Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın 1915 olaylarını sözde "Ermeni soykırımı" olarak tanınması amacıyla sunduğu teklifin kabul edilmesinin ardından yazılı bir açıklama yaptı. Attar, Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın konuya ilişkin yayımladığı resmi açıklamaya destek vererek, kararın hukuki ve bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu belirtti.
'TARİHİ SÜREÇLER SİYASİ MALZEME YAPILAMAZ'
Tarihi olayların güncel siyasi çıkarlar doğrultusunda manipüle edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aygün Attar, şu değerlendirmede bulundu:
"1915 olaylarına ilişkin karmaşık tarihi süreçlerin hukuki ve bilimsel zeminden koparılarak siyasi karar konusu haline getirilmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Zira tarihi olayların lobilerin baskısı, diplomatik hesaplar ve güncel siyasi konjonktür üzerinden değerlendirilmesi, adalet arayışına hizmet etmez, aksine yeni güvensizlikler üretir. Geçmişin trajik sayfaları arşivler, belgeler, tarihçiler, uluslararası hukukçular ve bağımsız bilimsel komisyonlar aracılığıyla incelenmelidir."
'TÜRKİYE'YE YÖNELİK HAKSIZ SUÇLAMALARA KARŞI AZERBAYCAN SUSMAZ'
Güney Kafkasya'nın uzun süren çatışmaların ardından hassas bir barış sürecinden geçtiğini hatırlatan Attar, iki ülke arasındaki stratejik müttefikliğe dikkat çekerek şöyle devam etti:
"Türkiye, Azerbaycan için kardeş devlet ve vazgeçilmez stratejik müttefiktir. Bu kardeşlik tarihi, manevi ve siyasi temeller üzerinde yükselmektedir. Türkiye’ye haksız tarihi suçlamalar yöneltildiğinde Azerbaycan suskun kalmaz, kalamaz. Tarih Ermeni propagandasının çıkarlarına göre yeniden yazılmaya çalışıldığında Bakü gerçeklerin, onurun ve devlet aklının dilini tercih etmektedir. Bakü, dost ülkelerle ilişkilerinde her zaman yapıcı köprülerin korunmasına, karşılıklı güvenin güçlenmesine ve bölgede gereksiz gerilimlerin önlenmesine önem vermiştir. Bu nedenle İsrail Hükümetinin mevcut kararı sorunlu bir adım niteliği taşımaktadır."
Söz konusu kararın bölgesel istikrara ve normalleşme adımlarına zarar vereceğini belirten Attar, İsrail yönetimine şu çağrıyı yaptı:
"Bu çevrelerin amacı barış sürecini sabote etmek, Türkiye-Ermenistan normalleşmesini zorlaştırmak, bölgesel ulaşım hatlarının açılmasını engellemek ve Güney Kafkasya’yı yeniden bölge dışı güçlerin rekabet sahasına çevirmektir. Bölgenin bugün ihtiyaç duyduğu temel gereklilik, geçmişin siyasi silaha dönüştürülmesi yerine egemenliğe, toprak bütünlüğüne, uluslararası hukuka ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir barış düzenidir. İsrail Hükümeti bu kararı yeniden gözden geçmeli ve devlet politikasının Ermeni lobisinin, rövanşist çevrelerin ve bölgede yeni gerilim dalgası üretmek isteyen güçlerin etkisi altına girmesine izin vermemelidir. Bu adım İsrail’e stratejik kazanç sağlamayacaktır."