Sony Interactive Entertainment’ın PlayStation platformu için fiziksel disk üretimini tamamen durdurma kararı alması oyun dünyasında büyük bir deprem etkisi yaratırken, bu radikal hamlenin arkasındaki asıl nedenler finansal verilerle gün yüzüne çıkıyor. Bloomberg’in kıdemli araştırma gazetecisi Jason Schreier’ın yaptığı son analizler, Sony’nin dijital mağaza satışlarından, fiziksel perakende satışlarına kıyasla iki kata kadar daha fazla gelir elde ettiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor. Oyuncu topluluklarından yükselen devasa tepkilere ve boykot çağrılarına rağmen şirket, dijital satışların getirdiği muazzam kazanç sebebiyle geri adım atmayı kesinlikle düşünmüyor. Tamamen PlayStation Store odaklı bu yeni strateji, şirketin kasasına giren net kazancı doğrudan yukarı çekiyor.
Oyun sektöründe uzun yıllardır devam eden fiziksel ve dijital rekabeti, Sony’nin aldığı bu sert kararla tamamen dijitalin lehine sonuçlanıyor. Kantan Games CEO’su Dr. Serkan Toto’nun finansal analiz raporlarına dayandırılan verilere göre, 70 dolar fiyat etiketine sahip birinci parti bir PlayStation oyunu kutulu olarak satıldığında, işin içine perakende mağaza karları, lojistik, paketleme ve disk üretim maliyetleri giriyor. Tüm bu masraflar düşüldüğünde Sony’nin eline net olarak yaklaşık 45.50 dolar kalıyor. Ancak aynı oyun PlayStation Store üzerinden dijital olarak satıldığında durum tamamen değişiyor. Mağazanın mülkiyeti doğrudan Sony’ye ait olduğu için aracı kurumların hiçbirine pay verilmiyor ve 70 dolarlık gelirin tamamı doğrudan şirketin kasasına kalıyor. Bu da satılan tek bir dijital kopya başına kabaca %54 oranında daha fazla kar elde edildiği anlamına geliyor.
Sony’nin asıl büyük finansal patlamayı yaşadığı nokta ise EA, Ubisoft veya Activision gibi üçüncü parti stüdyoların geliştirdiği oyunlarda saklı. Fiziksel bir üçüncü parti oyun diski satıldığında, Sony platform sahibi olarak sadece 10.50 dolar civarında sabit bir lisanslama ücreti alabiliyor. Dijital dünyada ise kurallar baştan yazılıyor. Bir oyuncu PlayStation Store’dan üçüncü parti bir oyun satın aldığında, Sony standart olarak %30 oranında platform komisyonu kesiyor. Bu da 70 dolarlık bir oyundan Sony’nin doğrudan 21 dolar kazanması demek. Yani şirket, başkalarının ürettiği oyunların dijital satışından, fiziksel disk satışına kıyasla tam iki kat daha fazla gelir elde ediyor. Finansal tablolar bu kadar cazipken, Sony’nin fiziksel medyayı korumak için çaba sarf etmesini beklemek ekonomik gerçeklerle uyuşmuyor.
Ekonomik veriler Sony yöneticilerinin yüzünü güldürse de, madalyonun diğer yüzünde geleneksel oyun alışkanlıklarını kaybetmek üzere olan milyonlarca tüketici yer alıyor. Fiziksel disklerin kalkmasıyla birlikte oyuncuların bitirdikleri oyunları satabildiği, takas edebildiği veya arkadaşlarıyla paylaşabildiği ikinci el pazarı tamamen yok oluyor; satın alınan bir oyun sonsuza dek tek bir hesaba kilitleniyor. Bunun yanı sıra dijital lisanslar, sunucular kapandığında veya hak sahipliği anlaşmaları bittiğinde tamamen yok olma riski taşıdığı için kütüphane ve arşivleme süreci tehlikeye giriyor. En önemlisi de perakende mağazalar arasındaki rekabet ortadan kalkacağı için tamamen dijitale geçildiğinde Sony, fiyat belirleme konusunda tek yetkili merci haline gelerek bir fiyat tekeli oluşturuyor. Sony’nin bu geçiş sürecini yönetirken oyuncuların tepkisini yumuşatacak hiçbir tüketici dostu adım atmaması ise büyük bir iletişim hatası olarak değerlendiriliyor.