Ana içeriğe geç

Eskişehir saldırısı: ABD'ye göre 'terör', Türkiye'ye göre değil

ABD Adalet Bakanlığı, Eskişehir’de 2024’te 5 kişiyi bıçaklayan Arda Küçükyetim’in 'terör bağlantısı' olduğunu tespit etti. Europol de saldırıyı çevrimiçi aşırı sağ propagandayla ilişkilendirdi. Türkiye ise 'terör' bağlantısını tespit edemedi.

Eskişehir saldırısı: ABD'ye göre 'terör', Türkiye'ye göre değil
Evrensel
16

Eskişehir'de 12 Ağustos 2024'te bir caminin önünde 5 kişinin yaralandığı bıçaklı saldırı, kamuoyuna önce "münferit ve yerel bir şiddet” eylemi olarak yansıdı.

17 yaşındaki Arda Küçükyetim, Eskişehir Tepebaşı’nda, bir caminin çay bahçesinde oturanlara saldırdı. Saldırısı sırasında da bir dijital platformda canlı yayındaydı. Küçükyetim’in kaskı, hücum yeleği; taşıdığı semboller, taktikleri ve saldırısını canlı yayınlama biçimi çok tartışıldı. Tartışmaların merkezi, “özentilik” kavramının çizdiği sınırların dışına çıkamadı. Küçükyetim ise Eylül 2025’te 75 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Fakat Küçükyetim’in saldırı hazırlığı ve motivasyonunda, “dijital terör örgütlerinin” propaganda gücüne ilişkin ipuçları vardı.

ABD Adalet Bakanlığı, 9 Eylül’de; “Terrorgram Collective” adlı bir terör örgütü hakkında iddianame hazırladı. İddianamede örgütün liderleri Dallas Humber ve Matthew Allison'ın, “dünya genelinde beyaz üstünlükçü ideolojiyi yayarak hükümetlerin çöküşünü hızlandırmayı ve kitlesel şiddet eylemlerini azmettirmeyi amaçladıkları” iddia edildi. Yapının temel stratejisinin aralarında hiyerarşik bir bağ olmayan gençleri dijital propaganda araçları, el kitapları ve hedef listeleri üzerinden radikalleştirip harekete geçirmek olduğu ileri sürüldü.

Saldırgan 3: Arda Küçükyetim

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan iddianamede Eskişehirli 17 yaşındaki Arda Küçükyetim, “Saldırgan 3” olarak kodlandı.

İddianamede, Türkiye kamuoyuna açıklanan bilgilerden çok daha fazlası vardı.

Küçükyetim’in, cami saldırısını “Terrorgram liderliğinin ona sağladığı teknik, ilham verici ve operasyonel rehberlik sayesinde yaptığı” öne sürüldü.

Arda Küçükyetim’in üyesi olduğu bir Telegram grubuna attığı mesajda, “Gelin, kaç insanı temizleyebileceğimi görün” dediği aktarıldı. Saldırısı sırasında açtığı canlı yayının linkini de paylaştığı belirtildi.

Saldırgan, manifestosunda; Terrorgram’a bağlı diğer saldırganlara ve Terrorgram’ın birçok yayınına atıf yaptı.

İddianameye göre, Küçükyetim’in saldırısı Terrorgram liderliği tarafından da sahiplenildi. Buna göre; saldırının ardından Terrorgram’da tartışma grubu açıldı. Grubun lideri Humber da saldırıyı değerlendirenler arasındaydı. Humber, “Yüzde 100 bizim adamımızdı. Ama beyaz olmadığı için ona onursal bir unvan veremem. Yine de saldırısını kutluyoruz, bunu Terrorgram için yaptı” dedi.

Terrorgram Collective nasıl bir yapı?

İddianamede, Terrorgram Collective; hiyerarşik bir örgütten çok; Telegram kanalları, dijital yayınlar, kapalı sohbetler ve aşırı sağ propaganda metinleri etrafında şekillenen bir çevrimiçi ağ olarak tanımlandı. ABD Adalet Bakanlığı bu ağı “beyaz üstünlükçü ve transnasyonel bir terör grubu” olarak nitelendirdi.

"Şiddet çöküşü hızlandıracak" motivasyonu

Yapının ayırt edici özellikleri şunlar:

Dijital propaganda ve saldırı kültürü: Terrorgram çevresi, geçmiş aşırı sağ saldırganları yücelten, yeni saldırıları teşvik eden ve şiddeti ideolojik bir görev gibi sunan yayınlar üretiyor. Bu yayınlarda “accelerationism” adı verilen, toplumsal çöküşü şiddet yoluyla hızlandırmayı savunan yaklaşım öne çıkıyor.

Klasik üyelik yerine etki ağı: Yapıda failin örgüte doğrudan üye olması gerekmiyor. Kişi dijital yayınlardan, kapalı gruplardan, geçmiş saldırıların videolarından, manifestolardan ve çevrimiçi topluluklardan etkilenerek hareket edebiliyor. Bu nedenle “yalnız aktör” ifadesi her zaman “bağlantısız aktör” anlamına gelmiyor.

Saldırganları “kahramanlaştırma” mekanizması: Terrorgram ekosisteminde geçmiş saldırganların yüceltilmesi, yeni failler için bir taklit ve görünürlük motivasyonu yaratıyor.

Europol'e göre dijital aşırı sağ propagandaya dahil

Eskişehir’deki cami saldırısı sadece ABD Adalet Bakanlığının iddianamesinde değil; Avrupa Polis Teşkilatı Europol’un 2025 tarihli EU TE-SAT raporunda da incelendi. Saldırı, 2024’te çevrimiçi aşırı sağ propagandayı tetikleyen olaylar arasında sayıldı. Rapor, saldırıyı tekil bir Türkiye vakası olarak ayrıntılandırmadı. Ama neonazizm, beyaz üstünlükçülük, saldırgan manifestoları ve canlı yayın görüntülerinin dolaşımıyla şekillenen dijital propaganda ekosistemi içinde konumlandırdı.

Türkiye'deki iddianameye göre 'terör bağlantısı yok'

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı ise Küçükyetim hakkında 37 sayfalık bir iddianame hazırladı. İddianamede, Küçükyetim’in ifadesine yer verildi. Küçükyetim, yaklaşık 7 ay önce internette tanıştığı ve İngilizce sohbet ettiği bir kişinin okulda silahlı eylem yapacağını anlattığını ve kendisine de Eskişehir'de yapmak istediği eylemler konusunda destek olduğunu anlattı.

Küçükyetim, Eskişehir'de bombalı bir eylem planlayıp, patlayıcı madde yapımıyla ilgili incelemeler yaptığını ancak evde tehlikeli olabileceğini düşünerek bundan vazgeçtiğini anlattı:

“İnternet üzerinden konuştuğum kişi bulunduğu ülkede okulların başladığını, gittiği okulda silah alıp eylem yapmak istediğini benimle paylaştı. Bu silahı ailesinin üzerinden alacağını söylüyordu. Bu kişinin hangi ülkede yaşadığını bilmiyorum. Onunla ortak yanlarımızın olduğunu düşünerek, ilk başlarda sadece Türkiye'de yaşadığımı, son iki hafta içerisinde Eskişehir'de yaşadığımı ve silah almak planlarımın olduğunu söyledim. Silah alacak bir yer bulamadığımı o kişiye söylemem üzerine bana patlayıcı yapabileceğimi söyledi. Zaten ben daha öncesinden internet üzerinden patlayıcı yapabileceğim metinlerin olduğu dosyaları indirip, incelemeler yapmıştım. Patlayıcı yapılabileceğim malzeme temin edemedim ayrıca evde tehlikeli olacağı düşüncesiyle patlayıcı yapmadım.”

Tüm bu ifadelerle beraber Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığınca yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda sanık Arda Küçükyetim'in terör bağlantısı tespit edilemedi. Fakat ABD’deki iddianamede Arda Küçükyetim, bir terör örgütüyle bağlantılıydı ve örgütün yöneticileri onunla bağlantısını kabul ediyordu.

İddianame hakkında daha fazla bilgi almak için ulaştığımız Küçükyetim’in avukatları, iddianameyi gazetecilerle paylaşamayacaklarını söyledi.

"Bireysel şiddet veya özentilik olarak değerlendirmek riskli"

Bilişim ve İletişim Sistemleri Uzmanı Füsun Sarp Nebil, "Eskişehir saldırısı, dijital çağda terör ve radikalleşme kavramlarının yeniden tanımlanması gerektiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendirilebilir" dedi.

Geleneksel güvenlik yaklaşımının bir kişinin örgüt üyeliği, hiyerarşik bağları veya doğrudan talimat alıp almadığı üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, "Oysa Terrorgram örneğinde görüldüğü gibi, günümüzde bir saldırganın fiziksel olarak hiçbir örgüt üyesiyle görüşmeden, yalnızca dijital propaganda, çevrimiçi topluluklar, manifestolar ve şiddeti yücelten içerikler aracılığıyla radikalleşmesi mümkün hale gelmiş durumda" diye konuştu.

Nebil, Eskişehir vakasının ortaya koyduğu bir diğer gerçeğin ise terörün coğrafi sınırsızlığı hakkında olduğunu belirterek "Telegram, Discord ve benzeri platformlar üzerinden faaliyet gösteren ağlar, farklı ülkelerde yaşayan gençleri ortak bir ideoloji etrafında buluşturabiliyor, birbirlerini teşvik etmelerini sağlayabiliyor ve saldırıları küresel bir propaganda aracına dönüştürebiliyor. Bu nedenle olayın yalnızca bireysel bir şiddet vakası veya özentilik olarak değerlendirilmesi, dijital radikalleşmenin uluslararası boyutunu gözden kaçırma riskini taşıyor" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler