Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesi Şehit Abdullah Çavuş Mahallesi'nde bulunan Hamidiye Sitesi'nin iki blokunun, 6 Şubat depremlerinde yıkılması sonucu 148 kişi yaşamını yitirdi, 6 kişi de yaralandı.
Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, müteahhit Ahmet Kara'nın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 21 yıl hapis cezasına çarptırılmasına, 6 kooperatif yönetim kurulu üyesi ile dönemin Kahramanmaraş Belediyesi'nde görev yapan 9 kamu görevlisinin de aralarında bulunduğu 15 sanığın ise beraatine ilişkin gerekçeli karar açıklandı.
72 sayfalık gerekçeli kararda; sanık savunmalarına, depremde yakınlarını kaybedenlerin ve tanıkların beyanlarına, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hazırlanan bilirkişi raporlarına yer verildi.
"SANIĞIN SAVUNMALARINA HUKUKEN VE VİCDANEN İTİBAR EDİLMEMİŞTİR"
Gerekçeli kararda, sanık Ahmet Kara'nın Hamidiye Sitesi'nin müteahhitliğini tek başına yaptığını kabul ettiği aktarılarak, "Sanığın savunmalarının hayatın olağan akışına, genel hayat tecrübelerine ve mantık kurallarına aykırı olması, samimi görülmemesi, 'kurgusal' addedilmesi ve muhteviyatları itibarıyla da sarahaten 'tevilli ikrar' vasfında olması hasebiyle, bu savunmalara hukuken ve vicdanen itibar edilmediği" belirtildi. Kararda, şu tespitlere yer verildi:
"Sanık Ahmet Kara'nın yüksek mimar olup yıkılan yapıların fiili müteahhitliğini yaptığı, binanın taşıyıcı sistemindeki imalat ve denetim eksiklikleri ile hataları nedeniyle yapının yıkılmasında sorumluluğunun bulunduğunun anlaşıldığı, sanığın yüksek mimar olması nedeniyle bina taşıyıcı sistemindeki imalat hataları ve denetim eksiklikleri sebebiyle binanın yıkılabileceğini öngörmesi gerektiği, binanın inşa edildiği tarihte Kahramanmaraş'ın deprem kuşağında bulunduğunun bilindiği, sanığın yapım sürecindeki görevi kapsamında ilgili mevzuata aykırı hareket ettiği, yıkıma neden olan kusurlu davranışlarının içeriği ve niteliği ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde, öngörülebilen sonucun sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları sonucunda ortaya çıktığı ve 'bilinçli taksir'in unsurlarının oluştuğunun anlaşıldığı."
KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNE BERAAT
Gerekçeli kararda, Hamidiye Yapı Kooperatifi Başkanı Ali Kara, ikinci başkan Talat Özdemir ile yönetim kurulu üyeleri Cahit Küçükönder, Oğuz Yenipınar, Cengiz Yürürdurmaz ve Selahattin Solacak'ın yapının yıkılmasına neden olacak icrai veya ihmali bir davranışta bulunduklarına ya da taksirle öldürme suçundan kusurlu olduklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine karar verildi.
İMAR KOMİSYONU'NUN KARARI "BERAATE" GEREKÇE OLDU
Kararda, kovuşturma aşamasında Dokuz Eylül Üniversitesi bilirkişi heyeti raporunda, dava dosyasındaki 3 Mart 1998 ve 6 Ocak 2004 tarihli imar durumunu gösterir belgelerde bina yüksekliğinin 24,5 metre ve kat adedinin 8 olarak yer almasına karşın, 27 Mart 1998 tarihli "Yeni Yapı" Yapı Ruhsatı ile 7 Ocak 2004 tarihli "Yenileme" Yapı Ruhsatı'nda yapının yüksekliğinin 37,5 metre, toplam kat sayısının ise yol seviyesinin altında 1, üstünde 12 olmak üzere 13 olarak gösterildiğine dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:
"Dava dosyasında, imar değişikliğine ilişkin herhangi bir belge ya da bilgiye rastlanmadığı, yapı ruhsatındaki bina kat sayısı ve yüksekliğinin imar durumundaki kat sayısı ve yükseklikten farklı olmasına ilişkin yasal bir dayanak bulunmaması halinde, bu uygunsuzluğa rağmen ruhsata onay veren sanıkların sorumluluğunun doğacağı belirtilmiş ise de; dosya kapsamındaki binanın ruhsatlandırıldığı dönemde yürürlükte bulunan Kahramanmaraş Uygulama İmar Planı notlarında, 'KAKS ve TAKS verilen konut alanlarında jeolojik yönden sakınca olmadığı hallerde, planla verilen KAKS aynı kalmak şartıyla en fazla 12 kata kadar inşaat yapılabilir' düzenlemesinin yer aldığı, ayrıca 28 Nisan1993 tarihli ve 321 sayılı İmar Komisyonu kararında da 'Yapı yoğunluğu KAKS ve TAKS ile belirlenmiş 8 katlı imar adalarında, yapı yoğunluğu değiştirilmeden parsel bazında en fazla 12 kata kadar yapı yapılabilir' hükmünün bulunduğu, bu nedenle söz konusu yapıların yol üstünde 12 kat olarak inşa edilmesine yasal olanak tanındığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, bilirkişi raporu doğrultusunda sanıklar Veli Çiftaslan, Fahri Yiğitoğlu, Hülya Çelik, Zeynel Abidin Şerefoğlu ve Mehmet Dişçeken'in yapının yıkılmasına neden olacak icrai veya ihmali bir davranışlarının ya da taksirle öldürme suçu bakımından kusur olarak değerlendirilebilecek herhangi bir fiillerinin bulunmadığı, dolayısıyla olaya ilişkin kast veya taksirlerinin olmadığı sonucuna varılarak CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir."
Öte yandan, diğer kamu görevlisi sanıklar Hacı Mehmet Güner, Mehmet Enver Erdal, Fatih Diş ve Çetin Hurşitoğlu'nun, yapının yıkılmasına neden olacak icrai veya ihmali bir davranışlarının ya da taksirle öldürme suçuna ilişkin kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildi.
HAKİM, İYİ HAL İNDİRİMİ UYGULANMAMASINA KARŞI OY KULLANDI
Dosyaya bakan mahkeme heyetindeki bir hakimin, sanık Ahmet Kara'ya verilen 21 yıl hapis cezasında iyi hal indirimi uygulanmamasına karşı oy kullandığı öğrenildi. Karşı oy yazısında, "Ahmet Kara'nın geçmişte suç kaydı ve sabıkasının bulunmadığı, kovuşturma aşamasında binanın yapım sürecindeki yetkisini kabul ettiği, yargılama boyunca ise duruşmanın düzenini bozacak herhangi bir olumsuz tutum veya davranış sergilemediği" belirtildi.
"O TOPRAĞIN ALTINDA KENDİ EVLADI OLSAYDI AYNI MI DÜŞÜNÜRDÜ?"
Tarafların dosyayı İstinaf Mahkemesi'ne taşıdığı öğrenildi. Depremde ailesini kaybeden bir yurttaş, "Mahkeme heyetinde biraz vicdan olsaydı bu kararları vermezlerdi. Bir de müteahhide indirim mi yapacaklar? O toprağın altında kendi evladı olsaydı aynı mı düşünürdü" diye sordu.
MÜTEAHHİT AHMET KARA BAŞKA BİR DOSYADAN DA YARGILANDI MI?
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi, 6 Şubat depremlerinde yıkılarak 96 kişinin yaşamını yitirdiği Ebrar Sitesi Güvenç Apartmanı davasında müteahhit Ahmet Kara'ya verilen 17 yıl 6 ay hapis cezasını hukuka uygun bulmuştu.