Ana içeriğe geç

Dilovası işçi katliamı davası öncesi ailelerden çağrı: Yeni tahliye değil, adalet istiyoruz

Dilovasın'da Ravive Kozmetik'te 3'ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği yangının 3. duruşması yarın görülecek. Aileler üst üste gelen tahliye kararlarına ve kamu görevlilerinin hâlâ yargılanmamasına tepkili: “Yeni tahliyeler değil, adalet istiyoruz."

Evrensel
16

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde kaçak olarak faaliyet gösteren Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3’ü çocuk işçi olmak üzere 7 işçi yaşamını yitirdi. Aradan geçen yaklaşık 8,5 ayda iki duruşma görüldü. Katliamın ardından hazırlanan bilirkişi raporlarında, fabrikanın kaçak ve ruhsatsız işletildiği, denetimler sırasında yetkisiz personel görevlendirildiği tespit edildi. Geçen duruşmada Aleyna Oransal hamileliği gerekçesiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı uygulanarak, Küresel OSGB Sorumlu Müdürü Ünal Aslan ve mülk sahibi Güven Demirbaş da adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı ile tahliye edildi. Kamu görevlilerine ilişkin soruşturma dosyasında ise aylardır adım atılmaması üzerine aileler adalet nöbeti başlatmıştı. Nöbetin ardından Dilovası Belediyesinde çalışan 7 kişi gözaltına alındı, tutuklandı. Ancak Dilovası Belediyesi Eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir ve Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı ise 6 gün tutukluluğun ardından ev hapsi tedbiriyle tahliye edildi. 21 Temmuz’da görülecek üçüncü duruşma öncesinde yangında yakınlarını kaybeden ailelerle ve davanın avukatı ile konuştuk. Aileler, tahliye kararlarına ve kamu görevlilerinin yargılanmamasına tepkili.

‘Delilleri bir gecede yok ettiler’

15 yaşındaki kızı Nisanur Taşdemir’i kaybeden baba Vedat Taşdemir, yangından kısa süre sonra fabrikanın bir gecede yıkıldığını hatırlatarak, “Biz evlatlarımızın acısıyla uğraşırken fabrikayı bir gecede ortadan kaldırdılar. Altındaki kimyasal varillerin bulunduğu depoyu da yok ettiler. Sonra da olmayan fabrikanın yangın raporunu hazırladılar. Bunu kabul etmiyorum” dedi. Tahliye kararlarına isyan eden baba Taşdemir, “Nizamettin Benim bir evladım vardı, bir çiçeğim vardı. O çiçeği koparıp götürdüler. Yaktılar, bana kül olarak verdiler. Yapıya izin veren, ruhsat veren, imza atan, bu fabrikanın çalışmasına göz yuman kim varsa hepsinden şikayetçiyim. Ben bu kadar acı çekerken onların elini kolunu sallayarak dolaşmasını kabul etmiyorum. Bunun peşini bırakmayacağım. Biz devletten para, mal, mülk istemiyoruz. Tek istediğimiz suçluların cezasını çekmesi” diye konuştu.

‘Tahliyeler bizi ikinci kez yıktı’

Yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da “Dokuzuncu aya girdik. İki duruşma görüldü ama hiçbir ilerleme olmadı. Aksine bizi üzen tahliyeler yaşandı. Asıl sorumlular olan kamu görevlileri ve patronlar hâlâ hesap vermedi. Güven Demirbaş mal sahibiydi. Burada ne olduğunu neden denetlemedi? Neden takip etmedi? Fabrikada gerekli güvenlik önlemleri alınmadı, yangın merdiveni yaptırılmadı. Üç kuruş daha fazla kazanmak uğruna insanların hayatı hiçe sayıldı. Belediye başkanları, valilik, emniyet müdürlüğü, itfaiye, SEDAŞ… Bu olayda sorumluluğu bulunan herkes hesap vermeli” dedi.

‘Neden sanıkların ayağına gitmek zorundayız?’

Aileler arasında ağır hastalıkları olanların olduğunu vurgulayan Bulut duruşmaların Kandıra’da değil Gebze’de görülmesi taleplerini yineledi: “Bize ‘Can güvenliği nedeniyle burada görülüyor’ dediler. Peki bizim canlarımızı alanlar insanların güvenliğini düşündü mü?” Yangında annesi Hanım Gülek’i kaybeden Tuba Gülek Laç da “Cezaevine girerken telefonlarımız alınıyor, saatlerce dışarıyla iletişim kuramıyoruz. Neden sanıkların ayağına gitmek zorundayız? Bütün bu çabamıza rağmen elimizde sadece tahliye kararları var” diye vurguladı. Yangında hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu da “Bizi en çok yoran şey kamu görevlilerinin yargılanmaması” diye belirtti.

‘Adalet davaya sahip çıkılırsa yerini bulabilir’

Sorumluların en ağır şekilde yargılanması gerektiğini vurgulayan Laç, “Bu insanları sadece ihmalkar değil, cinayet sanığı olarak görüyorum çünkü insanlar diri diri yandı. Bugün bizim başımıza gelen. Eskiden Hendek’i, Gayrettepe’yi uzaktan takip ediyorduk. ‘Allah rahmet eylesin’ deyip geçiyorduk. İnsan bir gün aynı acıyı yaşayacağını düşünmüyor. Bugün bizim başımıza geldi, yarın bir başkasının başına gelmeyeceğinin garantisi yok. O yüzden herkes bu davaya sahip çıkmalı. Artık yeni tahliyeler değil, adalet görmek istiyoruz.” dedi.

Yangında eşi Tuncay Yıldız’ı kaybeden İlknur Yıldız, “Yitirdiğimiz canların geri gelmeyeceğini biliyoruz. Ancak benzer acıların tekrar yaşanmaması için suçu ve ihmali olan tüm şahsi ve kurumsal sorumluların yargılanmasını istiyoruz. İntikam istemiyoruz” dedi.

İş cinayetlerinde yakınlarını kaybeden diğer ailelerle kenetlendiklerini vurgulayan Yıldız, “Bu dava sadece bizim davamız değil. İş güvenliği, denetim ve yaşam hakkı açısından hepimizi ilgilendiriyor. Biz bu süreci takip ederken sesimize ses olan herkes bize çok güç veriyor. Bu nedenle adalete inanan herkesi duruşma sürecinde bizi takip etmeye, yanımızda olmaya davet ediyorum. Adalet ancak toplumun sahip çıkmasıyla yerini bulabilir” diye seslendi.

‘Ali Osman Akat’ın tutukluluk durumu kritik’

Kamu görevlilerinin yer aldığı dosyanın ana davayla birleştirilmesinin beklendiğini ancak henüz bir iddianamenin çıkmadığını belirten Av. Saruhan Efe Kadaifçi, duruşmanın Kandıra Cezaevi Kampüsünden Gebze’ye taşınması ve SEGBİS taleplerinin de karşılık bulmadığını ifade etti.

İkinci duruşmada mülk sahibi Güven Demirbaş ve İş Güvenliği Uzmanı Ünal Aslan’ın tahliye edilmesinin mahkemenin gidişatına dair endişeleri artırdığını vurgulayan Kadaifçi, şöyle konuştu:

“Şu an ‘suçluyu kayırma’ suçundan tutuklu bulunan Ali Osman Akat hakkında, doğrudan öldürme suçu ve organizasyondaki rolü nedeniyle ayrı bir suç duyurusunda bulunduk. Ancak bu soruşturma henüz kovuşturma aşamasına gelmedi. Bu nedenle Ali Osman Akat’ın tutukluluğunun devam edip etmeyeceği bu duruşma için çok kritik bir nokta. Biz, daha önce tahliye edilen sanıkların yeniden tutuklanmasını ve yeni bir tahliye kararının çıkmamasını bekliyoruz.”

Sanıklar şifreleri vermekten vazgeçti

Oransal ailesinden İsmail, Altay Ali ve Aleyna Oransal’ın şirketteki yönetim ve işveren sorumluluklarının netleşmesi için yeni delillerin ortaya konulması gerektiğini belirten Kadaifçi, “Sanıklar İsmail ve Altay Ali Oransal, bir önceki duruşmada mahkeme huzurunda bilgisayar şifrelerini vereceklerini söylemişlerdi. Ancak şimdi şifreleri vermeyi reddediyorlar. Bu geri adımın, kendilerine veya Ali Osman Akat ile olan organik bağlarına dair yeni delillerin ortaya çıkmasını engelleme amacı taşıdığını düşünüyoruz” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler