Nezaket ÇETİN-BURSA
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, sürdürülebilirlik ve çevre dönüşümünün yalnızca ekolojik değil aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir süreç olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin son yıllarda Sıfır Atık Hareketi, kaynak verimliliği, geri dönüşüm altyapısı ve iklim politikalarında önemli adımlar attığını belirten Kılıç, bu dönüşümün sahaya güçlü şekilde yansıması için finansman mekanizmalarının netleşmesi gerektiğini söyledi.
Atık yönetiminin sadece ambalajla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Kılıç, bitkisel atık yağlardan elektronik atıklara kadar tüm alanlarda sürdürülebilir geri kazanım sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. Önümüzdeki dönemde Depozito Yönetim Sistemi’nin de döngüsel ekonomiye geçişte kritik rol üstleneceğini dile getirdi.
KOBİ’lerde ilk adım: Ölçmek ve raporlamak
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın Türkiye açısından yalnızca çevresel bir düzenleme olmadığını belirten Kılıç, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı, dijital ürün pasaportu ve döngüsel ekonomi uygulamalarının sanayiye yeni fırsatlar sunduğunu söyledi.
Ancak özellikle KOBİ’lerin karbon hesaplama, raporlama ve dönüşüm yatırımları nedeniyle maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Kılıç, finansmana erişim ve teknik kapasitenin en önemli başlıklar arasında yer aldığını kaydetti.
Karbon ayak izinin azaltılmasında ilk şartın mevcut emisyonları ölçmek olduğunu belirten Kılıç, “Ölçmeden yönetemezsiniz” yaklaşımının temel alınması gerektiğini söyledi. Enerji tüketimi, üretim süreçleri, lojistik ve atık yönetiminde veri toplama kültürünün oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
İklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca kamu ya da sanayinin tek başına üstlenebileceği bir süreç olmadığını vurgulayan Kılıç, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve vatandaşların ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye açısından COP31 sürecinin yeşil yatırımları hızlandırma, iklim finansmanına erişimi artırma ve temiz teknoloji yatırımlarını destekleme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Kılıç, karbon piyasalarının da bu süreçte daha fazla önem kazanacağını belirtti.
SKDM ile karbon ticaretin parçası olacak
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile birlikte ihracatta yeni bir döneme girildiğini söyleyen Kılıç, artık yalnızca ürünlerin değil, ürünlerin karbon içeriklerinin de rekabet unsuru haline geldiğini ifade etti.
Karbon emisyonlarının hesaplanması, doğrulanması ve raporlanmasının ticaretin ayrılmaz bir parçası olacağını belirten Kılıç, düşük karbonlu üretime erken geçen firmaların Avrupa pazarında önemli avantaj sağlayacağını söyledi.