Ana içeriğe geç

Fransa-Senegal maçı New Jersey’de oynadı, Beyoğlu’nda yaşandı

Beyoğlu’ndaki bir Senegal restoranında toplanan taraftarlar, Dünya Kupası’nda Fransa karşısında yalnızca bir maçı değil, 2002’nin unutulmaz zaferinin hatırasını da yaşattı. Göç, aidiyet ve futbolun iç içe geçtiği gece, skor tabelasının ötesinde bir hikâyeye dönüştü

Fransa-Senegal maçı New Jersey’de oynadı, Beyoğlu’nda yaşandı
Gazete Oksijen
16

Beyoğlu’nun arka sokaklarından birinde, küçük bir restoranın iki televizyonu da aynı görüntüye kilitlenmişti. Cezayir Sokağı’nın bittiği noktada bulunan Kara Lounge’da salı akşamı mesele yemek değil, bir futbol müsabakasıydı. Atlantik’in öte yakasında, New Jersey’de, Senegal ve Fransa Dünya Kupası’ndaki ilk maçlarına çıkıyordu.

Masalarda oturanlar, memleketlerinden binlerce kilometre mesafe uzakta, eski sömürgecisine karşı oynayan milli takımlarını desteklemek için oradaydı. Kurucusu Khodia Mbaye, Fransa vatandaşı Senegalli bir girişimci. Kara Lounge Restaurant’ı bundan altı yıl önce açmış.

Cezayir Sokağı’ndaki Senegal

“Bu işletmeyi açmak benim adıma büyük bir meydan okumaydı” diyor 2012 yılından beri İstanbul’da yaşayan Mbaye. Asıl işi, Afrika kıtası ve Türkiye arasındaki ekonomik girişimler ile iş insanlarına danışmanlık hizmeti sunmak. Bu alanda faaliyet gösteren bir danışmanlık şirketi de var. Mekanın isminin hikayesini ise şöyle açıklıyor:

“Kara ismini, hem siyah demek olduğundan, hem de mekanın Karaköy’e yakınlığından dolayı seçtim. Afrika genel olarak yoksulluk ve çaresizlik diyarı olarak damgalanıyor. Oysa kıtanın çok zengin bir kültürü, tarihi ve çeşitliliği var. Kara Lounge bu yanlış algıyı gıda üzerinden kırmaya çalışıyor.”

Türkiye’de çok küçük bir Senegalli topluluğu olduğunu söyleyen Mbaye, farklı Afrika ülkelerinden kişilerle birlikte Türk, Avrupalı ve Amerikalı misafirlerin de Afrika mutfağını keşfetmeye geldiğini belirtiyor. Senegal’e has özel günler ve bayramlar burada kutlandığı gibi, maçlar da burada seyrediliyor. “Amacımız yalnızca yemek sunmak değil” diyor. “Kültürel paylaşımı ve dayanışmayı güçlendiren bir buluşma noktası kurmak.” Salı akşamı olan da buydu, Cezayir Sokağı’ndaki mekan, küçük bir Senegal’e dönüşmüştü.

2002 ruhu

Bu maç sıradan bir grup maçı değildi, nedeni ise bir tarihte saklıydı: 2002 Dünya Kupası. Aynı takımlar o turnuvanın açılış maçını oynamış, Senegal eriştiği beklenmedik galibiyetle dünyayı sarsmıştı. 31 Mayıs 2002’de, Seoul’de, Dünya Kupası’na ilk kez katılan Senegal, son şampiyon Fransa’yı 1-0’la devirmişti. Papa Bouba Diop’un ağlara gönderdiği top, bir golden fazlasıydı. Kadronun hemen hemen tamamı Fransa’da top koşturuyordu. Çoğu Fransa’da büyümüştü. Eski koloni, sömürgecisini orada yetişen insanlarla yenmişti.

Türkiye, Senegal gibi

O golü restoranda maçı izleyenlerden Mor Mboup yirmi dört yıl sonra bile hala sahne sahne hatırlıyor. Mboup 36 yaşında, Senegal’de doğup büyümüş, profesyonel düzeyde futbol oynarken evlenip ABD’ye yerleşmiş. Şimdi orada antrenörlük yapıyor.

Maçın olduğu günün sabahı saat 6’da eşiyle İstanbul’a inmiş. Çıktıkları Fas-Türkiye-Avrupa turunun Türkiye ayağında ilk geceyi Senegal maçını izleyerek geçiriyor. “Senegal’i desteklemeye geldik. Kesin kazanacağız” diyor maçtan önce, hatta skor bile veriyor: “2-1 galip geleceğiz.” Mboup’un aklında hala 2002, bir filmin makaraları misali dönüyor.

“11 yaşındaydım. Emmanuel Petit topa dokundu. Kalede Barthez vardı. Papa Bouba Diop araya girip bitirici vuruşu yaptı. O gün milyonlarca Senegallinin hiçbir zaman unutamayacağı bir gün. Hayatımın en mutlu günlerinden biriydi.”

Mboup için Senegal şu an çok daha güçlü bir ekip. “O takımda yalnızca Ligue 1 oyuncuları vardı. Şimdi her ligde oynayan yıldızlarımız var.” Türkiye’yi geçirdiği birkaç saatte tuhaf biçimde tanıdık bulmuş:

“Sokaklar insanlarla dolu. Bir arada oturuyorlar. Çay, kahve içiyorlar. Herkes aile gibi. Bana uzakta olduğum Senegal’i hatırlatıyor. İki ülkenin ruhunda da bir temizlik, bir saflık var.”

Futbolculuktan tekstile

Yan masada ise Muhammed Kenzi, Türk eşi Eda ile oturuyor. “İki yıldır beraberiz, bir yıldır da evliyiz” diyor Eda.

”Beyoğlu’nda bir kulüpte tanıştık. Hayatım boyunca hiç böyle bir şeyin başıma geleceğini düşünmemiştim. Önceden hep ilk görüşte aşk mı olur derdim. Ama oldu.”

32 yaşındaki Kenzi’nin hikayesini ise kendisinden dinliyoruz:

“Senegal’de futbol oynuyordum. Genç milli takım kademelerinde yer aldım. 20 yaşındayken menajerimin temaslarıyla Adana Demirspor beni altyapısına transfer etti. Bir süre oynadıktan sonra dizimden ağır bir sakatlık geçirdim. Bu sakatlık yüzünden futbolu bırakmak zorunda kaldım. Futbolu çok seviyorum ama maalesef o korku bende kaldı. Arkadaşlarım halı sahaya çağırdığında bile çekinerek gidiyorum.”

Kenzi bir süre boyunca Senegal’deki ailesinin desteğiyle geçiniyor, sonrası ise şöyle:

“Üç yıl önce halı sahada biriyle tanıştım. Ne iş yaptığımı sordu. Çalışmadığımı söyledim. ‘Gel bizim fabrikada çalış’ dedi. O günden beri bir tekstil fabrikasında kalite kontrol biriminde çalışıyorum.”
Durgun ve temkinli giden maçın ilk yarısına ihtiyatlı olmak lazım düşüncesiyle bakıyor:

“Senegal’in tarzı bu değil ama böyle oynamak normal. Ben Senegal’le karşılaşmadığı sürece Fransa’yı da destekliyorum. Büyük bir takım. 2002’de küçüktüm ama benim için unutulmazdı. Umarım yine aynı hisleri yaşarız.”

Yaklaşık bir saat boyunca dingin giden oyun bir anda açıldı ve restorandaki umutlu havayı hınca çevirdi.


66’ncı dakikada Kylian Mbappé tek dokunuşla golü attı. 82’de yedekten giren Bradley Barcola farkı ikiye çıkardı. Uzatmalarda, herkesin pes ettiği noktada 18 yaşındaki Ibrahim Mbaye, turnuvanın en genç Afrikalı golcüsü olarak tarihe geçtiğinde artık taraftarlar galibiyeti umursamıyor, golün verdiği mutluluğa kapılıyordu. 2002’nin hayaleti bir anlığına oradaydı. Ama olmadı. 90+6’da Mbappé metrelerce uzaktan çektiği şutla maçın skorunu belirledi. Golü atan da aslında Kamerunlu bir baba ile Cezayir kökenli bir annenin oğluydu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler