ALARA AKGÜN
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türk ayakkabı sanayisi için yeni fırsatlar oluştururken, sektör yüksek maliyetler nedeniyle rekabet gücünü korumakta zorlanıyor.
Bloomberg HT yayınında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, jeopolitik gelişmelerin Batılı markaları yeni üretim merkezleri aramaya yönelttiğini belirterek, Türkiye'nin bu süreçte öne çıkan ülkelerden biri olduğunu söyledi.
İçten, "Savaş ortamı içerisinde tedarik zincirlerini çeşitlendirmek isteyen Batılı firmaların Türkiye'de üretim yapmak için girişimleri var. Bazıları başladı, bazıları ise yeni lokasyon ve partner arayışı içerisinde bulunuyor. Önümüzdeki dönemde bu sayı artabilir. Ancak bunun için maliyet tarafında rekabetçi olmamız gerekiyor" dedi.
Türk ayakkabı sektörünün en önemli sorunlarının makroekonomik koşullar kadar yapısal problemler olduğuna dikkat çeken İçten, "Döviz kuru, yüksek faiz ve enflasyonun yanında ham madde ve kayıt dışı üretim en önemli sorunlarımız arasında yer alıyor. Özellikle yan sanayi ve kayıt dışı üretim sorunu çözülebilirse sektörün yaşadığı problemlerin önemli bir bölümü ortadan kalkacaktır" ifadelerini kullandı.
"Ham madde maliyetleri ile ürün fiyatı yüzde 20 arttı"
Ortadoğu'da artan jeopolitik risklerin sektör üzerindeki etkilerine de değinen İçten, savaşın ardından ham madde fiyatlarında yüzde 10 ila 15 arasında artış yaşandığını söyledi.
Türkiye'deki maliyet artışlarının nihai ürün fiyatlarına yüzde 15-20 seviyesinde yansıdığını belirten İçten, olası jeopolitik normalleşmeye rağmen bunun kısa vadede fiyatlara sınırlı etki yapacağını ifade etti. Petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmeye rağmen ham madde fiyatlarında benzer bir düşüş görülmediğini dile getirerek, maliyet baskısının sektör üzerindeki etkisinin devam ettiğini söyledi.
İçten, e-ithalat kanallarına yönelik düzenlemelerin yerli üreticiler açısından olumlu sonuçlar verdiğini belirterek, alınan tedbirlerin iç pazarda rekabet koşullarını iyileştirdiğini ifade etti. Bununla birlikte ham madde ve ara malı ithalatına daha farklı yaklaşılması gerektiğini vurgulayan İçten, "Ham madde ve ara malı ithalatından çekinmememiz gerekiyor. Katma değerli üretimin devamı için üreticinin uygun maliyetli girdiye erişebilmesi büyük önem taşıyor" dedi.
"Deri ayakkabıda güçlüyüz, spor ayakkabıda çeşitlilik gerekiyor"
Türkiye'nin özellikle deri ayakkabı üretiminde güçlü ve rekabetçi bir ülke olduğunu belirten İçten, spor ayakkabı segmentinde ise malzeme çeşitliliğinin artırılması gerektiğini söyledi. Mısır'dan yapılan ayakkabı ithalatındaki artışa dikkat çekerken, buna rağmen Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük ayakkabı üretim kapasitesine sahip ülkesi olduğunu ifade etti.
Bölgesel pazarlardaki potansiyelin henüz tam olarak değerlendirilemediğini belirten İçten, "Etrafımızdaki pazardan istediğimiz payı henüz alamadık. Diğer taraftan bizim fiyatlarımız artık İtalya'daki deri ayakkabı üretim maliyetlerine oldukça yaklaşmış durumda." değerlendirmesinde bulundu.
"Küresel markalardan yeni talepler geliyor"
Küresel spor markalarının Türkiye'ye yönelik ilgisinin arttığını söyleyen İçten, birçok uluslararası markadan araştırma ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik talepler aldıklarını aktardı. Ancak sektörün halen ihracatta daralma yaşadığına dikkat çekerek, finansman tarafında açıklanan reeskont kredi limitinin 5 milyar liraya çıkmasının bazı firmalara önemli ölçüde nefes aldıracağını belirtti.
"Kapasitenin yarısı atıl durumda"
İçten, sanayinin Türkiye ekonomisindeki payının gerilediğini belirterek GSYH içerisindeki sanayi payının yüzde 17 seviyesine düştüğünü söyledi. Sektörün kapasitesinin neredeyse yarısını kullanamadığını ifade ederek, son üç yılda istihdamın yaklaşık yarısının kaybedildiğini belirtti.
Maliyet rekabetinin yeniden sağlanmasının yalnızca ihracatı değil, Türkiye'ye gelecek yabancı yatırımları da hızlandıracağını söyleyen İçten, sektör açısından 2027 yılına ilişkin daha iyimser bir tablo beklediklerini belirterek, "2027'nin bir miktar daha olumlu geçeceğini öngörüyoruz" dedi.