Dr. Nuri Sevgen, dün Resmi Gazete’de yayımlanan zorunlu karşılık düzenlemesinin piyasadan yaklaşık 4,5 milyar dolarlık likidite çekilmesi anlamına geldiğini belirtti. Bankacılık sisteminde para yaratma kapasitesinin yarı yarıya azalacağını örneklerle açıklayan Dr. Sevgen, bu adımın enflasyon ve kur kontrolünde kritik bir araç olduğunu vurguladı. “Zorunlu karşılık oranı %10’dan %20’ye çıkarıldığında, para yaratma kapasitesi 10 katından 5 kata düşer” diyerek mekanizmanın işleyişini netleştirdi.
Borsa İstanbul’da teknik seviyeler ve bilanço makyajı
Borsa İstanbul’daki güncel tabloyu teknik açıdan değerlendiren Dr. Sevgen, 14.300 puan seviyesinin aşılmasının kritik olduğunu ifade etti. Bu seviye geçilmeden yukarı yönlü bir 'al' sinyali oluşmayacağını ifade eden Dr. Sevgen, aksi takdirde 13.500 seviyelerine doğru geri çekilmelerin yaşanabileceğini belirtti. Küçük hisselerde görülen bilanço makyajı hareketlerinin yatırımcıları yanıltabileceğini, büyük hisselerde ise bu tür manipülasyonların daha zor olduğunu söyleyen Dr. Sevgen, “Bilanço fondatenli hale getiriliyor” diyerek küçük hisselerdeki yapay görüntülere dikkat çekti.
Halka arzların likidite üzerindeki baskısı
Yoğun halka arz takviminin piyasadaki nakit ihtiyacını artırdığını dile getiren Dr. Sevgen, temmuz başı itibarıyla işlem gören 5 farklı halka arzın toplamda 12 milyar TL’nin üzerinde bir para çıkışına neden olduğunu aktardı. Yatırımcıların bu arzlara katılmak için nakde dönme eğiliminin borsa grafiği üzerinde olumsuz bir görüntü oluşturduğunu kaydeden Dr. Sevgen, bu durumun endeksteki aşağı yönlü eğilimi desteklediğini, özellikle küçük yatırımcıların likidite sıkışıklığı nedeniyle zarar görebileceğini belirtti.
Enflasyon sonrası sektörel ayrışma
Enflasyon verilerinin düşüş eğilimine girmesiyle birlikte bankacılık sektörünün en olumlu etkilenecek grup olacağını öngören Dr. Sevgen, bankaların faiz ve enflasyon değişimlerine en duyarlı sektör olduğunu hatırlattı. Sanayi hisselerinin ise ucuz kalması ve gelecekteki faiz indirimi beklentilerinden kaynaklı hareketlilik göstereceğini söyledi. Bu ayrışmanın yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratabileceğini, ancak doğru sektör seçiminin kritik olduğunu vurguladı.
Küresel piyasalar ve jeopolitik riskler
ABD Merkez Bankası (Fed) açıklamaları ve yaklaşan NATO zirvesinin küresel piyasaların radarında olduğunu belirten Dr. Sevgen, ABD’den gelecek tarım dışı istihdam verisinin küresel risk iştahını belirleyeceğini söyledi. NATO zirvesinde alınacak kararların bölgesel dengeler üzerinde etkili olacağını, jeopolitik gelişmelerin Türkiye’ye doğrudan yansıdığını ifade etti.
Emtia piyasasında sessiz bekleyiş
Altın, gümüş ve bakır gibi kıymetli metallernin yatay bantta güç toplama evresinde olduğunu söyleyen Dr. Sevgen, özellikle altın ve gümüşe dair soruların azaldığı dönemlerin bu metallerin yukarı yönlü atağa geçme potansiyelinin arttığı zamanlar olduğunu dile getirdi. Dr. Sevgen, emtia piyasasında genel bir zayıflık olduğunu, ancak bu sessizliğin yeni bir yükseliş hareketinin habercisi olabileceğini belirtti.