Ana içeriğe geç

Savaş Yücel Yazdı: 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yılında Türkiye'nin Atlantik sisteminden kopuşunun ve Gladyo'yu ezmesinin 10 tarihi sonucu

15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında, Türkiye'nin Atlantik zincirlerini kırarak FETÖ Gladyosu'nu ezmesinin tarihi sonuçları netleşti. Yazar Savaş Yücel, İncirlik Üssü'nden yargıya, terörle mücadeleden Avrasya seçeneğine kadar Türkiye'nin tam bağımsızlık yolundaki 10 büyük kazanımını analiz etti.

Savaş Yücel Yazdı: 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yılında Türkiye'nin Atlantik sisteminden kopuşunun ve Gladyo'yu ezmesinin 10 tarihi sonucu
Aydınlık
16

15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılını geride bırakıyoruz. Tarihin akışını değiştiren olayların önemi, aslında yaşandığı sırada değil, sonrasında daha anlaşılır hâle geliyor. Bu darbe girişiminin bastırılmasının sonuçları da geçen 10 yıllık süreçte meydana gelen gelişmeler sayesinde daha da netleşti.

15-16 Temmuz gecesi İsrail destekli NATO (ABD) ile Türkiye arasında gerçekleşen savaş, Türkiye'nin Atlantik sisteminden kopuş sürecinin ve Gladyo'ya (FETÖ'ye) vurulan öldürücü darbenin başlangıç günüydü. O günden sonraki her yılda Türkiye'nin aydınlık geleceği için dolaylı ve dolaysız yeni sonuçlar elde edildi.

NATO'NUN GERÇEK YÜZÜ ORTAYA ÇIKTI

1. NATO'nun gerçek yüzü tartışmasız biçimde ortaya çıktı, Türk milleti sinsi düşmanını tanıdı. NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet askerî varlığını dengelemek ve Avrupa'yı korumak gerekçesiyle ABD liderliğinde kurulmuş sözde bir savunma paktıydı. Fakat gerçekte bir savunma örgütü olmanın ötesinde, Soğuk Savaş sırasında "komünizm tehlikesi" bahanesiyle üye ülkeleri ABD'nin denetimi altında tutma mekanizması olarak kurgulanmıştı. Bu denetim, sadece resmî askerî yapılarla değil, aynı zamanda "Stay Behind" olarak adlandırılan gizli yapılarla yürütüldü. Yani bir başka ifadeyle NATO, üye ülkelerde yasa dışı olarak ABD'nin paralel devlet yapılanmasını tesis etmişti. Öncesinde Süper NATO/Kontrgerilla olarak adlandırılan bu yapılanmanın Türkiye'deki son ismi FETÖ oldu. Darbecilerin bildirilerinde NATO'ya bağlılıklarını ilan etmeleri, İncirlik Üssü'nün darbe gecesi oynadığı meşum rol, darbeye katılan asker, polis ve yargı mensuplarının tamamının FETÖ üyesi olması, arkalarındaki gücün NATO olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

PARALEL DEVLET YAPILANMASINA VURULAN EN BÜYÜK DARBE

2. İlk kez bir NATO ülkesinde paralel devlet/Gladyo yapılanması ezildi. 1960 yılında Fransa'nın Başbakanı De Gaulle, NATO için "ABD'nin Truva Atı" benzetmesini yaparak NATO'nun askerî kanadından çekilmiş ve 100 bin Amerikan askeri sınır dışı edilmişti. Ancak ülke içindeki Süper NATO yuvalanması temizlenememişti. İtalya da Gladio adı verilen NATO destekli yer altı örgütlenmesi ile mücadele etmiş, 1990 yılında Başbakan Giulio Andreotti parlamento kürsüsünde yıllardır inkâr edilen bu yapıyı resmen kabul etmiş ve 622 gizli üyenin adını açıklamıştı. Başlatılan Temiz Eller Operasyonları ile siyasiler, askerî yetkililer, gizli servis ajanları (özellikle SID/SISMI) ve P-2 Locası gibi oluşumlar tasfiye edilmişti. Fakat hiçbiri Türkiye'nin Fetullahçı Terör Örgütü'ne vurduğu darbe kadar etkili olmadı. Ordudan 24 bin subay, emniyet teşkilatından 30 bin polis, yargıdan 14 bin hâkim ve savcı, kamudan ise toplam 114 bin kişi temizlendi. Ülke demokrasisinin sağlıklı işlemesine engel olan "vesayet rejimi", yani NATO'nun örgütlediği FETÖ Gladyosu'nun örümcek ağı paramparça edildi.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE MİLLÎ KADROLAR HÂKİMİYET KURDU

3. TSK'daki millî ve cumhuriyetçi askerler üzerindeki baskı ve kumpasların sonu geldi, bu kadrolar silahlı kuvvetlerde tam hâkimiyet sağladı. 2007 yılında başlayan ve TSK içindeki millici unsurları hedef alan Ergenekon, Balyoz gibi isimlerle adlandırılan FETÖ kumpasları, 2014 yılından itibaren boşa çıkarılmaya başlanmıştı. 15-16 Temmuz gecesi ise ordu içindeki FETÖ'cü kadrolar ile millî ve cumhuriyetçi askerlerin nihai hesaplaşmasına sahne oldu. Milletin desteğini arkasına alan millî güçler, gayrimillî unsurları alt etti ve Silahlı Kuvvetler tam anlamıyla NATO vesayetinden kurtuldu. Savunma sanayisinde NATO/ABD bağımlılığı büyük ölçüde azaltıldı, yerli ve millî silahlar geliştirilerek devrim niteliğinde ilerlemeler kaydedildi.

YARGIDA FETÖ ETKİSİ SONA ERDİ

4. Yargı bağımsızlaştı. CIA'nın kontrolündeki FETÖ'cü yargı mensuplarının iddianameleri hazırladığı dönem sona erdi. Yargı içindeki FETÖ'cü hâkim ve savcılar eliyle vatanseverlere kurulan kumpas davaları çökertildi. Bu kumpasları gerçekleştirenler hapse atıldı. Cumhuriyet savcıları, 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ'nün diğer istihbarat örgütleri ve dış güçlerle bağına ilişkin önemli deliller topladı. Bu belge ve deliller, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin açılan davaların iddianamelerinde yer aldı. NATO karargâhlarında görev yapan 462 subayın 237'si hakkında FETÖ'den adlî ve idarî işlem yapıldı. Gladyo'nun gerçekleştirdiği suikastlar ve faili meçhul davalar yeniden ele alınmaya başlandı.

PKK EN ÖNEMLİ MÜTTEFİKİNİ KAYBETTİ

5. PKK, en önemli müttefiki FETÖ'yü kaybetti. ABD'nin bölge ülkelerini bölmeye yönelik yürüttüğü Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çöktü, terörsüz ve bütünleşen Türkiye sürecini başlatmanın koşulları oluştu. 2015 yılında güvenlik güçlerimizin yürüttüğü ve 700'den fazla şehit verilen hendek operasyonları ile başlayan PKK/YPG terörüyle amansız mücadele, 15 Temmuz'dan sonra sınır ötesinde gerçekleştirilen 2016 Fırat Kalkanı, 2018 Zeytin Dalı ve 2019 Barış Pınarı harekâtlarıyla devam etti. Ülke içinde NATO destekli FETÖ'nün ezilmesiyle en önemli müttefikini kaybeden PKK, bu sınır ötesi operasyonlarla BOP koridorunu da kaybedince, kurucu liderinin de ifade ettiği gibi "ömrünü benzerleri gibi tamamladı ve feshi gerekli" hâle geldi. Kolu kanadı kırılan örgüt, 2024 yılından itibaren başlayan terörsüz ve bütünleşen Türkiye süreci ile ABD'nin verdiği silahları bıraktı.

ÜRETİM EKONOMİSİ ARAYIŞI GÜNDEME GELDİ

6. Ekonomik düzlemde üretim ekonomisi modeli cılız da olsa boy gösterdi. 24 Ocak 1980'de başlayan sıcak paraya ve borçlanmaya dayalı neoliberal modelin tam karşısında yer alan üretim ekonomisi modeli, Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığına geçtiği 2018 yılından itibaren iktidar katında bir atak yaptı. "Türkiye dünyada en devrimci ülkelerden birisi. Bir kere bu adaletsiz, haksız sisteme başkaldırıyor." ifadelerini kullanan Albayrak, "devrim" vurgusu yapmıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da 2021 yılında ekonomide Çin modelini gündeme getirmişti. Bütün bunlar FETÖ'yle mücadelenin Atlantik sisteminden kopmaya doğru genişlediğini gösteriyordu. Fakat sonrasında yaşanan birtakım gelişmeler, bu modeli şimdilik başka bahara ve programın gerçek sahipleri olan üretici kesimlerin iktidarını beklemeye bıraktı.

AVRASYA SEÇENEĞİ GÜÇ KAZANDI

7. Avrasya seçeneğinin önü açıldı. CIA tarafından üretilip FETÖ Gladyosu tarafından propaganda edilen, Çin'in özerk bölgesindeki Uygurları katlettiği yalanlarının sonu geldi. Darbe girişiminin bastırılmasında önemli rol oynayan Rusya tamamen dost ülke konumuna geçti, S-400'lerin satın alınmasıyla da stratejik bir ortaklık adımı atılmış oldu. Nükleer santral anlaşmalarıyla Türkiye, nükleer teknolojiye sahip olma imkânına kavuştu. ABD'nin İran'a uyguladığı ambargo, Türkiye'nin menfaatlerine uygun olmadığı için çeşitli şekillerde delindi. İlk kez iktidar ortağı bir parti tarafından Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) ittifakı dillendirildi. "NATO'yla doğmadık, NATO'suz da ölmeyiz." denilerek Türkiye'nin Atlantik bloğuna mahkûm olmadığı ifade edildi.

KÜLTÜREL CEPHEDE YENİ DÖNEM

8. Feminizm, eşcinsellik, çevre hakları, etnik milliyetçilik gibi demokrasi adı altında Batı'dan estirilen neoliberal rüzgârlara set çekildi. Millî devletlere karşı emperyalizmin kültürel saldırısı olan LGBTİ ideolojisine karşı bilinçlenme yaratıldı. Uyuşturucu ile mücadelede çok önemli adımlar atıldı. Batı'nın bireyci, özel çıkarcı, yabancılaşmış ve yozlaşmış kültürüne karşı Asya'nın aileyi koruyan, paylaşmacı, toplumcu özelliklerini öne çıkarma çabaları başladı.

TÜRKİYE İTTİFAKI SİYASETİ ÖNE ÇIKTI

9. Türk siyasetinde Türkiye İttifakı dönemi başladı. Millici, bağımsızlıkçı, antiemperyal siyasetler sistem partilerinde kendine alan açabildi. 15 Temmuz öncesinde sadece Atlantik sisteminin dışında yer alan Vatan Partisi'nin programında bulunan NATO karşıtı, antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı siyasetler, sistem partilerinde baskın hâle gelemese de önemli mevkilerden dile getirilmeye başlandı. 19 Mayıs 2019'da Kurtuluş Savaşı'nın meşalesinin yakıldığı Samsun'da, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önderliğinde bir araya gelen Türkiye İttifakı, siyasette ilk kez fiilen sahnelendi. "Türkiye gemisinde" olan partiler yan yana gelerek topluma önemli bir mesaj vermiş oldular. Fakat sonrasında CHP yönetiminin tamamen Atlantikçi bir çizgiye kayması, AK Parti'nin "denge siyaseti" ve Vatan Partisi'nin ittifaka alınmaması bu birlikteliğe sekte vurdu.

