Ana içeriğe geç

Uzmanlara göre çocuklara daha fazla sebze yedirmenin en etkili altı yolu

Ebeveynlerin en büyük ortak sorunlarından biri olan çocukların sebze yememe alışkanlığına karşı araştırmacılar yenilikçi ve bilimsel çözümler sundu. Uzmanlar, bilişsel gelişimden okul başarısına kadar çocuk sağlığını doğrudan etkileyen doğru beslenme düzeni için evde kolayca uygulanabilecek 6 basit yöntemi derledi.

Uzmanlara göre çocuklara daha fazla sebze yedirmenin en etkili altı yolu
Cumhuriyet
16

Çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde yeterince sebze ve meyve tüketmesini sağlamak, pek çok anne ve baba için zorlu bir sürece dönüşebiliyor. Ebeveynlik forumları ile dijital sohbet grupları sık sık "Çocuğumun yalnızca bej renkli yiyecekler yemesi normal mi?" sorusuyla çalkalanırken, uzmanlar kötü beslenmenin çocukların bilişsel işlevlerini, konsantrasyonunu, davranışlarını ve hatta okul performansını doğrudan olumsuz etkilediğini vurguluyor. Dünya genelinde çocukluk çağı obezitesinin artış göstermesi ve bu durumun uzun vadeli kronik sağlık sorunlarının yanı sıra düşük eğitim çıktılarıyla da ilişkilendirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlığının erken yaşta kazandırılmasını zorunlu kılıyor. Bilim insanları ve beslenme uzmanları, çocuklukta beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek adına evde kolaylıkla denenebilecek 6 etkili ve bilimsel yöntemi paylaştı.

1. SIK SIK MARUZ BIRAKMA (ERKEN YAŞTA BAŞLAYIN)

İngiltere'de bulunan Leeds Üniversitesi'nin Biyopsikoloji Profesörü Marion Hetherington, erken çocukluk döneminde mümkün olduğunca farklı türde sebzeleri çocuklara sık sık sunmanın uzun vadede büyük fark yarattığını belirtiyor. Çocukların sebzelere karşı ilgisini artırmak için en kritik dönemin okul öncesi yıllar olduğunu ifade eden Hetherington, "Beş yaşına kadar çocukları sebzelere maruz kılmayı artırmaya başlamazsanız, artık çok geç olur" uyarısında bulunuyor. Araştırmalara göre, çocukların yeni bir yiyeceği kabul etmeden önce o gıdanın kendilerine 5 ila 15 kez tekrar tekrar sunulmasına ihtiyaç duyuluyor. Bu süreç anne karnında, amniyotik sıvı yoluyla dahi başlayabiliyor. 1 yaşın altındaki bebekler yeni yiyeceklere karşı daha açıkken, 3-4 yaş grubu okul öncesi çocuklarda "besin neofobisi" (yeni bir yiyeceğe karşı duyulan korku) daha yüksek görüldüğünden, sabırlı ve ısrarcı olmak önem taşıyor.

2. ÖNCE SEBZE SUNUN (AÇLIK ANINI YAKALAYIN)

Çocuklara bir yiyeceğin "sağlıklı" olduğunu söylemek genellikle ters etki yaratıyor; çünkü çocuklar sağlıklı yerine "lezzetli" olarak tanımlanan gıdaları seçmeye eğilim gösteriyor. Bu noktada sebzelerin sunulduğu zamanlama büyük önem kazanıyor. Profesör Hetherington, sebzeleri çocuklar en aç oldukları anda, yani öğünün başında sunmanın yeme olasılığını ciddi oranda artırdığını; çünkü çocukların genellikle ilk olarak en çok sevdikleri yüksek kalorili besinleri tükettiğini söylüyor. Pennsylvania State University'den Beslenme Bilimleri Profesörü Barbara Rolls da önce sebzeyi teşvik etmenin çocukların aşırı yemesini önlediğini onaylıyor. Batı beslenme kültüründe sebzeler kahvaltının bir parçası olmasa da omlete mantar-ıspanak eklemek ya da muffinlere kabak koymak etkili birer yöntem olarak öne çıkıyor. Nitekim 2023 yılında İngiltere'deki sekiz çocuk bakım merkezinde yapılan bir çalışma, çocukların kahvaltıda sunulan sebzeleri %60'tan fazla oranda tükettiğini ortaya koyuyor.

