FİNANSAL ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Optimum A.Ş. kurucusu bankacı Cengiz Göğebakan’dan “Finansal Yeniden Yapılanma”nın bu dönemde yine devreye alınması çağrısı içeren mesaj ve bilgi notu geldi. Göğebakan, bilgi notuna şu başlığı attı:
- Konkordato sadece bir mola olabilirken,Finansal Yeniden Yapılandırma “doğru yola girme planı”dır…
Günümüzde iş dünyasında finansal darboğaza giren ve doğru çıkış yolunu bulmakta zorlanan pek çok şirketin kritik yol ayrımında bulunduğunu belirtti:
- Konkordato mu, yoksa finansal yeniden yapılandırma mı?
Konkordatonun çoğu zaman kurtuluş reçetesi gibi algılandığını vurguladı:
- Konkordato, aslında tek başına kalıcı çözüm sağlayan bir mekanizma değil. Stratejik bir çıkış planı ile desteklenmediği durumlarda, işletmenin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir sürece dönüşebilir.

Konkordatonun borç ödeme dengesi bozulan ancak faaliyetlerini sürdürme potansiyeli bulunan şirketlere zaman kazandıran geçici bir koruma mekanizması olabileceğini kaydetti:
- Ancak, bu mekanizmanın başarıya ulaşması, doğru zamanda ve doğru stratejiyle finansal yeniden yapılandırma sürecine bağlanabilirse mutlu sona ulaşabilir.
Sadece mahkeme korumasına güvenmenin şirketi ticari piyasalardan uzaklaştırabileceğine, tedarikçi, müşteri ve finansal kesim nezdinde güven kaybını derinleştirebileceğine dikkat çekti:
- Gerçek çözüm, bu geçici kalkanın ardında saklanmak değil, konkordatonun kalıcı bir çözüm olmadığını bilerek onu bir köprü olarak kullanmak ve uygun zamanda finansal yeniden yapılandırma zeminine geçebilmektir.
Bu noktada şu soruyu ortaya attı:
- Konkordato sürecindeki temel gerçeklik: Şirket EBİTDA üretebiliyor mu?
Ardından sürdürdü:
- Genellikle sanıldığının aksine, konkordato talep eden her firma “batık”değildir. Bu süreçteki pek çok şirket faaliyetlerini sürdürür, satış yapabilir ve belirli ölçekte nakit üretmeye devam eder.
Temel sorunun çoğu zaman operasyonel başarısızlık değil, borç yükünün, mevcut nakit üretim hızını aşması ve vade uyumsuzluğu olduğuna vurgu yaptı:
- Bu noktada konkordato, bir çıkış süreci değil, finansal dengenin yeniden kurulması için kazanılan kritik bir zamandır. Ancak, bu zaman doğru kullanılmazsa, çıkış imkanı çöküş riskine dönüşebilir.
Cengiz Göğebakan, konkordatonun iş dünyasında çoğu zaman “son çare” ya da “çıkmaz sokak” olarak algılandığını irdeledi:
- Doğru yönetildiğinde, şirketler için yalnızca koruma mekanizması değil, stratejik yeniden yapılanma fırsatına hazırlık aşaması gibi de kullanılabilir. Asıl başarı, koruma kalkanının altından ne zaman, nasıl çıkılacağı ve hangi aşamada FYY’ye dönüştürülebileceği ile ölçülür.
Temel tercih üzerinde durdu:
- Sorunu yalnızca alacaklıların sırtına yükleyerek ticari itibarı zedelemek mi, yoksa faaliyete devam ederek, nakit üreterek ve güçlenerek süreçten çıkmak mı? Bu tercih, işletmenin yaklaşımına ve süreci yönetme kabiliyetine bağlıdır.
Göğebakan, en güçlü çıkış stratejilerinden birinin finansal yeniden yapılandırma (FYY) sürecine geçiş olduğunu savundu:
- Konkordato, geçici bir “savunma mekanizması” ise, FYY bir “iyileşme ve yeniden yapılanma” hamlesidir. Bu noktada kritik olan, konkordato ile sağlanan geçici korumanın tek başına çözüm gibi görülmemesi, bu sürenin FYY’ye geçiş dönemi olarak değerlendirilmesidir.
Şu uyarıyı yaptı:
- Aksi halde konkordato ile kazanılan zaman, işletmeyi kalıcı çözüme taşıyan bir fırsat olmaktan çıkar, şirketin ticari ve finansal hareket alanını daraltan bir kaos sürecine dönüşebilir.
Göğebakan, şu mesajla noktayı koydu:
- Deneyimlenmiş ve faydalı sonuçları görülmüş FYY’nin kamusal desteği hak ettiği açıktır. Başarılı şirketler, finansal sorunlarını doğru yönetip, köprüden önceki son çıkışı kaçırmışsa bile, köprüden önceki ilk çıkışı zamanında görerek uygulayabilen şirketlerden olacaktır.
FOYDER’in kurucularından olan, geçmişte başarılı “finansal yeniden yapılandırma” operasyonlarında görev alan Cengiz Göğebakan’ın önerilerini dikkate almakta yarar var…
Her konkordato talep eden firma ekonomik anlamda ‘batık’ değildir
FİNANSAL ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Optimum A.Ş. kurucusu bankacı Cengiz Göğebakan, her konkordato talep eden firmanın ekonomik anlamda “batık” olmadığını belirtti:
- Nakit akış uyumsuzluğu giderilemez, konuya yalnızca finansal bir sorun olarak bakılır ve operasyonel, kurumsal ve organizasyonel yeniden yapılanma adımları atılmazsa, şirketin yeniden temerrüde düşme riski artar.
Genelde görülen sorunu özetledi:
- Borç seviyesinin ödeme vadeleri ile mevcut nakit üretim hızı arasındaki vade uyumsuzluğu nedeniyle temerrüde düşme riski yüksektir.
Konkordato sürecinden çıkışın hukuki ve pratik yoluna işaret etti:
- Şirketin koruma süresi içinde tedarikçiler ve finansal kesimle yeniden uzlaşma zemini oluşturmasıdır. Bu zeminin sağlanması halinde şirket, bankaların desteği ve kendi iradesiyle konkordato talebinden feragat ederek FYY sürecine geçişi planlayabilir.
Şöyle sürdürdü:
- Feragat kararı, eş zamanlı olarak yeniden yapılandırma, işletme sermayesi ihtiyacı ve borç servis planı ile desteklenirse anlamlı ve güvenli bir adıma dönüşür.
Konkordato sürecinin ilk amacının zaman kazanmak olduğunu anımsattı:
- Ancak şirket toparlanmaya başladığında, piyasa borçları için anlaşmalar sağlandığında, nakit akışı kısmen düzene girdiğinde, hammadde alımları ve imalat süreçleri iyileşmeye başladığında ihtiyaç değişir. Artık temel ihtiyaç sürdürülebilir finansal yapı kurmaktır.
FYY’ye geçişin en temel nedenine dikkat çekti:
- Finansal esneklik sağlanması, borç vadelerinin şirketin nakit akışına uygun hale getirilmesi ve banka desteğinin yeniden tesis edilmesidir. FYY’de kredilerin tamamının kapatılmaması ve vade sonunda firmaya işletme sermayesi limiti tanımlanması önemli unsurlardan biridir.
FYY’ye geçiş için kritik koşullar nelerdir?
FİNANSAL ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Optimum A.Ş. kurucusu Cengiz Göğebakan, konkordato sürecindeki her firmanın her zaman finansal yeniden yapılanmaya (FYY) geçemeyeceğine işaret etti:
- Bu geçişin doğru zamanda kurgulanması ve planlanması gerekir.
FYY’ye geçiş için kritik koşulları ve adımları anlattı:
- Nakit Akışı Pozitif Olmalıdır: Tedarikçilerle uzlaşma sağlanarak faaliyetlerin devam etmesi temin edilmiş olmalıdır. Şirket finansal açıdan zarar üretmeye devam ediyor olabilir, ancak artık operasyonel zarar üretmemelidir. Makul sürelerde borcun yönetilebilir hale gelmesi, ortakların bu süreçte istekli ve iradeli tutum sergilemesi gerekir.
- Operasyonel ve Kurumsal Yapılandırma Başlamış Olmalıdır: FYY sürecinin başarısı için yalnızca borç vadesinin uzatılması yeterli değildir. Şirketin operasyonel yapısı, mali açıdan tahsilat kabiliyeti, raporlama düzeni ve yönetim organizasyonu da yeniden ele alınmalıdır.
- Borç Yapısı Mali Kesim Ağırlıklı Olmalıdır: Eğer borcun ağırlıklı kısmı finansal kuruluşlara ait ise yani toplam borç içerisinde finansal kesime yönelik borçlar belirgin bir ağırlığa sahipse, FYY süreci çok daha anlamlı ve yönetilebilir bir yapı kazanacaktır. Borçların büyük ölçüde ticari alacaklılara yayılmış olduğu durumlarda FYY tek başına yeterli olmayabilir. Bu durumda tedarikçi mutabakatları ve ticari borç ödeme planlarıyla sürecin desteklenmesi gerekir.
Cengiz Göğebakan, şu uyarıyı yaptı:
- Konkordatodan erken çıkış risklidir. Şirket yeterli finansal mutabakat sağlamadan yeniden temerrüt riskiyle karşı karşıya kalabilir. Geç çıkış veya konkordato sürecinde gereğinden fazla kalmak ise fırsat kaybına yol açabilir. Bankalar nezdinde güven kaybını artırabilir.
2019-2020’de 2.8 milyar dolarlık ‘finansal yeniden yapılandırma’ gerçekleşti
FOYDER Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göğebakan, 2019-2020 döneminde Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde ve bankaların katılımıyla yürütülen çalışmalar kapsamında finansal yeniden yapılandırma uygulamasının başarılı sonuçlarının görüldüğünü anımsattı:
- 2019-2020 döneminde finansal kesime 7.7 milyar dolar borcu olan 2 bin 96’sı tüzel kişi toplam 3 bin 595 firma ve kişi konkordato başvurusunda bulunmuştu.
Söz konusu dönemde 1032 firma ve kişinin yapılandırma kapsamına alındığını kaydetti:
- Yapılandırılan borçlulara ait varlık-borç takası ve farklı tahsilat yöntemleriyle 2.8 milyar dolarlık risk yapılandırılmıştı. Şirketlerin faaliyetlerine devam etmeleri, ekonomiye katkı sunmaları sağlanmış, finansal sektör açısından da başarılı sonuç elde edilmişti.