ATATÜRK VE CUMHURİYETİN DEĞERİ YENİDEN ANLAŞILDI

10. Atatürk'ün önemi ve Cumhuriyet'in fazileti anlaşıldı. 15 Temmuz sonrasında bütün siyasi güçler Atatürk'ten kuvvet aldılar. Çünkü Atatürk'e ve Cumhuriyet'e tavır almanın ABD/FETÖ tuzaklarına düşmek olduğunu anlamışlardı. Tarikat ve cemaat yapılarında şeyhe/şıha/lidere mutlak itaatin, buralardaki insanları dış güçlerin elinde birer oyuncağa çevirebildiği yaşayarak öğrenildi. Cumhuriyet vatandaşı olma bilincinin ne kadar önemli olduğu, Atatürk devrimlerinin millî birliğimizi korumanın temel taşları olduğu, laikliğin Batı'dan gelen yabancı bir dayatma değil, çağdaş toplumun gereği olduğu yeniden fark edildi. Atatürk'e saldırının kaynağında FETÖ'nün olduğu ve arkadaki İsrail/ABD'nin maddi destekleriyle yürütüldüğü ortaya çıktı.

MÜCADELE BİTTİ SANMAK BÜYÜK YANILGI OLUR

Özetle, 15 Temmuz darbe girişimi ile ABD/NATO'nun ülkemizin içine yerleştirdiği yer altı örgütlenmesini, siyasi iktidarı kontrol etmek ve gerektiğinde değiştirmek için kullandığı gerçeğini bütün çıplaklığıyla görmüş olduk ve bu örgütlenmeyi, "paralel devlet yapılanmasını" darmadağın ettik. Fakat sürecin burada tamamlandığını sanmak büyük bir gaflete yol açar. Çünkü ABD'nin darbelerle, terör eylemleriyle, faili meçhullerle, ideolojik ve kültürel hegemonyasıyla "içeriden" kontrol edemediği ülkeler için düşündüğü son bir yöntem daha vardır: Dış tehdit ve açık saldırı.

Bu durumu daha yakın zamanda Venezuela'da gerçekleştirilen haydutlukla ve şimdi de İran'a yapılan ABD/İsrail saldırılarında görüyoruz. ABD için artık Türkiye hizadan çıkmış, içeriden kontrol edilmeyen; ancak dış tehdit yöntemi ve NATO ülkesi olmasının yarattığı fırsatlar kullanılarak yola getirilmesi gereken bir ülkedir. Bu açıdan ABD için Türkiye'nin savunmasının zayıflatılması birincil önemdedir ve bu sebeple S-400 hava savunma sistemimizin berhava edilmesi gerekmektedir. Çünkü son İran-ABD/İsrail savaşı, hava savunma sistemlerinin ve uzun menzilli füzelerin modern savaşlarda tayin edici rolü olduğunu ortaya koymuştur.

ABD, Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail üzerinden Türkiye'yi kuşatmıştır. Bu kuşatmaya karşı ülkemizin elindeki en büyük koz olan S-400'lerin devre dışı bırakılması, Türkiye'nin gardını düşürecektir. NATO'da Türkiye için düzülen övgüler vardır, ağzına sürülen bir parmak bal vardır, merkez ülke olma hayalleri vardır; ama S-400'leri ikame edecek bir çözüm yoktur. NATO, 15 Temmuzları başaramamıştır ama şimdi başka kumpaslar peşindedir.

ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, "Amerika'nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür." diyordu. Tehlike Türk'ün göbek adıdır, ABD tehlikesi bizi korkutamaz. Aklı başında hiç kimse de ABD'nin sahte dostluğuna aldanıp göz göre göre kendi ölümünü hazırlamaz.

ŞEHİTLERİN EMANETİNE SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI

Yukarıda saydığımız sonuçlara ulaşmamızı sağlayan 15 Temmuz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Türkiye, onların ve Mehmetçiğin kanlarıyla mukaddesleşen millî demokratik devrim yoluna devam etmektedir. Yaşanan bunca şeye rağmen "denge siyaseti" adı altında hâlâ NATO'culuğa prim veren faaliyetler düzenleyenler, Batı'dan hâlâ "medet" umanlar, şehitlerimizin kemiklerini sızlatabilirler; ama bunun ötesinde Türkiye'nin Avrasya'daki onurlu yerini almasına engel olamayacaklardır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler