Ana içeriğe geç

Müzik dünyası ikiye bölündü: Nedir bu Yondr... 20 bin kişilik deney... Türkiye'deki Placebo krizi... Hatıra mı, Carpe diem* mi

Konserlerde telefon meselesi büyüyor. Sanatçılar ekrana değil sahneye bakılsın istiyor; seyirci ise o geceden kendine birkaç saniyelik bir hatıra kalmasını savunuyor.

Müzik dünyası ikiye bölündü: Nedir bu Yondr... 20 bin kişilik deney... Türkiye'deki Placebo krizi... Hatıra mı, Carpe diem* mi
Odatv
16

Daft Punk’ın yarısı, kurucu üyelerinden Thomas Bangalter, İsviçre’de Art Basel kapsamında verdiği sürpriz setiyle hayranlarla hasret giderdi. Sahneyi Keinemusik’ten Rampa ile paylaştığı bu performansın “telefonsuz” gerçekleşmesi, konser kültürü tartışmalarını tekrardan alevlendirdi.

Bazı anları ölümsüzleştirmeye çalışırken anın kendisini yaşamayı unuttuğumuz; gözlerimizi sahnede değil ekranda tuttuğumuz bu sosyal medya çağında, sahneyle kurduğumuz bağ da giderek zayıflıyor. Latince “anı yaşa” anlamına gelen “carpe diem”, konser salonlarında artık hatırlatılması gereken bir cümleye dönüştü. Deneyimi saklama isteği, sahneyle seyircinin arasına sinsice sızıyor.

Seyirci ve sahne arasındaki organik bağı korumak isteyen sanatçılar ise çözümü şovlar esnasında telefon kullanımını kısıtlamakta buldu. Bu isteğin en somut aracı ise Yondr adı verilen kilitli telefon kılıfları.

NEDİR BU YONDR?

Yondr sadece konserlerde değil; okullarda, komedi gösterilerinde, gizlilik endişesi duyulan etkinliklerde, özel dinletilerde de kullanılıyor. Bu sistemde telefon seyirciden tamamen alınmıyor. Cihaz, kilitli bir kılıfa yerleştiriliyor ve etkinlik boyunca seyircinin yanında kalıyor.

Acil bir arama yapmak ya da mesaj kontrol etmek isteyenler, belirlenen telefon kullanım alanlarına giderek kılıfı açtırabiliyor. Etkinlik bitiminde çıkış noktasında kılıflar görevliler tarafından açılıyor, izleyici telefonunu alıp alandan ayrılıyor. Yani burada amaç klasik bir telefon toplama yönteminden ziyade seyirciyi telefonu eline alma “refleks”inden uzaklaştırmak.

Müzik dünyası ikiye bölündü: Nedir bu Yondr... 20 bin kişilik deney... Türkiye'deki Placebo krizi... Hatıra mı, Carpe diem* mi - Resim : 1

TELEFONSUZLUK FESTİVALLERE DE TAŞINIYOR

Telefonsuz etkinlik fikri artık yalnızca sanatçıların bireysel tercihi olarak kalmıyor. 7-30 Ağustos arasında düzenlenecek 2026 Edinburgh festivali yönetimi de Queen’s Hall serisindeki tüm performanslarda “lights down, phones off” yani “ışıklar sönsün, telefonlar kapansın” politikası uygulayacağını duyurdu. Festival yönetimi, konserlerde telefonların performansı böldüğünü, bunun hem salondaki seyirciyi hem de radyo yayını için kaydedilen konserleri etkilediğini açıkladı.

PHOEBE BRIDGERS’TAN 20 BİN KİŞİLİK DENEY

Telefonsuz konser tartışmasının en güncel örneklerinden biri de Phoebe Bridgers’ın Madison Square Garden’da verdiği sürpriz konser oldu. Elde edilen gelirin göçmen gözaltı merkezlerinde (ICE) tutulan insanlara bağışlandığı konserin biletleri çekilişle dağıtıldı.

Bridgers, o telefonsuz gecede henüz yayımlanmayan şarkılarını da seslendirdi. Böylelikle seyirci, sanatçının yeni repertuvarına araya ekranlar girmeden tanıklık etmiş oldu.

Konser sonrası duyurulan The Lost Tour isimli dünya turnesi ise tamamen telefonsuz ilk turnelerden biri olmaya hazırlanıyor.

BOB DYLAN, JACK WHITE, GHOST….

Telefonsuz konser fikri yeni değil. Yondr 2014’te kuruldu, müzik dünyasında ise Bob Dylan, Alicia Keys, Ghost gibi isimlerle daha da görünür hale geldi. Jack White da bu uygulamanın en bilinen savunucularından. White’a göre seyirci gerçekten “orada” değilse, sahnedeki enerji de eksik kalıyor.

Ghost da son turnesinde Yondr sistemini kullanan gruplar arasında. Grubun solisti Tobias Forge’un “hayat değiştirici” diye tanımladığı bu deneyim, telefonsuz konser gündemininin etkisine dair en sağlam örneklerden.

Yondr kullanmadan tepkisini gösteren sanatçılar da var. Adele, 2016’da Verona’daki konserinde kendisini video kamerayla kaydeden bir izleyiciye sahneden çıkışmıştı. “Gerçek hayattayım, kameradan değil gerçek hayatta keyfini çıkar” diyerek kaydı bırakmasını istemesi, bu tartışmanın en çok hatırlanan anlarından biri oldu.

YASAK KOYMAK ÇÖZÜM MÜ?

Telefonsuz konser fikrine herkes aynı yerden bakmıyor tabii ki. Bazı sanatçılar, telefon yasağının sorunu çözmek yerine başka gerilimler yarattığını düşünüyor.

Blur ve Gorillaz’ın solisti Damon Albarn, Bob Dylan’ın telefon yasağını eleştiren isimlerden biri. Albarn’a göre mesele yasak koymak değil, seyirciyle yeterince güçlü bir bağ kurmak. “Bir şeyleri yasaklamaya başlarsanız bunun sonu nerede biter” sorusu, bu tartışmadaki en temel itirazlardan biri.

Mötley Crüe gitaristi John 5 de telefon yasağına sıcak bakmayan isimler arasında. Ona göre bazı izleyicilerin kısa bir video çekmek istemesi doğal ve bu her zaman konser deneyimini bozmak zorunda değil.

Seyirci cephesinde de benzer bir itiraz var. Bilet fiyatlarının bu denli yüksek olduğu bir dönemde bazı izleyiciler, konserden kısa bir kayıt almanın hakları olduğunu düşünüyor. Birkaç saniyelik video onlar için konseri bozmak değil, ileride dönüp bakabilecekleri bir hatıra yaratmak anlamına geliyor.

MÜZİK ENDÜSTRİSİNDEKİ PARADOKS

İşin endüstri tarafı daha da çelişkili. Müzik sektörü uzun süredir sosyal medya görünürlüğüyle çalışıyor.

TikTok’ta yayılan bir konser anı, fan hesaplarının paylaştığı kısa videolar ya da viral olan bir nakarat, sanatçılar için ücretsiz reklam etkisi yaratabiliyor. Birçok yıldız için konser görüntülerinin sosyal medyada dolaşımda olması aynı zamanda bir tür pazarlama taktiği. İşin paradoksal kısmı da tam burada: Sanatçılar sosyal medyaya ihtiyaç duyuyor ama sosyal medyanın sahnenin önüne geçmesinden de rahatsız.

PLACEBO’NUN İSTANBUL KONSERİ

Türkiye’de büyük konser ve festivallerde profesyonel kamera, ses kayıt cihazı ya da flaşlı çekim yasakları sık görülüyor ama Yondr tipi kilitli telefon kılıfı uygulamları henüz yaygınlaşmış değil. Ancak telefonla konser kaydı tartışmasının hafızalarımızda güçlü bir örneği var: Placebo’nun 2022 İstanbul konseri.

Konser başlamadan önce ekrana yansıtılan mesajda seyircilere gruptan açık bir rica vardı: Video çekmeyin, anı yaşayın.

Ancak birkaç şarkı sonrası solist Brian Molko’nun seyircilere söylediği “Bencilsiniz. Beni kızdırıyorsunuz. Ben ne kadar kızarsam konseri de o kadar az umursarım. Telefonlarınızı indirin” cümleleri tartışma konusu olmuştu.

Müzik dünyası ikiye bölündü: Nedir bu Yondr... 20 bin kişilik deney... Türkiye'deki Placebo krizi... Hatıra mı, Carpe diem* mi - Resim : 2

YASAKLAR OLMADAN DA DENGEYİ BULMAK MÜMKÜN MÜ?

Telefonsuz konser fikri kulağa ilk başta sert geliyor. Çünkü telefon artık cebimizde duran küçük bir kamera değil; biletimiz, cüzdanımız, yol haritamız, güvenlik hattımız, bazen de yalnız gitmediğimizin kanıtı.

Ama sahnenin önünde yükselen ekran duvarını da görmezden gelemeyiz. Bir konserin en yoğun anında, şarkının patladığı, şovun en yükseldiği yerde, o küçük boşlukta gözümüz sahnede değil de ekrandaysa, orada kaybolan bir şeyler oluyor.

Sanatçıların itirazı biraz buradan geliyor. Kimse seyircinin anı saklama isteğine yabancı değil. Hepimiz bir konserden elimizde küçük bir parça kalsın istiyoruz. Ama bazen o parçayı saklamaya çalışırken deneyimden soyutlanıyoruz.

Bu yüzden telefonsuz konser konsepti bütünüyle haksız değil, hatta gerekli olduğu durumlar da mevcut. Yine de bunun kolay bir reçete olduğunu söylemek zor.

Belki de mesele telefonu düşman ilan etmek değil. Asıl mesele, onun hangi anda sahnenin önüne geçtiğini fark etmek. Çünkü canlı müziği özel yapan şey, kaydedilebilir ve sonradan izlenebilir olması değil; bir daha aynı şekilde yaşanamayacak olması.

Zeynep Sevinç Görgülüer

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler