Metin Aktaşoğlu / [email protected] - Birleşik Krallık'ta bebeklere özel bazı can simitlerinin satışı “boğulma riski” nedeniyle yasaklandı. Acil olarak toplatılması kararlaştırılan ürünler hakkında ebeveynleri uyaran “Birleşik Krallık Ürün Güvenliği ve Standartlar Ofisi” özellikle TikTok üzerinden tanıtılıp satılan dört farklı ürün tipine ilişkin “Derhal kullanmayı bırakın” derken kararın arkasındaki gerekçeleri de sıraladı. Bunlardan ilki bebeklerin boynuna takılan bir ürün. Bebeğin başı suyun üstünde vücudu ise içinde kalıyor. Ofis, bu simitlerin çocuğun boynuna “uygunsuz bir baskı” uygulayabileceğini ifade ederken “normal hareket etme ve nefes alma kabiliyetini etkileyebileceği” için ciddi tehlike oluşturup boğulmaya yol açabileceğini dile getirdi. Ayrıca bebeklerin suyun içinde dönme riski de ürünün geri çağırılma sebepleri arasında yer alıyor.
Bir diğer ürünün çağırılma sebebi ise daha ilginç. Burada oyuncaklara, hayvanlara, çizgi film karakterlerine, bebeklerin binmesi uygun şişirilebilir oyuncak araçlara benzeyen dekoratif unsurlar barındıran ürünler “bir yüzme aracından ziyade oyuncak olarak algılanacakları” gerekçesiyle toplatılıyor. Üçüncü ürün tipinin toplanma gerekçesi ise farkedilmesi zor pastel, açık mavi, şeffaf ya da düşük kontrastlı ürünler. Bunlar tahmin edileceği üzere “suda görülmeyi zorlaştırabilecekleri gerekçesiyle” yasaklanmış durumda. Aynı zamanda şemsiye, güneşlik gibi tepe korumalıklarıyla donatılan ürünler de oyuncak çağrışımı nedeniyle yanlış kullanıma neden olabileceği ve kurtulmayı zorlaştırabileceği donanımı gerekçesiyle toplatılıyor.
AKILLARA GELEN İKİ TEMEL SORU
Birleşik Krallık'taki yetkili makamlar söz konusu kararını “2005 Genel Ürün Güvenliği Yönetmelikleri” kapsamında uygularken habere konu hassasiyetler aklımıza iki temel soruyu getirdi. Bunlardan ilki bebeklerin deniz ve havuzla güvenli olarak ne kadarlıktan itibaren tanıştırılabileceği. İkinci soru ise çocuklara özel deniz-havuz yardımcıları ya da oyuncakları alırken nelere dikkat etmemiz gerektiği. Türkiye'nin ilk bebeklere yönelik yüzme eğitimi veren antrenörü, 25 yıllık beden eğitimi öğretmeni Erengül Özbuğutu ve TOYDER (Türkiye Oyuncakçılar Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Akar, Milliyet.com.tr okuyucuları için yanıtladı.
Erengül Özbuğutu'ya göre bebekler aslında özel bir durum yoksa doğumdan itibaren hemen suyla tanıştırılabilir. “Bebeklerde, daha doğrusu tüm insanlarda doğumdan itibaren doğal bir nefes tutma refleksi mevcut. Aileler bize sıklıkla 'Çocuğumuzu suyla ne zaman tanıştırabiliriz?' diye soruyor. Bu sorunun cevabı aslında 'doğumdan itibaren hemen.' Bebekler zaten anne karnında suyun içerisinde büyüyor ve akciğer solunumu yapmasalar da neticede bu refleksle doğuyorlar. Bizler de bebek yüzme derslerimizde onlara bu refleksi yeniden hatırlatıyoruz” diyen Özbuğutu, “Bu yüzden bir bebeğin yüzme eğitimi alması için 'şu yaşta veya bu yaşta olmalı' gibi bir kısıtlama kesinlikle yoktur. Bir bebek doğumundan itibaren güvenle suya girebilir ancak burada kritik nokta, ebeveyn ve önce bir eğitmen denetiminde sürecin yürütülmesi ve eğitim verecek kişilerin de mutlaka uzmanlık düzeyinde 'bebek yüzme eğitimi' almış olması” ifadelerini kullanıyor.
