MHP Lideri Devlet Bahçeli, çalışmalarını Ankara'da sürdürüyor.
Yoğun mesaisine devam eden Bahçeli, bugün partisinin grup toplantısında kürsüde konuştu.
Küresel ve bölgesel gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Bölgenin bağrına bir hançer gibi saplamış siyonist terör aygıtı ateşkes münazaralarını pervasızca çiğnemektedir" dedi.
Masada kurulan cümlelerin sahada da korunması gerektiğini söyleyen Devlet Bahçeli, "Uluslararası düzen çetin bir beka satrancına dönüştü" dedi.
Bahçeli'nin devam eden açıklaması şöyle;
"Değerli dava arkadaşlarım uluslararası nizam, hamlelerin yalnız masanın üstünde ve görünen taşlarla yapılmadığı, kapalı kapılar ardında derinlikli olay ve oyun senaryolarının kurgulandığı çetin ve muhataralı bir beka satrancına dönüşmüştür.
Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir."
"Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir.
Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde mukabilinde ağır bir faturası vardır.
Böylesi hassas, fetret ve buhran dönemlerinde devletler için asıl mesele, hangi uzlaşı hamlesinin bölgeyi esenliğe götürmeye matuf olduğunu tefrik etmektir. Söz konusu yapıcı adımları sabote etmek amacıyla hangi fırtınaların ve habis niyetlerin kapı ardında beklediğini sezmektir."
"Nihayet namertçe mazluma sıkılan her kurşunun, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz, ne kadar çürük bir zemine istinat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir.
Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler feci bir hercümerç ile aralandığında, halkaları kanlı bir esaret zinciri ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sular durulmamış, Orta Doğu'da barış hilali her parlayacak gibi olduğunda kriz odakları ortalığa yeni bir barut kokusu sindirmiştir.
Bulanık suda avlanmayı meslek edinen hasım mihrakların tahrikleriyle Hürmüz'ün dar sularında estirilen her suni fırtına, petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar uzanan ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir."
"Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir.
Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu iftiraz ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir.
Ateşkes kelamı daha havada asılıyken bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dair fütursuzca diş göstermekte, barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır.
Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Katil İsrail, mazlumların kanı ile semiren emperyalist bir sömürge düzenidir. Gazze'nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut'ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir.
Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatında barış, silahlara mühlet kazandırmak demektir. Diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır."