Ana içeriğe geç

Kirazlı’da maden kabusu geri döndü: Halk yeniden direnişe geçti

Şirket değişti ancak Kazdağları'ndaki tehdit ve köylülerin kararlılığı aynı kaldı. Alamos Gold'un ardından sahayı devralan TÜMAD'ın iş makineleriyle bölgeye girmesi üzerine ayağa kalkan Kirazlı halkı, siyanür tehlikesine ve yeni ağaç katliamlarına karşı tek ses oldu.

Kirazlı’da maden kabusu geri döndü: Halk yeniden direnişe geçti
Yeniçağ
16

Kirazlı’da yıllar önce büyük toplumsal tepkiyle durdurulan altın madeni projesi yeniden gündeme geldi. TÜMAD’ın sahaya iş makineleriyle girmesi üzerine köylüler ve yaşam savunucuları "Kirazlı Yaşam ve Su İnisiyatifi" çatısı altında yeniden örgütlenerek Atikhisar Barajı ve Kazdağları için mücadele çağrısı yaptı.

Kısadalga'dan Damla Yeltekin'in haberine göre, Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın hemen yanı başında altın madeni projesine karşı yıllar önce verilen mücadelenin ardından bölgede madencilik faaliyetleri yeniden başladı.

Kirazlı-Balaban hattında 2019’da Kanadalı Alamos Gold’a karşı yürütülen ve yaklaşık 400 gün süren Su ve Vicdan Nöbeti’nin ardından şirket ruhsatı yenilenmemiş, maden sahası terk edilmişti.

Ancak ruhsatın iptalinin ardından sahada rehabilitasyon yapılıp yapılmadığı ve alanın yeni şirketlere devredilip devredilmeyeceği tartışmaları yıllardır gündemde kalmayı sürdürdü. Bu süreçte farklı şirket isimleri kamuoyuna yansıdı.

Alamos Gold’un Türkiye’deki iştiraki Doğu Biga Madencilik A.Ş.’nin hisselerinin TÜMAD Madencilik’e devredilmesiyle birlikte bölgede madencilik faaliyetlerinin yeniden başlayacağı uzun süredir konuşuluyordu. Nisan ayında sahadan gelen görüntüler ve Nurol Holding’e bağlı TÜMAD’ın iş makineleriyle alana girmesi bu iddiaları doğruladı. Yaklaşık 400 bin ağacın kesildiği belirtilen Kirazlı-Balaban maden sahasında çalışmalar böylece yeniden başlamış oldu.

ŞİRKET FARKLI DİRENİŞ AYNI

2019’da başlayan ve 400 gün süren Su ve Vicdan Nöbeti, Türkiye’de en geniş katılımlı çevre direnişlerinden biri olarak hafızalara kazınmıştı. Mücadele sonrası Alamos Gold’un faaliyetleri durdurulmuş ve şirket bölgeden çekilmişti. Ancak aynı sahada yeni bir şirketle madencilik girişiminin yeniden başlaması, köylüleri ve yaşam savunucularını yeniden harekete geçirdi.

KÖYLÜLER ÖRGÜTLENDİ

TÜMAD’ın iş makineleriyle sahaya girmesinin ardından köylerde ve kent merkezinde tepkiler yeniden yükseldi. Köylüler, ormanlarını ve su kaynaklarını korumak için bir araya gelerek toplantılar düzenledi.

Bölge halkı, 25 Mayıs’ta Change.org üzerinden “Kirazlı Altın Madeni’ne Hayır: Bir kez durdurduk yine durduracağız” başlıklı bir imza kampanyası başlattı. Ardından “Kirazlı Yaşam ve Su İnisiyatifi” kuruldu.

Örgütlenen köylüler, Çanakkale’nin en yoğun noktalarından biri olan Cuma Pazarı’nda da imza toplayarak kampanyaya destek çağrısı yaptı. Kentliler Atikhisar Barajı’nın korunması için yürütülen çalışmalara yoğun ilgi gösterdi.

İMZA KAMPANYASI

Yaklaşık 10 gündür bir araya gelerek örgütlenen köylüler, geçmişte olduğu gibi madene karşı olduklarını belirterek Çanakkale’nin en yoğun noktalarından biri olan Cuma Pazarı’nda imza kampanyasına destek istedi. Çanakkaleliler, Atikhisar Barajı’nı koruma amacıyla yürütülen kampanyaya yoğun ilgi gösterirken imza masası gün boyunca aktif kaldı.

"O zaman da istemedim, şimdi de istemiyorum"
Kirazlı köylülerinden 68 yaşındaki Reyhan Kayalıdağ, altın madeni projesine karşı çıkan isimlerden sadece biri. Daha önce Alamos Gold'a karşı yürütülen mücadelede de yer aldığını belirten Kayalıdağ, yıllar geçmesine rağmen fikrinin değişmediğini şu sözlerle ifade etti:

"O zaman da maden bizi doyurmadı, şimdi de doyurmayacak. Önceki madende de bizim haberimiz olmadan işe başladılar. Biz de istemiyoruz diye toplandık, mücadele ettik. Şimdi yine aynı şeyler oluyor. Yine yapmaya niyetlenmişler ama yine haberimiz yok."

'SULARIMIZ ZEHİRLENECEK'

Maden faaliyetlerinin köyün yaşam kaynaklarını tehdit ettiğini söyleyen Kayalıdağ, en büyük endişesinin su kaynakları olduğunu belirterek, "Biz buranın suyu ve havası için yaşıyoruz. Çanakkale’nin barajı zaten buradan gelen sularla besleniyor. Çanakkale halkı ne yapacak? Maden çalıştığında siyanür kullanılacak, Sarıçay’a ve baraja zarar verir, barajı mahvolacak. Balaban suyu, köyün suyu ve şifalı sularımızın hepsi dağlardan geliyor. Bu suların tamamen yok olmasından endişe ediyoruz. Suyu kirletir, toprağı kirletir. Hayvanlarımızı yayamayız. Sularımız zehirlenir. Hiçbir şey yapamayız. Suyumuz gidecek, hayvanlarımız gidecek" diye konuştu.

DESTEK ÇAĞRISI

Yedi yıl önceki mücadeleyi hatırlatan Kayalıdağ, Kirazlı direnişinin ülke genelinde destek gördüğünü şu sözlerle anlattı:

"O zaman İzmir'den, İstanbul'dan insanlar geldi. Fazıl Say geldi. Herkes karşı çıktı. O zaman durduruldu. Yetkililer izin vermesin. Ben baştan beri istemiyorum, hâlâ da istemiyorum."

Kayalıdağ, Kirazlı için bir kez daha Çanakkale ve Türkiye’yi desteğe beklediğini dile getirdi.

Madene karşı çıkmasının temel nedeninin çocukları ve torunlarının geleceği olduğunu belirten Kayalıdağ, köyün geleceği için kaygı duyduğunu dile getirdi. Kayalıdağ, "Ben geçmişim, geleceğimi düşünüyorum. Çocuklarım burada doğdu. Torunlarım Çanakkale'de yaşıyor ama köye geliyorlar. Ben kendim için değil, geleceğim için düşünüyorum. Çocuklarım, torunlarım önemli. Okul kapanınca köy zaten köreldi. Maden olursa daha da körelir. Ben artık yaşımı almış bir insanım ama onların geleceği önemli" dedi.

'SORUN ÇÖZÜM ÜRETİLMEMESİ'

Dünya Çevre Günü kapsamında Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen forumda konuşan Kirazlı köyü sakinlerinden Tahir Taluer, çevre mücadelesinde en temel ihtiyacın birlik olduğunu söyledi. Kirazlı Yaşam ve Su İnisiyatifi’ni kurduklarını ve bir imza kampanyası başlattıklarını belirten Taluer, bölgede yaşanan çevre sorunlarına dikkat çekmeyi amaçladıklarını söyledi. Kampanyayla Kirazlı’ya kamuoyunun ilgisini artırmaya çalıştıklarını ifade eden Taluer, asıl meselenin bilinirlikten çok çözüm üretilememesi olduğunu dile getirdi:

"Burada bu konuya hâkim olmayan kimse yok. Sorun teşhisten ziyade tedaviye yönelik bir problem. Asıl mesele bunun nasıl çözüleceği. Parça parça birçok inisiyatif, dernek ve platform var ama tek bir ses çıkmıyor. Birbirinden kopuk yapılar nedeniyle güçlü bir etki oluşmuyor."

'TOPLUMSAL BİR TALEP'

Birkaç hafta önce başlattıkları imza kampanyasına destek çağrısı yapan Taluer, bunun kişisel değil toplumsal bir talep olduğunu vurgulayarak, "Bu kampanyaya destek istiyoruz. Bu bizim şahsi talebimiz değil; Çanakkale adına, bölgede yaşayan insanlar adına bir çağrı" dedi.

İmza kampanyasında Kirazlı Altın Madeni projesine karşı çıkış gerekçeleri şu şekilde sıralandı:

Bir kez durdurduk, yine durduracağız. Çanakkale’nin ciğerleri Kazdağları ve 180 bin insanın tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı büyük bir tehditle karşı karşıya.

• Maden sahası Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasında bulunuyor. Kullanılacak siyanür ve ortaya çıkacak ağır metallerin içme suyu ve tarım alanlarını tehdit edeceği ifade ediliyor.

• Sahanın ilerleyen süreçte genişlemesinin planlandığı, bunun da tahribatı artıracağı belirtiliyor. Eski ÇED raporunda 45 bin 650 ağaç kesileceği öngörülmüşken sahada 347 binden fazla ağacın kesildiği ifade ediliyor.

• Proje alanının 1. derece deprem bölgesi ve Kuzey Anadolu Fay Hattı zonu içinde yer aldığı, olası bir sızıntı veya kazanın ciddi risk oluşturacağı vurgulanıyor.

Bu mesele yalnızca Kirazlı’nın değil, Çanakkale’nin ve bölgenin meselesidir.

Talepler ise şu şekilde:

1. Kirazlı Altın Madeni projesi derhal durdurulsun, yeni ve şeffaf bir ÇED süreci başlatılsın.2. TÜMAD Madencilik’e ait iş makineleri Kazdağları’ndan çıkarılsın.

3. Tahrip edilen alanın rehabilitasyonu sağlansın.

4. Atikhisar Barajı su havzası yasal güvence altına alınsın.

Kaynağa Git

İlgili Haberler