Yüzmeye yardımcı araçlar meselesine değindiğimizde ise deneyimli eğitmen Özbuğutu, Birleşik Krallık'ta geri çağırılan habere konu boyun simitlerine dikkat çekiyor ve bu ürünlerin bebekler için sakıncalı olduğunun altını çiziyor:
'EBEVEYN YA DA EĞİTMEN GÖZETİMİ ŞART: EN GÜVENLİSİ 'MAKARNA''
Özbuğutu burada çarpıcı bir noktaya değiniyor ve “Ne yazık ki kulaktan dolma yönelimler ve birtakım trendler nedeniyle böyle tehlikeli ürünler piyasada yer bulabiliyor. Oysa bebeklerin doğumdan itibaren belirli bir aya gelene kadar suda kullanabileceği hiçbir yardımcı materyal yok. Süreç tamamen bebeğin kendi vücut ağırlığıyla ve ebeveyn desteğiyle yürütülmeli” diyor ve “Bebekler ilerleyen aylarda komutları anlamaya başladığında; ayaklarını çevirme yani suda yürüme veya koşma hareketi gibi kaba motor becerilerini devreye soktuklarında straforlu mayoları önerebiliyoruz. Ancak bu mayolar da tek başına bir çözüm değil ve çocuk bu mayoyla da yüzüstü düştüğünde kendi kendine dönemeyip boğulma tehlikesi yaşayabilir. Bu nedenle straforlu mayo kullanılsa bile çocuğun mutlaka bir ebeveyn ya da eğitmen gözetiminde olması şart diye ekliyor. Erengül Özbuğutu suda en güvenle kullanılabilecek yardımcı materyali şöyle dile getiriyor:
Özbuğutu'nun su güvenliğinde altını çizdiği ve “en temel kural” dediği nokta ebeveyn denetimi. “Çocuk yüzmeyi ne kadar iyi öğrenirse öğrensin, her zaman bir kol uzaklığında ya da göz mesafenizde olmalı. Suda ne olacağı hiç belli olmaz” şeklinde konuşan Özbuğutu, “Bizim bebek yüzme eğitimlerindeki asıl amacımız, çocuğun kazara suya düştüğünde, atladığında veya itildiğinde kendi kendini kurtaracak, yüzerek kenara çıkabilecek seviyeye gelmesidir. Özellikle artık hemen hemen her sitede havuz olduğu düşünüldüğünde, bu eğitim lüks değil tamamen bir güvenlik ihtiyacı” ifadelerini kullanıyor.
BAZILARI 'OYUNCAK' DEĞİL
Türkiye'nin en popüler e-ticaret platformlarına baktığımızda çok sayıda kolluk ve can simidi alternatifi karşımıza çıkıyor. Bu ürünlerden bazıları oyuncak statüsünde değil “Kişisel Koruyucu Donanımlar” statüsünde yer almakta. “Derin sularda kullanılması amaçlanan su ekipmanları ile yüzme oturakları ve yüzme yardımcıları gibi çocuklara yönelik yüzmeyi öğrenme gereçleri” Ticaret Bakanlığı'nın Oyuncak Güvenliği Yönetmeliği'ne göre “oyuncak olarak kabul edilmeyen ürünler” arasında. Peki oyuncak değilse ne? Az önce de sözünü ettiğimiz “Kişisel Koruyucu Donanımlar” burada devreye giriyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın “KKD Kitabı” kapsamlı bir yönetmelik ve çerçeve sunarken ulusal standartları da dile getiriyor.
AB resmi gazetesinde referans numaraları yayımlanan ve TSE tarafından uyumlaştırılarak Türk Standardı haline de gelen standartlar arasında elbette yüzme araçları da var. TS EN 13138-1 yani “Yüzme eğitimi için yüzmeye yardımcı donanımlar - 1: Giyilen yüzmeye yardımcı donanımlar için güvenlik kuralları ve deney yöntemleri” adlı standart aslında EN 13138-1 kodlu AB standartının Türkiye'ye uyumlandırılmış hali. Özellikle bazı kolluklarda ve can simitlerinin üzerinde bahse konu AB standart kodunu görmek mümkün.
'DÜNYADA GÜMRÜK DENETİMLERİNİN EN YOĞUN YAPILDIĞI ÜLKELERİN BAŞINDA TÜRKİYE GELİYOR'
Kimi “oyuncak” kimi “kişisel koruyucu donanım” olsa da habere konu araçların üretiminde ve ticaretinde net bir biçimde çerçevesi çizilmiş standartlar mevcut. TOYDER (Türkiye Oyuncakçılar Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Akar'a bu standartları sorduk. TOYDER Başkanı Akar, özellikle Türkiye’deki gümrük ve denetim süreçlerinin altını çizerken “Dünyada gümrük denetimlerinin en yoğun yapıldığı ülkelerin başında açık ara Türkiye gelmekte. Ülkemizde oyuncak grubuna giren veya bu kapsamda değerlendirilen ürünler, EN71-1, 2 ve 3 olarak adlandırılan sıkı testlere tabidir. İthalatçı firmalar, özellikle yüzde 99'u Uzak Doğu menşeli olan bu ürünler gümrüğe geldiğinde, test raporlarını ve belgelerini Gümrük Bakanlığı’na beyan etmek zorunda. Bakanlık, raporlarda şüpheli bir durum tespit ederse ürünlerin Türkiye’de yeniden test edilmesini talep edebiliyor” şeklinde konuşuyor.
“EN 71 Safety For Toys” şeklindeki dünya çapında uygulanan standart testlerinde EN 71-1, mekanik ve fiziksel özellikleri değerlendiriyor ve “oyuncakların yapısal güvenliği, küçük parçaların varlığı, keskin kenarlar gibi fiziksel riskleri” değerlendiriyor. Üç yaş altı çocuklara yönelik oyuncakların EN 71-1 standardının 5. maddesinin geniş kapsamlı alt maddelerine de uygun olması gerekiyor. EN 71-2 oyuncakların yanıcılık özelliklerini test ederken özellikle kostümler ve tekstil oyuncaklar için bu testler hayati önem taşıyor. EN 71-3 ise oyuncak malzemelerinden çocukların vücuduna geçebilecek kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır metallerin miktarlarını sınırlar.
'PİYASA DENETİMİ' FARKI!
Akar Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki denetim farklarına dikkat çekerken, Birleşik Krallık'ta genellikle “piyasa denetiminin” ön plana çıktığının altını çiziyor. “Piyasa denetimi sisteminde mallar, belirli deklarasyon ve taahhütlerle gümrükten görece kolaylıkla geçer; denetimler ise ürünler iç piyasaya girdikten sonra yapılır. Türkiye'de ise Ticaret Bakanlığı ve gümrükler, ürünler henüz ithal edilmeden -yani iç piyasaya girmeden- önce tüm raporları ve testleri titizlikle inceler. Bu nedenle tüketicilerimiz, denetimden geçmiş ürünler konusunda müsterih olabilirler” diyor. Tabii Akar'ın da vurguladığı kritik bir nokta, güvenilir satıcılar ve platformların tercih edilmesi.
Bu bağlamda atılan adımların da altını çizen Akar, “Özellikle Uzak Doğu menşeli sitelerden yapılan denetimsiz alışverişler konusunda Avrupa da yeni yeni adımlar atarken, Türkiye bu önlemleri yaklaşık 7 ay önce hayata geçirdi. Hem vergi kayıplarını önlemek hem de güvenlik denetimine tabi olmayan ürünlerin girişini engellemek adına alınan bu kararları Türkiye Oyuncakçılar Derneği olarak destekliyoruz. Yılbaşından itibaren bu tip denetimsiz ürünlerin yurda girişi yasaklanmıştır” diyor. Akar ebeveynleri ürün satın alırken dikkat etmeleri gereken hususlar konusunda da uyarıyor:
Akar son olarak, “Deniz ve havuzda kullanılan her ürün 'oyuncak' statüsünde olmayabilir. Bazı ürünler 'yüzme yardımcısı' veya 'kişisel koruyucu donanım' olarak sınıflandırılabilir ancak sınıflandırması ne olursa olsun, bir ürünün gümrükten geçebilmesi için test raporlarının tam olması ve üzerinde gerekli tanıtım etiketlerinin bulunması şarttır. Eğer bu bilgiler eksikse, Gümrük bu ürünlerin Türkiye'ye girişine izin vermez ve ciddi yaptırımlar uygular” hatırlatmasını yapıyor.