Ana içeriğe geç

BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Kılıç: Yeşil dönüşüm yeni dönemde rekabet şartı olacak

BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM süreciyle birlikte karbon yönetiminin ticaretin ayrılmaz parçası haline geldiğini belirterek, yeşil dönüşümün artık sanayi için tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi.

BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Kılıç: Yeşil dönüşüm yeni dönemde rekabet şartı olacak
Dünya Gazetesi
16

Nezaket ÇETİN-BURSA

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası AB Uyum ve Ye­şil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, sürdürü­lebilirlik ve çevre dönüşümü­nün yalnızca ekolojik değil aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir süreç olduğuna dikkat çek­ti. Türkiye’nin son yıllarda Sıfır Atık Hareketi, kaynak verimli­liği, geri dönüşüm altyapısı ve iklim politikalarında önemli adımlar attığını belirten Kılıç, bu dönüşümün sahaya güçlü şe­kilde yansıması için finansman mekanizmalarının netleşmesi gerektiğini söyledi.

Atık yönetiminin sadece am­balajla sınırlı kalmaması gerek­tiğini ifade eden Kılıç, bitkisel atık yağlardan elektronik atık­lara kadar tüm alanlarda sürdü­rülebilir geri kazanım sistem­lerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. Önümüz­deki dönemde Depozito Yöne­tim Sistemi’nin de döngüsel ekonomiye geçişte kritik rol üstleneceğini dile getirdi.

KOBİ’lerde ilk adım: Ölçmek ve raporlamak

Avrupa Birliği Yeşil Muta­bakatı’nın Türkiye açısından yalnızca çevresel bir düzenle­me olmadığını belirten Kılıç, enerji verimliliği, düşük kar­bonlu üretim, geri dönüştürül­müş hammadde kullanımı, diji­tal ürün pasaportu ve döngüsel ekonomi uygulamalarının sa­nayiye yeni fırsatlar sunduğu­nu söyledi.

Ancak özellikle KOBİ’lerin karbon hesaplama, raporlama ve dönüşüm yatırımları nede­niyle maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Kı­lıç, finansmana erişim ve tek­nik kapasitenin en önemli baş­lıklar arasında yer aldığını kay­detti.

Karbon ayak izinin azal­tılmasında ilk şartın mevcut emisyonları ölçmek olduğunu belirten Kılıç, “Ölçmeden yö­netemezsiniz” yaklaşımının temel alınması gerektiğini söy­ledi. Enerji tüketimi, üretim süreçleri, lojistik ve atık yöne­timinde veri toplama kültürü­nün oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

İklim değişikliğiyle mücade­lenin yalnızca kamu ya da sana­yinin tek başına üstlenebilece­ği bir süreç olmadığını vurgula­yan Kılıç, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve vatandaşla­rın ortak hareket etmesi gerek­tiğini söyledi.

Türkiye açısından COP31 sü­recinin yeşil yatırımları hızlan­dırma, iklim finansmanına eri­şimi artırma ve temiz teknoloji yatırımlarını destekleme açı­sından önemli fırsatlar sundu­ğunu ifade eden Kılıç, karbon piyasalarının da bu süreçte da­ha fazla önem kazanacağını be­lirtti.

SKDM ile karbon ticaretin parçası olacak

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekaniz­ması (SKDM) ile birlikte ihra­catta yeni bir döneme girildiği­ni söyleyen Kılıç, artık yalnızca ürünlerin değil, ürünlerin kar­bon içeriklerinin de rekabet un­suru haline geldiğini ifade etti.

Karbon emisyonlarının he­saplanması, doğrulanması ve raporlanmasının ticaretin ay­rılmaz bir parçası olacağını be­lirten Kılıç, düşük karbonlu üretime erken geçen firmaların Avrupa pazarında önemli avan­taj sağlayacağını söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler