İzmir – Sahil ilçelerinde hızla yapılaşma artarken, "turizm imarı" ve "otel/apart otel ruhsatı" adı altında inşa edilen projeler, yasal boşluklardan faydalanılarak lüks konut ve rezidans olarak satılmaya devam ediliyor.
Turizm tesisi adı altında inşa edilen lüks rezidans projeleri kıyı imar mevzuatını delerek sahil şeritlerinde ciddi bir betonlaşmaya ve çevre tahribatına yol açıyor. Çeşme’nin Mamurbaba mevkiinde yapılması planlanan Castello Fontana projesi resmi kayıtlarda turistik tesis (otel) alanı olarak görünüyor ancak gerçekte dev bir konut ve rezidans projesi.
Castello Fontana projesi için 34 odalık bir otel ruhsatı alınmış olmasına rağmen bu ruhsatla 769 bağımsız konut inşa edilmesi amaçlanıyor. Projedeki konut sayısındaki artış, projenin turistik bir tesis değil, konut/rezidans inşaatı olduğunu gösteriyor.
Yasal süreç başlamadan satışlar başladı
Projenin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) halk toplantısı, yasal süreç ve izinler tamamlanmamasına rağmen konutların pazarlanmasına devam ediliyor. Firmanın kendi proje dosyasında inşaat maliyeti metrekare başına 393 Avro olarak beyan edilirken, satılan konutlar metrekare başına 6 bin 500 avro talep ediliyor.
Dairelerin İstanbul'daki ofisler üzerinden fahiş fiyatlarla (780 bin avro ile 5 milyon avro arası) satılmaya başlandığını belirten Çeşme Çevre Derneği Yöneticileri, “Turizm yatırımının değil, klasik bir gayrimenkul rantının hesabı gibi duruyor” değerlendirmesinde bulundular.
Alt yapı ve riskleri göze çarpıyor
Üçüncü derece doğal sit alanı üzerindeki projede, bölgede kanalizasyon altyapısı olmaması sebebiyle sızdırmalı foseptik sistemi öngörülüyor. Bunun da yeraltı sularını ve deniz ekosistemini zehirleme riski taşıyacağı ifade ediliyor.
Çeşme'de büyük bir arıtma tesisi bulunmaması, bölgede kanalizasyon altyapısının olmaması ile birleşince endişelerin haklılık payı artıyor.
Proje sahipleri geçici bir bağlantı sözü verse de, kendi resmi Proje Tanıtım Dosyasında atık sistemi olarak foseptik belirtilmiş. Binlerce kişilik nüfus yoğunluğunun atık suyunu foseptikle karşılamanın olanaksız olması, Alaçatı ve Mamurbaba için uzun vadede çevresel riskleri artıracak gibi görünüyor.
Alt yapı yok turizm yatırımı değil
Proje Tanıtım Dosyası, projenin bir turizm yatırımı olmadığını, altyapısı hesaplanmamış, büyük ölçekli bir konut projesi olduğunu gösteriyor. Çeşme Çevre Derneği, 28 Temmuz Salı günü saat 13.00'te Pırlanta Plajı Bostan Cafe'de yapılacak ÇED halk toplantısına çağrı yaptı.
Son dönemde sahil şeritlerini betona boğan projeler:
Reges Otel: Çeşme Boyalık’ta yer alan Reges lüks otel projesinin imar planı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi onayıyla doğrudan rezidansa dönüştürüldü.
Marriot Residence: Çeşme Boyalık mevkiinde yer alan projesi, yasal olarak turizm tesisi ruhsatı almasına rağmen fiilen lüks konut ve rezidans şeklinde satışa sunuldu. Bu dönüşüm nedeniyle halkın kumsalı şahısların özel bahçesine dönüştü.
BİVA Projesi: Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "5 yıldızlı halk plajı" kapsamına alacağını duyurduğu Gücücek Koyu'nda duyurunun hemen ardından lüks rezidans projesinin satışları başladı.
NOA-Terrace: Ayasaran bölgesinde normal konutlara en fazla iki kat izin verilirken, bakanlıktan alınan "turizm tesisi" izniyle beş katlı bloklar inşa edilerek rezidans formatında pazarlanmaya devam ediliyor.
Foçaport: 1987 yılından beri faaliyet yürütülen alanda, "apart otel" yapı ruhsatı 4 blok rezidansa dönüştürüldü ve satışlara başlandı.
Dikili’de “turizm imarlı" alan statüsü arkasına sığınılarak otel görünümlü lüks dairelerin satışı gerçekleştirildi.