3. SAĞLIKLI YİYECEKLERİN PORSİYONUNU BÜYÜTÜN

Sebzeleri öğün öncesinde sunmak pratik gelmiyorsa, tabaktaki porsiyon oranlarını değiştirmek de etkili bir alternatif sunuyor. Yüksek kalorili bileşenlerin miktarını azaltıp sebzelerin oranını artırmak, havuç ve kabak gibi sebzeleri sosların içine rendelemek gizli bir tüketim sağlıyor. Yapılan araştırmalar, tabağa konulan et ve sebze oranı değiştirildiğinde bireylerin benzer miktarda yemek yemeye devam ettiğini ancak daha fazla sebze tükettiğini kanıtlıyor. Çocuğun tabağındaki meyve ve sebze miktarının %50 oranında artırılması, doğrudan tüketimi de yukarı çekiyor. Ayrıca okul öncesi çocukların yemek sırasında farklı sebze alternatifleri arasında seçim yapabilmelerinin, daha fazla sebze ve daha az sağlıksız gıda tüketmelerini sağladığı gözlemleniyor.

4. SEBZELERİN GÖRÜNÜMÜNÜ DEĞİŞTİRİN

Yemek tercihlerinin büyük bir kısmı gözle başlıyor ve çocuklar birden fazla seçenek sunulduğunda en tanıdık ya da en hoş görünen yiyeceğe yöneliyor. Bu nedenle sunumu eğlenceli hale getirmek tüketimi artırıyor. Araştırmalar; meyve ve sebzeler kelebek, çiçek ya da oyuncak ayı gibi ilginç şekillerde kesildiğinde çocukların bunları daha fazla tükettiğini gösteriyor. Aynı zamanda sağlıklı atıştırmalıkların evde daha görünür ve erişilebilir yerlerde tutulması da ilgiyi artırıyor. Yapılan çalışmalar, 10-13 yaş arası çocukların tek bir kapta porsiyonlanmış sebzeleri daha çok tercih ettiğini; okul öncesi çocukların ise bölmeli tabaklarda sunulan yiyeceklerdeki sebzeleri %36 daha fazla yediğini gösteriyor.

5. BİRLİKTE YEMEK YİYİN (ROL MODEL OLUN)

Ebeveynlerin beslenme alışkanlıkları, çocukların neyi "normal" olarak algılayacağını doğrudan belirliyor. Fast food tüketen ya da kahvaltıyı atlayan ebeveynlerin çocuklarında da benzer sağlıksız alışkanlıklar yaygınlaşırken, sağlıklı beslenen ailelerin çocuklarının kek, çikolata ve tuzlu atıştırmalıklardan uzak durduğu görülüyor. Yeni Zelanda'da yapılan bir araştırma, sağlıklı beslenme davranışlarını modelleyen ebeveynlerin çocuklarının meyve ve sebzeleri daha çok sevdiğini ortaya koydu. Haftada en az üç kez tüm ailenin birlikte masaya oturması; daha sağlıklı bir kilo dengesi, iyi beslenme alışkanlıkları ve kaliteli gıda tüketimiyle doğrudan ilişkili bulunuyor. Düzenli aile yemeklerine katılan çocukların uzun vadede fiziksel uygunluk düzeylerinin daha yüksek olduğu ve daha az gazlı içecek tükettikleri tespit ediliyor.

6. YEMEĞİ EĞLENCELİ HALE GETİRİN VE ZORLAMAYIN

Çocukları belirli bir yiyeceği yemeye zorlamak, o gıdadan alınan keyfi azaltarak ilerleyen yaşlarda daha sağlıksız bir diyete yol açabiliyor. Benzer şekilde, sebze yemesi için çocukları sağlıksız bir abur cuburla ödüllendirmek de uzun vadede zararlı gıdalara olan tercihi artırıyor. Bunun yerine yiyeceklerle bağ kurmalarını sağlamak gerekiyor. Yapılan deneysel çalışmalarda; çocukların pancar, nohut ve lahana gibi malzemelere dokunmalarına, koklamalarına ve tatma baskısı olmadan incelemelerine izin verilmesinin besin neofobisini (yeni gıda korkusunu) azalttığı saptandı. Yemek yapma sürecine dahil edilen çocukların da tanımadıkları yiyecekleri denemeye daha istekli olduğu görüldü. Deneysel Şef Jozef Youssef, anahtar noktanın baskısız bir ortam yaratmak olduğunu belirterek, "Yemeği oyunlaştırmak ve duyusal etkileşim yaratmak çocuklarda işe yarıyor. Baskı olmayan rahat bir ortamda çocuklar keşfetmeye oldukça istekli oluyor" sözleriyle ebeveynlere rehberlik ediyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler