Ana içeriğe geç

Avrupa sıcaktan da faturalardan da korkuyor: Kilmayı açsak mı açmasak mı?

Termometrenin 35 derecenin üzerine çıktığı bir günde Brüksel’de yürümek ve geniş bir gölge bulmak kolay değil. Kentte park eksikliği yok; hatta yeşil alanlar Brüksel’in en güçlü yanlarından biri. Ancak son sıcak hava dalgası, bu yeşil alanların belki de yeterince stratejik planlanmadığını gösterdi.

Avrupa sıcaktan da faturalardan da korkuyor: Kilmayı açsak mı açmasak mı?
Haber Global
16

Gerçek şu ki Avrupa’nın birçok bölgesi bu kadar aşırı sıcaklara hazır değil. Kıta, bir yandan kavurucu sıcaklarla nasıl başa çıkacağını tartışıyor, diğer yandan çözüm diye sunulan yöntemlerin enerji faturasını daha da şişirmesinden çekiniyor.

Brüksel, sıcak hava dalgalarına karşı alınabilecek önlemleri derlemeye hazırlanıyor. Ancak AB kaynakları, birçok bölgede şehir planlamasının yetersiz kaldığını ve daha iyi soğutma çözümlerine ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor.

Orta Avrupa’da evlerde klima bulunması yaygın değil. Buna karşılık, vantilatör satışları özellikle geceleri patladı. Belçika’nın başkenti Brüksel’in yanı sıra Londra ve Berlin gibi şehirlerde, gece yarısını çoktan geçmiş saatlerde bile termometreler 30 derecenin üzerindeydi. Son günlerde neredeyse eşi benzeri görülmemiş olaylar da yaşandı: Almanya ve Avusturya’da rayların sıcaktan deforme olması, Fransa’da evleri serin tutmak için pencerelere termal kâğıt yapıştırılması ve Orta Avrupa’nın bazı bölgelerinde derslerin askıya alınması bunlardan bazılarıydı.

AB kaynakları, “Klima kesinlikle araçlardan biri ve bazı durumlarda çok gerekli bir araç” değerlendirmesini yaptı. Ancak bütün çözümün klima kurulumuna bağlanmasının da riskleri olduğu uyarısı yapılıyor. Kapalı alanlarda 18 ya da 20 dereceye kadar soğutulan ortamdan dışarıda 35 derecenin üzerindeki havaya çıkmak, sağlık açısından sorun yaratabilecek ani ısı farklarına yol açabilir.

Aşırı hava olayları artık Avrupalıların günlük hayatının parçası haline geldi. Avrupa Komisyonu’nun elindeki verilere göre, 1980 ile 2024 arasında aşırı meteorolojik olayların yol açtığı zarar 822 milyar euroya ulaştı. Bu zararın dörtte biri yalnızca son dört yılda yaşandı.

Brüksel’de hazırlık eksikliği olduğu ve birçok yerde geç kalındığı kabul ediliyor. Özellikle sıcak hava dalgalarına alışkın olmayan bölgelerde sorun daha belirgin. AB kaynaklarına göre bu dalgalar giderek daha sık yaşanacak. Belçika, Almanya, Birleşik Krallık ve hatta Fransa gibi ülkelerde hâlâ atılması gereken birçok adım var. Örneğin binalarda ana malzeme olarak betonun kullanılması ısıyı içeride tutuyor. Bu kış aylarında avantaj sağlasa da kavurucu sıcaklarla mücadelede dezavantaja dönüşüyor.

Fransa ise sıcak dönemlere uyum konusunda bazı adımlar attı. Son günlerin en dikkat çeken görüntülerinden biri, yüksek sıcaklarla başa çıkmak isteyen binlerce kişinin Sen Nehri’nde yüzmesi oldu.

Şehir planlaması problemli

Avrupa Komisyonu’na göre meseleye şehir planlaması açısından bakmak gerekiyor. Çünkü kıtadaki yapı stokunun büyük bölümü eski, enerji verimliliği düşük ve aşırı sıcaklara karşı dayanıklılığı sınırlı. AB kaynakları, binaların Avrupa Birliği’ndeki enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu olduğunu, emisyonların da yaklaşık yüzde 36’sını ürettiğini hatırlatıyor. Isınma hâlâ enerji talebinin ana kalemi olsa da soğutma ihtiyacı her yıl artıyor.

Bu tablo karşısında Brüksel, mevcut binaların yenilenmesini temel araçlardan biri olarak görüyor. Amaç, yapıların enerji verimliliğini artırmak, yüksek sıcaklara uyum kapasitesini güçlendirmek ve daha sağlıklı yaşam alanları oluşturmak. Ayrıca bugün ayakta olan her dört binadan yaklaşık üçünün 2050’de de kullanılmaya devam edeceği hatırlatılıyor. Bu nedenle mevcut yapıların modernize edilmesi, önümüzdeki yılların en büyük başlıklarından biri olarak görülüyor.

Avrupa kurumları, kırılgan gruplara özel dikkat gösterilmesi gerektiğini de vurguluyor. İklim değişikliği, yangın ve sel gibi aşırı olayların sıklığını ve şiddetini artırarak Avrupa’daki engelliler için riskleri büyütüyor. Ancak AB kaynakları, bu grubun karşı karşıya kaldığı ağır etkinin engelliliğin kendisinden değil, acil durum yönetim sistemlerindeki yapısal engellerden kaynaklandığını belirtiyor.

2015 ile 2022 arasında altı Avrupa ülkesindeki kurumlarda en az 48 engelli kişi yangın ve seller nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümler, uyarlanmış tahliye planlarının bulunmaması, personel desteğine aşırı bağımlılık ve özel protokollerin eksikliğiyle ilişkilendiriliyor. Erken uyarı sistemlerinin hâlâ ağırlıklı olarak sesli sinyallere ya da standart kısa mesajlara dayanması da sağır bireyleri, zihinsel engellileri ve özel iletişim ihtiyacı olan kişileri dışarıda bırakıyor.

Buna karşılık Avrupa Komisyonu, klima sistemlerinin yaygınlaştırılması, şehir planlaması ve kentlerin tasarımı gibi alanlarda asıl yetkinin üye devletlerde, bölgesel yönetimlerde ve belediyelerde olduğunu hatırlatıyor. Bu görev paylaşımında Avrupa Birliği’nin rolü, binalar ve ürünler için standartlar belirlemek ve enerji renovasyonunu teşvik edecek finansman araçlarını desteklemekle sınırlı kalıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler