Ana içeriğe geç

Sınav sonrası "Net" uyarısı: "Çocuklar eğitim koçu değil, şefkatli bir sığınak arıyor"

LGS ve YKS maratonu için gözler öğrencilerin ve ailelerin psikolojik durumlarına çevrildi. Sınav dönemini gelişmekte olan bir ergen beyni için "hayatta kalma simülasyonu" olarak tanımlayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınav çıkışında gençlere net hesabı sormanın travmayı uzattığını belirterek, "Gençler karşılarında bir eğitim koçu değil, yargısız ve şefkatli bir sığınak arıyor" uyarısında bulundu.

Sınav sonrası "Net" uyarısı: "Çocuklar eğitim koçu değil, şefkatli bir sığınak arıyor"
Karar
16

Sınav dönemlerinin yalnızca akademik bir başarı ölçütü değil, aynı zamanda yoğun bir psikolojik süreç olduğu gerçeği bir kez daha uzmanlar tarafından gözler önüne serildi. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınav öncesi ve sonrasındaki kritik süreçlere dair hem öğrencilere hem de ailelere hayati uyarılarda bulundu. Sınavı ergen beyni için bir "hayatta kalma simülasyonu" olarak nitelendiren Yaşar, ailelerin bu dönemdeki tutumunun gençlerin psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici rol oynadığını söyledi.

"SAKİN OL DEMEK DUVARA KONUŞMAK GİBİDİR"

Sınav döneminde yaşanan yoğun stresin tamamen biyolojik temelleri olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ebeveynlerin yaklaşım tarzına dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:

"Çocuğunuzun o günlerde yaşadığı durum basit bir heyecan değil; stres hormonu kortizolün sistemi ele geçirdiği, amigdalanın alarm verdiği nörobiyolojik bir krizdir. Böyle bir anda mantık merkezi devre dışı kalmış bir gence ‘sakin ol’ demek ya da uzun rasyonel tavsiyeler sıralamak genelde duvara konuşmak gibidir. Çocuğunuzun omuzlarındaki bu devasa yükü hafifletmenin en gerçekçi yolu, kendi kaygınızı kontrol edip evin içine sızdırmamaktır."

20260612aw723831-0.jpg

"KAYGI YETERSİZLİK GÖSTERGESİ DEĞİLDİR"

Sınav kaygısının çoğu zaman yanlış yorumlandığına dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, gençlerin yaşadığı yoğun duyguların yetersizlikten değil, biyolojik sistemin aşırı yüklenmesinden kaynaklandığını belirtti. Öğrencilerin sınav çıkışında büyük bir zihinsel yorgunluk yaşadığını vurgulayan Yaşar, şu uyarılarda bulundu:

"Zaman zaman zihinlerinin kendilerine oynadığı oyunun farkına varmalılar. Hissettikleri yoğun kaygı, yetersiz olduklarının değil, biyolojik sistemlerinin aşırı yüklendiğinin göstergesi. Sınavın bitiş zili çaldığında ve yüksek seviyelere ulaşan adrenalin aniden çekildiğinde, geriye kalan devasa zihinsel yorgunluğu doğru okumak gerekir. Çocuğunuz sınav kapısından çıktığı an ona kaç net yaptığına dair sorular sormak, zihinlerindeki o travmatik alarm durumunu uzatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Gençler o an karşılarında bir eğitim koçu değil, yargısız ve şefkatli bir sığınak ararlar."

SONUÇTAN ÇOK EMEĞE ODAKLANILMALI

Sonuçların açıklanmasına kadar geçecek olan "araftaki" bekleme sürecinin de öğrenciler üzerinde ayrı bir psikolojik yük oluşturacağını belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu süreçte ailelerin çocuklarını hayatın sıradan ve iyileştirici günlük ritüellerine geri çekmesi gerektiğini vurguladı. Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yüksek puanlar elbette kutlanmalıdır. Ancak asıl görülmesi ve tebrik edilmesi gereken şey, o masada aylar boyunca gösterilen dirayet ve tüm o strese rağmen vazgeçmeme iradesidir. Çocuğunuzun gözlerinin içine bakarak, o birkaç saatlik kâğıt parçasının ona duyduğunuz saygıyı bir milim bile değiştirmeyeceğini derinden hissettirin. Sonuç tablosunda ne yazarsa yazsın unutulmaması gereken tek bir gerçek var: Hayat tek bir sınavla haritası çizilemeyecek kadar uzun bir yoldur ve asıl dayanıklılık hiç düşmemek değil, düştükten sonra birbirinize tutunarak yeniden ayağa kalkabilmektir."

Kaynağa Git

İlgili Haberler