Haluk Levent hakkında AHBAP soruşturması sürerken geçmiş yıllardaki bir fotoğrafı yeniden gündem oldu. O fotoğrafta Gülistan Doku cinayeti soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve AKP'li Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler Haluk Levent ile yer alırken şarkıcı Ferhat Tunç, bu isimlere bir de dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu ekledi.
Ferhat Tunç, Haluk Levent, Tuncay Sonel ve Süleyman Soylu'nun isimlerinin 2018 yılındaki Tunceli orman yangınlarında nasıl bir araya geldiğini anlattı.
HALUK LEVENT TUNCAY SONEL VE SÜLEYMAN SOYLU: ÜÇÜNÜN ARASINDAKİ BAĞI FERHAT TUNÇ ANLATTI
Ferhat Tunç, Haluk Levent'in 2020 yılında Ordu'daki bir hayvan barınağı projesi kapsamında o dönem Ordu'da görev yapan Vali Tuncay Sonel ve dönemin AKP'li Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler ile çekildiği fotoğrafı paylaşarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Orman yangınları sırasında yaptığı çağrıların karşılık bulmadığını belirterek, fotoğrafın kamuoyuna birçok şeyi anlattığını savundu.

Tunç, 2018 yılında seçim sürecinin ardından Tunceli'ye gittiğini ve bölgede çıkan orman yangınlarını gönüllü ekiplerle söndürmeye çalıştıklarını anlattı. Aynı dönemde Ege ve Akdeniz'deki yangınların ülke gündeminde yer aldığını belirten Tunç, Tunceli'deki yangınların ise yeterince ilgi görmediğini savundu.
Haluk Levent'e sosyal medya üzerinden ve telefonla ulaşıp Tunceli'ye gelmesi yönünde çağrı yaptığını öne süren Tunç, bu çağrılarına yanıt alamadığını ifade etti.
Yangınların gönüllülerin çalışmasıyla kontrol altına alındığını belirten Tunç, ardından Vali Tuncay Sonel'in "Tunceli... Ağaçlarımız da ışıl ışıl" notuyla kentte ışıklandırılan ağaçların fotoğrafını paylaşmasını eleştirdiğini söyledi.

Gösterdiği tepki üzerine sosyal medyada başlayıp Süleyman Soylu'nun da dahil olduğu tartışmayı anlattı.

Soylu'nun yaptığı açıklamada "Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz." diyerek kendisini hedef aldığını ve soruşturmalık olduğunu söyledi.

Ferhat Tunç o paylaşımında şunları söyledi:
"Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim. Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu. Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk.
Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık. Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi. Peki ya Dersim? Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umurunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı. Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık.
Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.” Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.” Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış! Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası. Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası. Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var: Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir."