AHBAP Derneği adına toplanan bağışların yöneticilerin özel hesaplarına aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Babala TV'nin kurucusu Oğuzhan Uğur'un emniyet ifadesi ortaya çıktı. Uğur, Ahbap Derneği ile organik bir bağının bulunmadığını, deprem döneminde yalnızca yardım çağrılarının duyurulmasına destek verdiğini belirterek hakkındaki suçlamaları reddetti.
Ayrıca Uğur dernek kurucusu şarkıcı Haluk Levent'in söz konusu paraları nasıl kullandığını bilmesinin mümkün olmadığını da belirtti.
"HALUK LEVENT DIŞINDA AHBAP'TAN KİMSEYİ TANIMAM"
Emniyette verdiği ifadede Ahbap Derneği'nden yalnızca Haluk Levent'i tanıdığını söyleyen Uğur, dernek yöneticileriyle herhangi bir ilişkisi olmadığını belirtti.
2018 yılında İzmir'de orman yangınları için düzenlenen ve çok sayıda sanatçının katıldığı bir organizasyonda hiçbir ücret almadan sahneye çıktığını anlatan Uğur, bunun dışında Ahbap'ın herhangi bir organizasyonunda yer almadığını ifade etti.
Hiç kimseden talimat almadığını söyleyen Uğur, deprem döneminde yapılan destek paylaşımlarının yalnızca Ahbap'a yönelik olmadığını, aynı zamanda AFAD ve Kızılay için de benzer çağrılar yaptıklarını dile getirdi.
"DEPREM SÜRECİNDE BÖLGEYE DAVET EDİLDİM"
6 Şubat depremlerinin yaşandığı akşam Haluk Levent'in kendisini aradığını aktaran Uğur, Hatay'a gitmeleri yönünde davet aldığını söyledi.
Ertesi sabah ambulans uçakla Adana'ya gittiklerini, burada Haluk Levent'in gönderdiği araçla Hatay İl Jandarma Komutanlığı'na ulaştıklarını anlatan Uğur, bölgede yardım ekipleriyle röportajlar yaptığını ifade etti.
Telefon ve internet altyapısının yetersiz olması nedeniyle ekip olarak İstanbul'a dönme kararı aldıklarını belirten Uğur, dönüşün ardından yardım yayınlarına başladıklarını ve yayınların alt bantlarında yalnızca AFAD ile Ahbap Derneği'nin doğrulanmış IBAN bilgilerine yer verdiklerini söyledi.
"PARA TOPLAMADIK, SADECE BİLGİYİ PAYLAŞTIK"
Deprem dönemindeki yayınlarda kullandıkları "para topluyoruz" ifadelerinin yanlış anlaşıldığını belirten Uğur, hesaplarına tek kuruş para girmediğini savundu.
Babala TV'nin bir sivil toplum kuruluşu olmadığını vurgulayan Uğur, "Bize para göndermek isteyen kişilere sadece AFAD ve Ahbap'ın IBAN bilgilerini verdik. Aktardığımız şey para değil bilgidir. Hesaplarımız incelendiğinde bize herhangi bir para yatırılmadığı görülecektir" dedi.
"AHBAP FAALİYETLERİNDE KESİNLİKLE ROL ALMADIM"
Ahbap Derneği'nin faaliyetlerinde hiçbir zaman görev almadığını ifade eden Uğur, yalnızca diğer yardım kuruluşlarında olduğu gibi Ahbap'ın da iletişim bilgilerini paylaştığını söyledi.
AFAD'ın bu çalışmalar nedeniyle kendisine teşekkür belgesi verdiğini belirten Uğur, Ahbap'ın mali yapısı, toplanan bağış miktarı ve bu bağışların nasıl kullanıldığına ilişkin hiçbir bilgisinin olmadığını kaydetti.
Deprem döneminde kendilerini arayan bağışçıların beyanlarından yola çıkarak yaklaşık 60 milyon liralık bağış taahhüdü not aldıklarını ifade eden Uğur, bu kişilerin gerçekten bağış yapıp yapmadıklarını bilmediklerini ve bu rakamın yalnızca tahmini olduğunu söyledi.
"HERHANGİ BİR USULSÜZLÜĞE ŞAHİT OLMADIM"
Uğur, Ahbap Derneği'ne yapılan bağışların amacı dışında kullanıldığına ilişkin herhangi bir şüphesinin bulunmadığını belirterek, "Herhangi bir usulsüzlüğe de şahit olmadım. Dernekle organik bir bağımız olmadığı için medyada yer alan haberler dışında bir bilgimiz olmadı" ifadelerini kullandı.
ŞİRKETLERİNİN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTI
Babala TV'yi YouTube üzerinden yeni medya anlayışıyla kurduğunu anlatan Uğur, zamanla çalışan sayısının artması nedeniyle şirketleşme kararı aldığını söyledi.
Ticari tecrübeleri olmadığı için şirketi annesinin üzerine kurduklarını belirten Uğur, daha sonra eğlence içerikleri üretmek amacıyla Babalayka TV'yi hayata geçirdiklerini, bu şirketi ise kardeşi adına kurduklarını ifade etti.
İki kanalın zaman zaman birbirine finansal destek sağladığını belirten Uğur, bunun tamamen ticari faaliyetlerden kaynaklandığını söyledi.
Ayrıca Babala TV'nin büyümesi amacıyla İlker Ayrık ve ortaklarıyla birlikte Osis isimli bir medya şirketi kurduklarını, YouTube gelirlerinin de ortaklar arasında paylaşıldığını kaydetti.
MASAK RAPORUNDAKİ 30 MİLYON LİRA ŞÜPHESİ
İfadesinde MASAK raporunda yer alan iki gün içinde yaklaşık 30 milyon liralık şüpheli para hareketiyle ilgili soruya da yanıt veren Uğur, söz konusu işlemin araç alımına ilişkin olduğunu söyledi.
İlk iki para transferinin isim yanlışlığı nedeniyle banka tarafından iade edildiğini anlatan Uğur, "Gerçekte işlem yapılan para 9 milyon 700 bin liradır. Üç kez gönderim yapılmış olması toplam 30 milyon lira işlem yapıldığı anlamına gelmez. Banka görevlisinin yaptığı hata nedeniyle para iki kez iade edilmiştir. Herhangi bir art niyet söz konusu değildir" dedi.
"HERHANGİ BİR ÖRGÜTE DAHİL OLMADIM"
Hakkındaki suçlamaları reddeden Uğur, herhangi bir örgütün varlığından dahi haberdar olmadığını ve hiçbir örgüte üye olmadığını söyledi.
Deprem döneminde yaptığı açıklamaların yalnızca yardım kuruluşlarına destek verilmesine yönelik olduğunu ifade eden Uğur, bunların suç teşkil ettiğini düşünmediğini dile getirdi.
Ahbap Derneği ile herhangi bir bağı bulunmadığını yineleyen Uğur, şu ifadeleri kullandı:
"Ahbap Derneği ile herhangi bir bağım olmaması sebebiyle yapılan bağış paralarının nerede kullanıldığını benim bilmem mümkün değildir. Haluk Levent'in de paraları nasıl kullandığını bilmem mümkün değildir. Ben zaten 2023 yılından beridir yan yana fiziksel olarak görüşmedim."
2024 ve 2025 yıllarında Haluk Levent'in kendisini toplam üç kez aradığını, bu görüşmelerin de çıkaracağı şarkılarla ilgili kısa konuşmalar olduğunu belirten Uğur, telefon kayıtlarının incelenmesi halinde aralarında herhangi bir irtibatın bulunmadığının görüleceğini söyledi.
"SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM"
Şirketleri ile şahsi hesaplarındaki para transferlerinin Ahbap Derneği ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunan Uğur, bunların tamamen ticari faaliyetlerden kaynaklandığını ifade etti.
Tüm hesap hareketlerinin muhasebeleştirildiğini söyleyen Uğur, herhangi bir dolandırıcılık ya da suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama eylemi içinde yer almadığını belirtti.
Sabit ikamet sahibi olduğunu, kaçma ya da delil karartma ihtimalinin bulunmadığını kaydeden Uğur, "Benim neden bu soruşturmaya dahil edildiğimi dahi anlamış değilim. Hakkımda takipsizlik kararı verilmesini talep ediyorum" dedi.