Ankara Sanayi Odası (ASO), Ankara Ticaret Odası (ATO) ve Ankara Ticaret Borsası ve Ekonomi Gazetesi iş birliğinde Ankara Ekonomi Zirvesi düzenledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve iş dünyasından birçok sektör temsilcisinin katılım sağladığı zirvede, 'Ticaret, Sanayi ve Tarımın Ortak Geleceği' odağında Ankara ve Türkiye ekonomisi değerlendirildi. Zirvede; 'Sanayi', 'Ticaret', 'Tarım ve Gıda' panelleriyle Ankara'nın ekonomik anlamda gelişimi ve sorunlara ilişkin çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Ardıç Ankara'nın üretim, teknoloji ve insan kaynağı bakımından güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirterek, bu potansiyelin ortak bir vizyonla harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Ardıç, üretim anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sanayide yaşanan daralma, finansmana erişim sorunları ve yüksek maliyetlerin üretimi zorladığını ifade etti.
Sanayi, ticaret ve tarımın aynı hedef doğrultusunda hareket etmesinin şehirlerin rekabet gücünü artıracağını belirten Ardıç, Ankara'nın bu üç alanda da güçlü altyapıya sahip ender şehirlerden biri olduğunu kaydetti.
"İhtiyacımız olan da yalnızca yeni teşvikler değil; üretim anlayışımızı baştan kuracak yeni bir zihniyettir"
Dünyada jeopolitik gelişmeler, yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve tedarik zincirlerindeki değişimlerin üretim anlayışını yeniden şekillendirdiğini dile getiren Ardıç, artık ülkelerin yalnızca ne ürettiğinin değil, nasıl ve kimlerle ürettiğinin önem kazandığını söyledi.
Ekonominin yalnızca faiz, kur ve büyüme rakamları üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Ardıç, "Bugün ihtiyacımız olan da yalnızca yeni teşvikler değil; üretim anlayışımızı baştan kuracak yeni bir zihniyettir. Sadece günlük gündemi takip eden toplumlar geleceği kaçırır. Bizim işimiz; on yıl sonra dünyanın nasıl üreteceğini, hangi teknolojinin öne çıkacağını ve Ankara'mızın o tabloda nerede pozisyon alacağını bugünden konuşmaktır" ifadelerini kullandı.
Sanayici yüksek faiz ve maliyet baskısı altında
Makroekonomik istikrarın önemine değinen Ardıç, son dönemde uygulanan ekonomi programının enflasyonla mücadele açısından önemli olduğunu ancak üretim kesiminin ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Yılın ilk çeyreğinde sanayi sektörünün yüzde 0,8 daraldığını hatırlatan Ardıç, "Bugün sanayicimiz; yüksek ticari kredi faizleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, artan üretim maliyetleri, kur baskısı ve ihracat pazarlarında zayıflayan taleple aynı anda mücadele ediyor. Bütün bunlar kârlılığı aşındırıyor. Odamız üyelerinin yaklaşık üçte biri geçen yılı zararla tamamlarken, zarar eden firma sayımız son iki yılda ikiye katlandı. Sanayicimiz tüm bu zorluklara rağmen üretimini sürdürmek için büyük çaba harcıyor. İstihdamını korumaya, yurt dışı pazarlarını kaybetmemek için zararına da olsa ihracatını sürdürmeye çalışıyor. Bugün üzerinde durmamız gereken temel konu da budur. Üretimin sürdürülebilirliğini korumak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
"Savunma sanayiindeki birikim diğer sektörlere taşınmalı"
Ankara'nın savunma, havacılık, makine, medikal, yazılım ve elektronik alanlarında Türkiye'nin stratejik üretim merkezi olduğunu belirten Ardıç, geçen yıl 18,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini ve bunun yüzde 13'ünün yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğunu söyledi.
Savunma sanayiinde oluşan teknolojik birikimin diğer alanlara da aktarılması gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Savunmada biriken bu teknoloji sağlıktan yeşil enerjiye, akıllı tarımdan sivil üretimin bütününe akmalıdır. Bunu bir temenni olarak söylemiyorum; çünkü bu yayılım kendiliğinden olmaz. Bu nedenle, savunmada biriken mühendislik kabiliyetini öncelikle sağlık endüstrisine taşıyacak yetkili bir başkanlık kurulması önerimizi de bu bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Çünkü gerçek kalkınma, teknolojinin bir sektörde devleşmesi değil; o devin bilgisinin bütün ekonomiyi beslemesidir" diye konuştu.
Konuşmasında Ankara'da hayata geçirilecek iki büyük projeye de değinen Ardıç, Temelli Sanayi Havzası'nda kurulacak ASO Teknoloji Üssü'nün savunma sanayi, üniversiteler, girişimciler ve sanayiyi aynı çatı altında buluşturacağını söyledi. Ardıç, tam kapasiteye ulaştığında teknoloji üssünün yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar ihracat katkısı sağlayacağını, 18 bin nitelikli istihdam oluşturacağını ve 800'den fazla firmaya ev sahipliği yapacağını belirtti.
Ankara Serbest Bölgesi'nin ise yaklaşık 4,2 milyon metrekare alanda kurulacağını aktaran Ardıç, bölgede yaklaşık 200 firmanın faaliyet göstermesinin, 40 bin kişiye istihdam sağlanmasının ve yıllık 4 milyar dolar ihracat katkısı hedeflendiğini söyledi.
"Ankara'daki potansiyeli harekete geçirdiğimizde, 'Güçlü Ankara, daha güçlü Türkiye' sözü gerçek olacaktır"
Konuşmasının sonunda Ankara'nın bilgi, teknoloji ve üretim kapasitesini ortak akılla harekete geçirmesi gerektiğini vurgulayan Ardıç, "Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Ankara'yı yalnızca yönetimin değil; üretimin, teknolojinin ve girişimciliğin de başkenti yapacağız. Çünkü bir şehrin asıl rekabet gücü, fabrikalarının sayısı değil; farklı alanlardaki potansiyelini aynı amaç etrafında ortak akılla birlikte harekete geçirebilme kapasitesidir. Ankara'mızda bu kapasite var. Bu potansiyeli harekete geçirdiğimizde, 'Güçlü Ankara, daha güçlü Türkiye' bir söz değil; bir gerçek olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.