Son dönemde isminden çokça bahsettiren Amerikan Komünist Partisi’nin önderleri RRN.com.tr’nin sorularını yanıtladı. Partinin Başkanı Haz Al Din ve Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Jackson Hinkle, uluslararası alanda ön plana çıkıyor. Partinin öncü kadroları Yemen’den İran’a, Donbass’tan Küba’ya kadar emperyalizmin saldırısı altındaki coğrafyalara giderek halklarla dayanışma gösteriyor.
Al Din ve Hinkle ile İstanbul’da buluştuk. Birçok konuda sorularımızı yanıtladılar.

‘TRUMP ABD’NİN GORBAÇOV’U’
Kıvanç Özdal: Amerika Komünist Partisi Başkanı Haz Al Din ve Amerika Komünist Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Jackson Hinkle İstanbul’a hoş geldiniz.
Haz Al Din: Çok teşekkür ederim, burada olmak harika.
Ve hoş geldin, Jackson.
Jackson Hinkle: Teşekkürler.
Sizinle burada, İstanbul’da bir araya gelmek büyük bir zevk.
Jackson Hinkle: Evet, benim için de öyle.
Şu an ABD’deki atmosfer nasıl? Bize biraz bundan bahsedebilir misiniz?
Haz Al Din: ABD şu anda ölümcül bir çöküş aşamasında. Pek çok gözlemcinin, bu durumun kendilerine Sovyetler Birliği’nin son dönemini hatırlattığını belirttiğini söylemeliyim. Bu analojiye göre bence Trump, Gorbaçov olurdu. Ölümcül bir çöküş dönemindeyiz; yasal ve anayasal düzenin artık kontrol altında tutamadığı sistemik çelişkiler doruk noktasına ulaşıyor.
Yani karşımızda ekonomik istikrarsızlık, tavan yapan borçlar, spekülasyonla yapay olarak şişirilmiş bir ekonomi var; tüm bunlar uluslararası alanda pervasız bir savaş kışkırtıcılığı politikası ve rejimin Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarına yönelik eylemlerindeki iç hukuksuzluk politikasıyla birleşiyor. Sıradan gazeteciler, sıradan insanlar ve sivil toplum üyeleri, sırf Gazze ve Filistin gibi konulardaki tutumları ve duruşları nedeniyle giderek daha fazla soruşturma, zulüm ve rejimin yeni düzeyde bir baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Siyonist lobinin etkisi ile halk arasındaki çatışma artık doruk noktasına ulaşıyor.

‘AMERİKAN DEMOKRASİSİ ALDATMACADIR’
Bu oldukça ironik çünkü Trump ilk göreve geldiğinde savaşları bitireceğini iddia etmişti. Ancak şimdi ABD’nin dünya genelinde pek çok ulusla karşı karşıya geldiğini ve savaştığını görüyoruz. Bu konudaki düşünceleriniz neler? Savaşları durdurma sözü vermişti ama gerçeklik bundan oldukça farklı oldu.
Haz Al Din: Amerikan demokrasisi bir aldatmaca. Kimin seçildiğinin ya da ne söylediğinin hiçbir önemi yok. Yönetimler arasında rejim politikasının sürekliliğini açıkça görebilirsiniz; aradaki tek fark bunu nasıl meşrulaştırdıklarıdır. Trump’ın farklı bir ahlaki ya da daha doğrusu, ahlaki olmayan bir meşrulaştırma yöntemi var. Biden ve Demokratlar kendi görüşlerini daha farklı sunuyor.
Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna’ya yaptığı yardımları kısmasının, Trump’ın ve Trump yönetiminin etkisi nedeniyle olduğu söyleniyor. Ama aslında, daha Biden başkanlığının son dönemlerindeyken, ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı yardımların Washington’daki politika yapıcıların ve derin devlet aktörlerinin beklediği sonuçları vermediği netleşmeye başlamıştı. Dolayısıyla Trump, ABD’nin Ukrayna’daki bu kazanılamaz çatışmadan çekilmesi için bir tür bahane sağlamış oldu.
İsrail ve Gazze konusundaki politikaya gelince, Biden döneminden bu yana gerçek bir değişiklik olmadı. ABD tarafından bu çatışma bağlamında sağlanan mühimmat ve desteğin çoğunluğu aslında Biden döneminde gerçekleşti. Fakat her halükarda bunun bir önemi yok. Başkan, halk nezdinde ahlaki bir otorite görevi gören ve kimin başkan olduğundan bağımsız olarak yapacağını yapacak olan bir rejimin eylemlerini meşrulaştıran vitrin yüzüdür; çünkü rejimi kontrol eden insanlar seçimle başa gelmiyor. Amerika’daki halk giderek daha fazla uyanıyor ve bu insanları tanımaya başlıyor. Ve Amerika’da kendiliğinden yaygınlaşan yeni bir terim var: “Epstein sınıfı”. Onları sevmiyorum.
Jackson Hinkle: Haklısın.
Aslında insanlar savaşları durdurmak için oy veriyorlar, ancak onlar sadece bu oyları alıp savaşa devam ediyorlar.
Haz Al Din: Kesinlikle.

‘ABD ELİNDEKİ TEKNOLOJİYLE ÇOCUKLARI KATLEDİYOR’
Ve Jackson, sen de Moskova’dan geldin. Rusya’daki mevcut durum nedir? Kolektif Batı’ya karşı verdikleri bu mücadelede motivasyonları ne durumda?
Jackson Hinkle: Rusya’daki insanlar Amerikan rejiminin hâlâ Palantir ve Starlink aracılığıyla Ukrayna’yı desteklemesinden dolayı elbette çok öfkeliler. Ve aynı teknolojilerle Gazze’de ve İran’da gencecik erkek ve kız çocuklarını katlettikleri gibi, aynısını Donetsk bölgesinde, Lugansk’ta da yapıyorlar. Ruslar, Biden yönetiminde olduğu kadar Trump yönetiminde de buna karşılar; hatta belki şimdi daha da çok karşılar çünkü Batı tarafından kendilerine Trump’ın barış getireceği ve Ruslarla çatışma arayışında olmadığı yalanı söylendi, ama açıkça görüyoruz ki arıyor. Ayrıca Orta Doğu ve Batı Asya’da yaşananlardan dolayı çok öfkeliler. Gazze’deki soykırımdan dolayı rencide oluyorlar. Müttefikleri olan İran’ın da saldırıya uğramasına tepkililer.
İran ve Filistin’den de bahsettiniz. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Jackson Hinkle: İran konusu çok aptalca bir misyon. Birkaç yıldır Hamas’ı bile yenememiş olmalarına rağmen İran’ın çökeceğini ve yıkılacağını düşündüler. Dünyanın tüm gücü bu direniş örgütlerine karşı seferber edilmişken, birkaç yıldır Hizbullah’ı bile yenemediler. 90 milyon nüfuslu bir ülke olan İran’ı alt edebileceklerini ve sadece birkaç hava saldırısıyla ülkenin devrilip çökeceğini sandılar. Açıkça görülüyor ki bundan daha fazla yanılamazlardı. İran, ABD ve İsrail’e sadece burunlarını sürtmekle kalmadı, onlara çok daha ağır bir darbe vurdu. Ve Ramazan Savaşı’nın bu aşamasından sonra asıl zayıf görünen taraf ABD ve İsrail oldu. Ve bence İran’a karşı yeniden savaşa girdiklerinde, bu ABD ve İsrail için nihai darbe olacak ve onlar için hiç de hoş bir durum ortaya çıkmayacak. Ve bu İran için mutlak zaferden başka bir şey olmayacaktır.
Lugansk, Donetsk ve Donbas’ın yanı sıra İran ve Gazze’den bahsediyoruz. Çocukları hedef alan süregelen bir katliam var. Örneğin Lugansk’ta ABD bir koleji bombaladı ve birkaç öğrenciyi öldürdü. Ayrıca, Şubat ayının sonunda bir okulu bombalayarak genç kızları öldürdüler. Mevcut yönetim altında gençleri, öğrencileri ve çocukları hedef alan bu katliamlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Haz Al Din: Amerika Birleşik Devletleri dünya çapındaki eylemleri için her türlü ahlaki bahaneyi yitirdi. Artık dünyanın onlar hakkında ne düşündüğünü kesinlikle umursamıyorlar. Verilen mesaj son derece açık: Sadece kaba kuvvetle hükmediyorlar. Ne düşündüğünüzü umursamıyorlar. Ne kadar canavarca ve apaçık insanlık dışı göründüklerini de umursamıyorlar. Tüm dünyaya karşı, kendi hedeflerine ulaşmak için neyi gerekli görüyorlarsa onu yapacaklardır.
Bu yüzden bence, dünya genelinde Amerikan İmparatorluğu’nun bu hukuksuz ve suç teşkil eden yönetimine karşı savaşanlar bunu not etmeli. Elbette ahlaki üstünlüğe sahipler, ancak uluslararası toplumun ahlaki duyarlılıklarına hitap etmek artık yeterli değil. Çok kutuplu dünyanın güçlerinin, bu Epsteinvari imparatorluğu devirmek için gereken her şeyi yaparak, hızlı, acımasız ve kararlı bir şekilde hareket etme zamanı geldi. Ve çocukları güpegündüz öldürüyorlar.
Okulları ve kolejleri bombalayarak...
Haz Al Din: Açıkça. Ama perde arkasında, Epstein’ın Adası’nda çocukları istismar ediyorlardı. Çocuklara yönelik bu saldırılarla dünyayı şok etmeye ve travmatize etmeye çalışarak kibirleniyorlar. Bunu yapabileceklerini söylüyorlar çünkü kendilerini yenilmez sanıyorlar.

Ve Jackson, senin Lugansk ve diğer yerlerdeki bu katliamlar hakkındaki düşüncelerin neler?
Jackson Hinkle: Bence Haz durumu oldukça iyi özetledi; ABD’de pedofiller tarafından yönetiliyoruz. Eğer bu son derece yozlaşmış satanist ritüelleri yapmaya ve bu süreçte çocukları kullanmaya, sömürmeye ve yok etmeye hazırlarsa, Gazze’de on binlerce öğrenciyi ve çocuğu, Lübnan’daki çocukları ya da Palantir sistemlerinin gece yarısı düzinelerce kız öğrenciyi katletmek için kullanıldığı Straobelsk’teki çocukları katletmekte hiçbir beis görmemelerine şaşmamak gerekir. Ve sonra NATO çıkıp oranın bir İHA üretim tesisi olduğunu iddia etme cüretini gösterdi. Bu kesinlikle delilik. Fakat işin doğrusu, eğer egemenliklerini kovalayanlara karşı çıkıyorlarsa, ABD ve NATO’dakiler ekonomik özgürlük, onur ve şeref için savaşan sosyalistleri ve bu uğurda kendi canlarını feda etmeye hazır insanları öldürmeye niyetlilerse buna şaşırmamalıyız. Çocukları öldürmekte de hiçbir sorun yaşamayacak olmaları şaşırtıcı olmamalı.