu gösteren tek işaret bu miting. Çok sayıda konuşmaya rağmen kitle uzun süre alanda kalıyor, konuşmalara sloganlarla eşlik ediyor. İncil’den alıntılarla konuşmasına başlayan Paşinyan da coşkuyla ve “Nikol Başbakan” sloganlarıyla karşılanıyor.
Kitlesel protestolarla iktidara gelen ancak ilk seçimde aldığı yüzde 70 desteği zaman içinde kaybeden Paşinyan’ın, miting alanına topladığı kalabalığa rağmen, tek başına iktidar olup olmayacağı konusunda fikirler çeşitli. Kimi anketlere güveniyor, kimileri manipülasyonun gücüne dikkat çekiyor. Görünen ise eğer ilk turda parlamento çoğunluğunu kazanamazsa, kartlarını Paşinyan’a ya da Paşinyan karşıtlığına yatıran ve Ermenistan halkını kutuplaştıran tüm bölgesel ve uluslararası güçlerin, planlarını yeniden gözden geçirmeleri gereceği.